Canım Kadın,
Hepimizin içinde bir yerlerde aynı cümle dolaşıyor:
“Bir gün…”
Bir gün cesaretim olursa.
Bir gün şartlar düzelirse.
Bir gün içim daha hazır hissederse.
Ama gerçek şu ki;
hayat “bir gün”lerle genişlemiyor.
Hayat, bugün atılan küçük adımlarla şekil değiştiriyor.
Pozitif düşünce, idealler, hayaller…
Evet, hepsi çok kıymetli.
Ama yalnız kaldıklarında sadece zihinsel birer sığınak oluyorlar.
İnsanı oyalayan, umut veren ama yerinden oynatmayan güvenli alanlar.
Çocukken hepimiz bir şey olmak isterdik.
Bir şey kurmak, bir yere varmak, bir iz bırakmak.
O hayaller saf ve cesurdu çünkü henüz başarısızlıkla tanışmamıştık.
Sonra büyüdük.
Riskin ne olduğunu öğrendik.
Kaybetmenin, eleştirilmenin, yarım kalmanın ne demek olduğunu gördük.
Ve yavaş yavaş hayallerimizi “mantık”la terbiye etmeye başladık.
Aslında çoğu zaman mantık dediğimiz şey korkunun daha kabul edilebilir adıdır.
Ama şunu dürüstçe söyleyelim:
Hayat, düşünceyle değil, hareketle cevap verir.
Evren niyetlere değil, adımlara karşılık verir.
Eylem mükemmel olmak zorunda değildir.
Cesur olmak zorunda da değil.
Sadece gerçek olmalıdır.
Bir kadın harekete geçtiğinde;
kendine verdiği değeri somutlaştırır.
“Ben buradayım” demenin en sade halidir eylem.
Küçük Bir Egzersiz | Bugünün Adımı
Şimdi kendine şu soruyu sor, Canım Kadın:
– Uzun zamandır düşündüğüm ama ertelediğim tek bir şey ne?
– Bunun için bugün atabileceğim en küçük adım ne olurdu?
Küçük diyorum.
Büyük değişimler istemiyorum senden.
Bir telefon, bir mail, bir sayfa yazı, on dakikalık bir başlangıç yeter.
Ve sonra bunu yap.
His gelince değil.
Mükemmel olunca değil.
Sadece bugün.
Canım Kadın,
hayaller seni özel kılmaz.
Onlar herkesin içinde var.
Seni sen yapan şey;
o hayali ciddiye alıp,
ona bedenini ve zamanını vermendir.
Eylem, hayalin dünyaya atılmış imzasıdır.
Ve her büyük başarı,
bir gün “hazırım” denildiği için değil,
“korkuyorum ama başlıyorum” denildiği için doğar.
Fatma Dayaüç
