Canım Kadın,
Hayat çoğu zaman bize yarınları sorar gibi davranır.
“Ne olacaksın?” der.
“Sonra ne yapacaksın?”
“O iş nereye varacak?”
Oysa hayatın asıl dili yarın değil, bugündür.
Bugün neyi ertelediğinle konuşur.
Bugün neye katlandığınla.
Bugün neyi görmezden geldiğinle.
Ve bugün, hangi küçük kararı verdiğinle.
Çünkü yarın dediğimiz şey,
bugünün sessiz birikimidir.
Bir gecede değişmez.
Bir sabah mucizeyle gelmez.
Yarın, bugün yaptıklarının doğal sonucudur.
İnsan çoğu zaman geleceği büyük hamlelerle değiştireceğini zanneder.
Bir gün cesaretleneceğini,
bir gün güçleneceğini,
bir gün hazır olacağını düşünür.
Ama gerçek dönüşümler büyük değil, süreklidir.
Bugün kendine nasıl davrandığın,
yarın başkalarının sana nasıl davranmasına izin vereceğini belirler.
Bugün sınır koyup koymaman,
yarın nerede tükenmiş hissedeceğini gösterir.
Bugün sustuğun yerler,
yarın içinden yükselen yükün kaynağı olur.
Bugün seçtiğin düşünce,
yarınki duygunun zeminidir.
Bugün beslediğin alışkanlık,
yarın “ben buyum” dediğin kimliğe dönüşür.
Ve belki de en zor olanı şudur:
Bugün yaptıkların çok küçük görünebilir.
Önemsiz gibi.
“Bundan ne olacak ki?” dediklerin.
Ama hayat, küçük şeylerin hafızasını tutar.
Ve zamanı geldiğinde, hepsini önüne koyar.
Küçük Bir Egzersiz | Bugünün İzini Görmek
Bir kağıt al.
Ve şu üç soruya dürüstçe cevap ver:
– Bugün kendim için yaptığım tek iyi şey neydi?
– Bugün kendime rağmen katlandığım şey neydi?
– Bugün tekrar etmesini istemediğim bir yarın varsa, sebebi ne?
Sonra şunu yaz:
“Bugün küçük de olsa neyi farklı yapabilirim?”
Bu bir saat,
bir karar,
bir ‘hayır’,
ya da sadece kendinle temas olabilir.
Unutma, değişim büyük adımlar istemez.
Sürekli adımlar ister.
Canım Kadın,
Yarın sandığın kadar uzak değil.
Yarın, bugünle iç içe.
Bugün neyi beslersen, yarın onu büyütürsün.
Kendine yüklenmeden,
acele etmeden,
ama ertelemeden…
Bugün attığın küçük adım,
yarın “iyi ki” dediğin yer olabilir.
Fatma Dayaüç
