Canım Kadın,
Bazı kopuşlar gürültülü olmaz.
Ne büyük kavgalar vardır ne de dramatik vedalar.
Sadece içeriden, yavaş yavaş bir çekilme olur.
Hayat, insanın içinden sessizce geri adım atar.
Anne babayla duygusal bağ kurulamadığında,
insan hayata küsmez aslında.
Hayat, insanın içinde yer bulamaz.
Güvenli bir zemin yoktur çünkü.
Tutunacak bir “ilk temas” eksiktir.
Bu eksiklik çoğu zaman yıllar boyunca fark edilmez.
İnsan çalışır, üretir, güler, ilişkiler kurar.
Ama derinde bir yerde,
hep yarım kalan bir temas hissi vardır.
Yakınlık zor gelir,
derinleşmek ürkütür,
kendinle baş başa kalmak huzur vermez.
Çünkü kişi kendisiyle bağ kurmayı,
başkasının aynasında öğrenir.
İlk aynalar bulanıksa,
insan kendini net göremez.
Ne hissettiğini,
neye ihtiyacı olduğunu,
nerede durması gerektiğini geç fark eder.
Bu yüzden bazı insanlar yıllarca
“Ben neden böyleyim?” diye dolaşır.
Neden sevilince geri çekildiğini,
neden biri yaklaştığında donduğunu,
neden kendi içinde boşluk hissettiğini
anlamak zaman alır.
Asıl fark ediş genellikle şurada gelir:
İnsan bir gün kendisiyle bağ kuramadığını anlar.
Ve bunun tembel olmakla,
zayıf olmakla,
yetersizlikle ilgisi olmadığını…
Sadece bağın öğretilememiş olduğunu görür.
Bu bir suçlama değildir.
Ne anneye, ne babaya, ne kendine.
Bu bir tespittir.
Ve tespit, iyileşmenin başladığı yerdir.
Çünkü insan şunu fark ettiğinde
çok şey değişir:
“Ben hayattan kopuk değilim.
Hayat, içimde yer bulamamış.”
Küçük Bir Egzersiz | İç Bağı Yeniden Kurmak
Sessiz bir an seç.
Telefonu bir kenara bırak.
Elini göğsüne koy.
Kendine şu soruyu sor:
“Şu an bana gerçekten ne iyi gelir?”
Cevap gelmeyebilir.
Bu çok normal.
O zaman sadece şunu söyle:
“Cevap gelmese de burada kalıyorum.”
Bir dakika boyunca
nefesine eşlik et.
Hiçbir şeyi düzeltmeye çalışma.
Sadece temas kur.
Bu egzersizin amacı çözüm bulmak değil.
Amaç, kendinle aynı odada kalabilmek.
Bağ, böyle başlar.
Anne babayla bağ kurulamadığında,
hayat insandan çekilir gibi olur
çünkü insan, hayatı içinde tutacak
ilk alanı hiç tanımamıştır.
Ama bu kader değildir.
Bu, geç öğrenilmiş bir dildir.
Kendinle bağ kurmayı öğrendikçe
hayat geri gelir.
Daha yumuşak,
daha sakin,
daha gerçek bir şekilde.
Ve bir gün fark edersin:
Hayat sana hiç küsmedi.
Sadece seni bekledi.
