Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

Empati mi, Kendinden Vazgeçme mi?

Canım kadın, Bize küçük yaştan beri bir şey öğretildi. Empati kur. Anla. İdare et. Katlan. Toparla. Kollamayı bil. Ve işin sonunda… bir şey ters giderse kendini sorgula, kendini suçla. Kadının yüksek empati gücü, kültürümüzde bir bilgelik alanı olmaktan çıkarılıp bir görev tanımına dönüştürüldü. Sanki anlamak zorundaymışsın gibi. Sanki her şeyi sezmek, herkesi taşımak senin işinmiş gibi. Ve yorulduğunda, kırıldığında, tükendiğinde bile “biraz daha empati” denilerek sınırların görmezden gelindi. Oysa empati, kendini feda etmek değildir. Empati, susarak yok olmak değildir. Empati, her yükü üstlenmek hiç değildir. Gerçek empati, önce kendini duyabilme kapasitesidir. Ne hissettiğini fark edebilmek, neye tahammül edemediğini kabul edebilmek ve en önemlisi “buraya kadar” diyebilme becerisidir. Empati seni küçültüyorsa, orada empati yoktur; koşullanma vardır. Ve çoğu kadın bunu çok geç fark eder. Çünkü bize empati, sınırların yerine konulmuştur. Anlamakla katlanmak karıştırılmıştır. Sezmekle susmak eş tutulmuştur. Halbuki empati, seni bilgeleştirir ama tüketmez. Seni yumuşatır ama silikleştirmez. Sana açıklık kazandırır ama kendinden vazgeçmeni istemez. Bir ilişkide, bir işte, bir aile dinamiğinde sürekli “ben anlıyorum” diyorsan ama kimse seni anlamıyorsa, orada empati tek taraflıdır. Ve tek taraflı empati zamanla öfkeye, kırgınlığa ve içe kapanmaya dönüşür. Kadınlar genelde “çok empati kurduğum için yoruldum” demez. “Ben neyi yanlış yaptım?” der. İşte orası en büyük kopuştur. Egzersiz Bugün kendine dürüst bir alan aç. Bir kâğıda şu cümleyi yaz: “Empati kurarken kendimden vazgeçtiğim anlar…” Altına, aklına gelen örnekleri yaz. Uzatmadan ama saklamadan. Sonra şu soruyu ekle: “Bu durumda sınır koysaydım ne olurdu?” Cevabı korkuyla değil, merakla oku. Çünkü sınır koymak empatiyi bozmaz; onu dengeler. Canım kadın, Empati senin doğuştan gelen gücün olabilir ama bu güç, seni yok etmek için değil, seni korumak için var. Herkesi anlamak zorunda değilsin. Her şeye tahammül etmek zorunda hiç değilsin. Kendini suçlamadan da sınır koyabilirsin. Unutma; Empati, kendini kaybettiğin yer değil, kendini fark ettiğin yerdir. Ve bir kadın empatisini sınırla buluşturduğunda, işte o zaman gerçekten güçlü olur. Sessizce değil, bilerek. Fedakârlıkla değil, farkındalıkla.
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2026 -Cumartesi

Empati mi, Kendinden Vazgeçme mi?

Canım kadın,

Bize küçük yaştan beri bir şey öğretildi.
Empati kur. Anla. İdare et. Katlan. Toparla. Kollamayı bil.
Ve işin sonunda… bir şey ters giderse kendini sorgula, kendini suçla.

Kadının yüksek empati gücü, kültürümüzde bir bilgelik alanı olmaktan çıkarılıp bir görev tanımına dönüştürüldü. Sanki anlamak zorundaymışsın gibi. Sanki her şeyi sezmek, herkesi taşımak senin işinmiş gibi. Ve yorulduğunda, kırıldığında, tükendiğinde bile “biraz daha empati” denilerek sınırların görmezden gelindi.

Oysa empati, kendini feda etmek değildir.
Empati, susarak yok olmak değildir.
Empati, her yükü üstlenmek hiç değildir.

Gerçek empati, önce kendini duyabilme kapasitesidir. Ne hissettiğini fark edebilmek, neye tahammül edemediğini kabul edebilmek ve en önemlisi “buraya kadar” diyebilme becerisidir. Empati seni küçültüyorsa, orada empati yoktur; koşullanma vardır. Ve çoğu kadın bunu çok geç fark eder.

Çünkü bize empati, sınırların yerine konulmuştur.
Anlamakla katlanmak karıştırılmıştır.
Sezmekle susmak eş tutulmuştur.

Halbuki empati, seni bilgeleştirir ama tüketmez.
Seni yumuşatır ama silikleştirmez.
Sana açıklık kazandırır ama kendinden vazgeçmeni istemez.

Bir ilişkide, bir işte, bir aile dinamiğinde sürekli “ben anlıyorum” diyorsan ama kimse seni anlamıyorsa, orada empati tek taraflıdır. Ve tek taraflı empati zamanla öfkeye, kırgınlığa ve içe kapanmaya dönüşür. Kadınlar genelde “çok empati kurduğum için yoruldum” demez. “Ben neyi yanlış yaptım?” der. İşte orası en büyük kopuştur.

Egzersiz

Bugün kendine dürüst bir alan aç.

Bir kâğıda şu cümleyi yaz:
“Empati kurarken kendimden vazgeçtiğim anlar…”

Altına, aklına gelen örnekleri yaz. Uzatmadan ama saklamadan.
Sonra şu soruyu ekle:
“Bu durumda sınır koysaydım ne olurdu?”

Cevabı korkuyla değil, merakla oku. Çünkü sınır koymak empatiyi bozmaz; onu dengeler.

Canım kadın,

Empati senin doğuştan gelen gücün olabilir ama bu güç, seni yok etmek için değil, seni korumak için var. Herkesi anlamak zorunda değilsin. Her şeye tahammül etmek zorunda hiç değilsin. Kendini suçlamadan da sınır koyabilirsin.

Unutma;
Empati, kendini kaybettiğin yer değil, kendini fark ettiğin yerdir.
Ve bir kadın empatisini sınırla buluşturduğunda, işte o zaman gerçekten güçlü olur.

Sessizce değil, bilerek.
Fedakârlıkla değil, farkındalıkla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.