Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

Sınır İhlali Her Zaman Dışarıdan Gelmez

Canım kadın, Kırıldığımız anlarda çoğu zaman hikâyeyi tek bir yerden okuruz. Biri bir şey söyledi, biri görmedi, biri anlamadı, biri durmadı… Ve biz “sınırım ihlal edildi” deriz. Bu cümle bazen doğrudur. Ama bazen, daha derine indiğimizde başka bir gerçekle karşılaşırız: Asıl sınır ihlalini, o noktadan sonra kalmaya devam ederek biz yapmışızdır. Çünkü insan, ilk kırıldığında aslında bir işaret alır. Beden daralır, kalp sıkışır, iç ses yavaşça “burada bir şey doğru değil” der. İşte o an sınırın kapısı aralanır. Ama çoğumuz, o kapıdan çıkmak yerine içeriye biraz daha gireriz. Açıklamak isteriz, anlaşılmak isteriz, düzelmesini bekleriz. Sevgi adına, sabır adına, iyi niyet adına kendimizi orada tutarız. Oysa sınır, karşı tarafın durmasıyla değil, bizim durmamızla başlar. Kırıldığın bir yerde hâlâ kendini anlatmaya çalışıyorsan, hâlâ bir şeyleri oldurmaya uğraşıyorsan, hâlâ “belki bu sefer” diyorsan… Orada artık ihlal edilen sınır, senin kendi sınırındır. Bu bir suçlama değil. Bu bir fark ediştir. Çünkü çoğumuz, sınır koymayı sertlik sanarak büyüdük. Oysa sınır, kalbi kapatmak değil; kalbi korumaktır. Neresi olursa olsun… Bir ilişki, bir iş ortamı, bir dostluk, hatta bir hayal… Eğer orada sürekli küçülüyorsan, kendini ikna etmeye çalışıyorsan, iç sesini susturuyorsan; orada kalmaman gerekir. Bazen en sağlıklı sınır, sessizce geri çekilmektir. Bir cümle kurmadan, bir sahne yaratmadan, kendini savunmadan… Sadece “ben burada daha fazla kalamam” diyebilmektir. Çünkü her açıklama, her bekleyiş, her fazla kalış, sınırı biraz daha silikleştirir. Egzersiz Bugün kendine dürüst bir alan aç. Bir kâğıda şu soruları yaz ve acele etmeden cevapla: – En son nerede kırıldım? – O an bedenim bana ne söyledi? – Kırıldığım halde neden orada kalmaya devam ettim? – Orada kalmak bana neye mal oldu? Sonra şu cümleyi yaz: “Benim sınırım, kendimi zorladığım yerde başlar.” Bu cümleyi birkaç kez yavaşça oku. İçinde yankılanmasına izin ver. Canım kadın, Sınır ihlali her zaman dışarıdan gelmez. Bazen biz, kendimizi terk ettiğimizde başlar. Kırıldığın yerde daha fazla kalmamak, kaçmak değildir. Kendine sahip çıkmaktır. Ve unutma; bir yer seni sürekli incitiyorsa, orası senin için değildir. Neresi olursa olsun. Kendini korumak, sevgisizlik değil; derin bir öz saygıdır. Ve öz saygı, en sessiz ama en güçlü duruştur.
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2026 -Perşembe

Sınır İhlali Her Zaman Dışarıdan Gelmez

Canım kadın,

Kırıldığımız anlarda çoğu zaman hikâyeyi tek bir yerden okuruz. Biri bir şey söyledi, biri görmedi, biri anlamadı, biri durmadı… Ve biz “sınırım ihlal edildi” deriz. Bu cümle bazen doğrudur. Ama bazen, daha derine indiğimizde başka bir gerçekle karşılaşırız: Asıl sınır ihlalini, o noktadan sonra kalmaya devam ederek biz yapmışızdır.

Çünkü insan, ilk kırıldığında aslında bir işaret alır. Beden daralır, kalp sıkışır, iç ses yavaşça “burada bir şey doğru değil” der. İşte o an sınırın kapısı aralanır. Ama çoğumuz, o kapıdan çıkmak yerine içeriye biraz daha gireriz. Açıklamak isteriz, anlaşılmak isteriz, düzelmesini bekleriz. Sevgi adına, sabır adına, iyi niyet adına kendimizi orada tutarız.

Oysa sınır, karşı tarafın durmasıyla değil, bizim durmamızla başlar. Kırıldığın bir yerde hâlâ kendini anlatmaya çalışıyorsan, hâlâ bir şeyleri oldurmaya uğraşıyorsan, hâlâ “belki bu sefer” diyorsan… Orada artık ihlal edilen sınır, senin kendi sınırındır.

Bu bir suçlama değil. Bu bir fark ediştir. Çünkü çoğumuz, sınır koymayı sertlik sanarak büyüdük. Oysa sınır, kalbi kapatmak değil; kalbi korumaktır. Neresi olursa olsun… Bir ilişki, bir iş ortamı, bir dostluk, hatta bir hayal… Eğer orada sürekli küçülüyorsan, kendini ikna etmeye çalışıyorsan, iç sesini susturuyorsan; orada kalmaman gerekir.

Bazen en sağlıklı sınır, sessizce geri çekilmektir. Bir cümle kurmadan, bir sahne yaratmadan, kendini savunmadan… Sadece “ben burada daha fazla kalamam” diyebilmektir. Çünkü her açıklama, her bekleyiş, her fazla kalış, sınırı biraz daha silikleştirir.

Egzersiz

Bugün kendine dürüst bir alan aç.

Bir kâğıda şu soruları yaz ve acele etmeden cevapla:

– En son nerede kırıldım?
– O an bedenim bana ne söyledi?
– Kırıldığım halde neden orada kalmaya devam ettim?
– Orada kalmak bana neye mal oldu?

Sonra şu cümleyi yaz:
“Benim sınırım, kendimi zorladığım yerde başlar.”

Bu cümleyi birkaç kez yavaşça oku. İçinde yankılanmasına izin ver.

Canım kadın,

Sınır ihlali her zaman dışarıdan gelmez. Bazen biz, kendimizi terk ettiğimizde başlar. Kırıldığın yerde daha fazla kalmamak, kaçmak değildir. Kendine sahip çıkmaktır. Ve unutma; bir yer seni sürekli incitiyorsa, orası senin için değildir. Neresi olursa olsun.

Kendini korumak, sevgisizlik değil; derin bir öz saygıdır. Ve öz saygı, en sessiz ama en güçlü duruştur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.