Canım Kadın,
Rüyalar rastgele değildir.
Hele ki bazı dönemlerde ardı ardına geliyorsa,
aynı temalar dönüp duruyorsa,
uyandığında içinde bir ağırlık ya da tuhaf bir açıklık bırakıyorsa…
Orada bir çağrı vardır.
Gündüz aklınla çözemediğin,
adını koyamadığın,
“Şimdi zamanı değil” deyip ertelediğin ne varsa
gece sahne alır.
Zihin sustuğunda,
kontrol gevşediğinde,
ruh kendi dilini kullanmaya başlar.
Rüyalar korkutmak için gelmez.
Seni hazırlamak için gelir.
Çünkü insan en çok,
henüz hazır olmadığı gerçeği görmekten korkar.
Dönüşüm dönemlerinde rüyaların artmasının sebebi budur.
Eski kimlik artık dar gelmeye başlamıştır
ama yenisi henüz tam oturmamıştır.
İşte bu aralıkta bilinçaltı temizlik yapar.
Seni yoran bağları,
bitmiş hikâyeleri,
yarım kalmış duyguları
uyku sırasında çözmeye çalışır.
Bazı rüyalar nettir,
bazıları karmakarışık.
Ama hepsi aynı şeyi söyler:
“Artık bunu taşımana gerek yok.”
Mini Egzersiz – Rüyayla Diyalog
Bu akşam yatmadan önce kendine şunu söyle:
“Görmem gereken ne varsa, anlayabileceğim şekilde gelsin.”
Sabah uyandığında rüyayı yorumlamaya çalışma.
Sadece şunu sor:
– Bu rüyadan bana kalan duygu ne?
Çünkü mesaj, sahnede değil; histe saklıdır.
Canım Kadın,
rüyalar senin düşmanın değil.
Onlar, ruhunun gece vardiyasıdır.
Sen gündüz hayata tutunurken,
ruh arkadan yüklerini azaltır.
Bir rüya seni sarstıysa,
bil ki bir yük daha çözülüyordur.
Ve bu, uyanık hayatında
biraz daha hafif yürümen içindir.
Fatma Dayaüç
