Canım Kadın,
Hayat bazen bize “kader” diye anlatılan bir döngünün içine sıkışmış gibi hissettirir.
Aynı ilişkiler, benzer hayal kırıklıkları, tekrar eden duygular…
Sanki başka türlüsü mümkün değilmiş gibi.
Ama çoğu zaman seni yerinde tutan şey kader değil, alışkanlıktır.
Daha doğrusu, ezberdir.
Nasıl sevileceğini sandığın biçimler…
Nasıl susman gerektiğini öğrendiğin anlar…
“Benden bu kadar olur” dediğin sınırlar…
Hepsi bir zamanlar seni korumak için geliştirdiğin reflekslerdi.
Bugünse seni küçülten bir kafese dönüşmüş olabilirler.
Alışkanlıklar güvenlidir.
Tanıdıktır.
Acıtsa bile bildiktir.
İnsan bilinmeyenden çok, bildiği acıya tutunur.
O yüzden değişim ürkütür.
Çünkü değişmek, sadece yeni bir hayat kurmak değildir.
Eski seni bırakmaktır.
Eskiden işe yarayan ama artık dar gelen o kimliği toprağa vermektir.
Ve evet, bu kolay değildir.
Çünkü alışkanlıklar zihinde değil, bedende yaşar.
O yüzden “anladım” demek yetmez.
Farklı bir şey yapmak gerekir.
Küçük Ama Dönüştürücü Bir Egzersiz
Şimdi dur, Canım Kadın.
Kendine dürüstçe şu soruları sor:
– Hayatımda beni en çok yoran tekrar ne?
– Bu tekrarın içinde benim otomatik yaptığım şey ne?
– Bir sonraki sefer aynı durumda, bu otomatiğin yerine neyi denesem ezberi bozarım?
Büyük kararlar alma.
Hayatı kökten değiştirmeye çalışma.
Sadece bir davranışı bir tık farklı yap.
Susmak yerine bir cümle kur.
Hemen vazgeçmek yerine bir gün daha dene.
Kendini suçlamak yerine dur ve hisset.
Ezber bozulduğunda enerji değişir.
Enerji değiştiğinde yol açılır.
Canım Kadın,
hayatını değiştirmek için başka bir kader beklemene gerek yok.
Sadece kendinle ilgili öğrendiğin ezberleri sorgulaman yeterli.
Alışkanlıklarını koruyarak özgürleşemezsin.
Ama kendine şefkatle bakarak onları dönüştürebilirsin.
Unutma:
Seni tutan şey yazgı değil, tekrar ettiğin hikâyedir.
Ve her hikâye,
bir yerinden yeniden yazılabilir.
Fatma Dayaüç
