Canım Kadın,
Hayatındaki en büyük savaşlar
dışarıda değil.
İçeride.
Ego ve ruh arasında.
Ego kötü değildir.
Ego seni korumak ister.
Yaralanmamanı,
reddedilmemenı,
dağılmamanı ister.
O yüzden sana şunu fısıldar:
“Boşver.”
“Büyütme.”
“Zaten herkes böyle.”
“Bu kadar düşünmeye gerek yok.”
Ruh ise rahat bırakmaz.
İçini huzursuz eder.
Uykunu kaçırır.
Bir yerde bir şeylerin yanlış olduğunu hissettirir.
Ego güvenlik ister.
Ruh özgürlük.
Ego alışkanlıkları sever.
Ruh hakikati.
İşte sen tam da burada sıkışırsın.
Bir tarafta düzen…
Diğer tarafta gerçek.
Ve ilginç olan şu:
Ego aslında güçsüz değildir.
Tam tersine,
gerçekle yüzleşebilecek kadar güçlendiğinde
direnmeyi bırakır.
Çünkü artık kırılmayacağını bilir.
İnsan en çok kırılmaktan korktuğu için
gerçeği inkâr eder.
Ama bir noktadan sonra şunu fark eder:
Gerçek kırmaz.
Gerçek özgürleştirir.
Ruh seni karanlığa indirirken yok etmek için değil,
yüklerini bırakman için indirir.
Ama ego alıştığı kimliği bırakmak istemez.
Çünkü “Ben buyum” dediğin her şey
ona güven verir.
Fakat büyüme,
“Ben buyum” dediğin yerin çatlamasıyla başlar.
Egzersiz – İç Sesini Yakala
Bugün seni zorlayan bir konu seç.
Ve kendine şu iki soruyu sor:
1-Bu kararı verirsem neyden korkuyorum?
2-Bu kararı vermezsem neyi kaybediyorum?
İlk cevap egoya aittir.
İkinci cevap ruha.
İkisini de yaz.
Savaş azalır.
Çünkü bilinç çatışmayı yumuşatır.
Canım Kadın,
Ego düşmanın değil.
Ama kaptan da o olmamalı.
Ruh pusuladır.
Ego can yeleği.
Can yeleğiyle yüzemezsin.
Ama onsuz da derin suya atlamak zor gelir.
Büyümek,
ikisinin dengesini kurmaktır.
Ve unutma…
Ruh seni karanlığa indirdiğinde
yalnız değilsin.
Orada ışık yok sanırsın.
Ama gözün alıştığında fark edersin:
Işık hep oradaydı.
Sadece sen hazır değildin.
Şimdi hazırsın.
Fatma Dayaüç
