LEVENT PEŞKER
Köşe Yazarı
LEVENT PEŞKER
 

Tarımda denetim eksikliği, yanlış ilaç kullanımı ve halk sağlığında etkisi...

Son yıllarda bölgemizde yaşanan savaşlar, göç dalgaları ve artan nüfus hareketliliği tarımda ciddi bir talep patlamasına yol açtı. Artan nüfusu beslemek, pazarı boş bırakmamak ve fiyatları kontrol altında tutmak adına üretici bu kez doğayla değil, zamanla yarışmaya zorlandı. Ancak bu yarışın bedeli ağır oldu. Hızlı üretim baskısı toprağı dinlendirmeden ekmeye, ürünü doğal süresini beklemeden hasada ve en tehlikelisi yoğun zirai ilaç ile kimyasal kullanımına itti. Bugün tarlalarda kullanılan ilaç miktarı geçmişle kıyaslandığında ürkütücü seviyelere ulaşmış durumda. Sebzeler büyüyor ama toprak ölüyor, ürün artıyor ama insan sağlığı hızla bozuluyor. Bunu artık istatistiklerden değil, günlük hayattan görüyoruz. Sonuç ortada. Kanser vakaları artıyor, erken yaş ölümleri çoğalıyor, hastaneler dolup taşıyor. Neredeyse kime sorsanız ya kendisi ya da bir yakını kanserle mücadele ediyor. Bu noktada durup sormak zorundayız: Bu tohumlar nereden geliyor? Bu kimyasal ürünleri kim üretiyor, kim satıyor? Bunların ülkeye girişine ve piyasada bu kadar rahat dolaşmasına kim izin veriyor? Bir ülkeyi ele geçirmek artık tankla, tüfekle olmuyor. Bir toplumu içten içe çökertmenin en etkili yolu toprağını, gıdasını ve genetiğini kontrol altına almaktan geçiyor. Bugün yaşadığımız tablo da ister istemez bunu düşündürüyor. Üstelik meselenin ekonomik boyutu da en az sağlık kadar ağır. Kanser tedavileri, ithal ilaçlar ve aylar süren hastane yatışları milyarlarca liralık bir yük demek. Oysa bu bütçenin küçük bir kısmı bile organik tarıma, yerli tohuma ve temiz üretime ayrılsaydı, birkaç yıl içinde bu kadar insanı kaybetmiyor olurduk. Tıbbın bu kadar ilerlediği bir çağda yaşadığımız tabloya kader demek mümkün değil, tesadüf hiç değil. Bu, yanlış tercihlerle gelinen bir nokta. Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir diyalog bunu daha da netleştirdi. Büyük ölçekte domates ve salatalık üreten bir üretici, kullandıkları ilaçları bir görsek sebze yemeyeceğimizi söyledi. Kendi evleri için ayrı ektikleri ürünlerin bile kuruduğunu, çünkü o ülkenin ilacı ve gübresi kullanılmadan mahsul alınamadığını anlattı. Toprağın tohumu ve ilacıyla ele geçirildiğini söyledi. Bir ziraat mühendisi arkadaşımın yıllar önce söylediği bir cümle bugün daha da anlamlı: O tohumu bir kere kullandın mı, o tarlada başka tohum tutmaz. İşte mesele tam olarak burada başlıyor. Toprak bağımlı hale geliyor, çiftçi bağımlı hale geliyor, ülke bağımlı hale geliyor. Bu sadece bir tarım meselesi değil; bu bir halk sağlığı meselesi, bir milli güvenlik meselesi ve gelecek nesillerin ne yiyeceği meselesi. Eğer bugün tohumumuzu, ilacımızı ve toprağımızı koruyamazsak, yarın ne hastaneler yeter, ne ilaçlar çare olur, ne de para sağlığımızı geri getirebilir. Tarım sadece üretim değildir; tarım hayattır.
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2026 -Cuma

Tarımda denetim eksikliği, yanlış ilaç kullanımı ve halk sağlığında etkisi...

Son yıllarda bölgemizde yaşanan savaşlar, göç dalgaları ve artan nüfus hareketliliği tarımda ciddi bir talep patlamasına yol açtı. Artan nüfusu beslemek, pazarı boş bırakmamak ve fiyatları kontrol altında tutmak adına üretici bu kez doğayla değil, zamanla yarışmaya zorlandı. Ancak bu yarışın bedeli ağır oldu. Hızlı üretim baskısı toprağı dinlendirmeden ekmeye, ürünü doğal süresini beklemeden hasada ve en tehlikelisi yoğun zirai ilaç ile kimyasal kullanımına itti. Bugün tarlalarda kullanılan ilaç miktarı geçmişle kıyaslandığında ürkütücü seviyelere ulaşmış durumda. Sebzeler büyüyor ama toprak ölüyor, ürün artıyor ama insan sağlığı hızla bozuluyor. Bunu artık istatistiklerden değil, günlük hayattan görüyoruz.

Sonuç ortada. Kanser vakaları artıyor, erken yaş ölümleri çoğalıyor, hastaneler dolup taşıyor. Neredeyse kime sorsanız ya kendisi ya da bir yakını kanserle mücadele ediyor. Bu noktada durup sormak zorundayız: Bu tohumlar nereden geliyor? Bu kimyasal ürünleri kim üretiyor, kim satıyor? Bunların ülkeye girişine ve piyasada bu kadar rahat dolaşmasına kim izin veriyor?

Bir ülkeyi ele geçirmek artık tankla, tüfekle olmuyor. Bir toplumu içten içe çökertmenin en etkili yolu toprağını, gıdasını ve genetiğini kontrol altına almaktan geçiyor. Bugün yaşadığımız tablo da ister istemez bunu düşündürüyor. Üstelik meselenin ekonomik boyutu da en az sağlık kadar ağır. Kanser tedavileri, ithal ilaçlar ve aylar süren hastane yatışları milyarlarca liralık bir yük demek. Oysa bu bütçenin küçük bir kısmı bile organik tarıma, yerli tohuma ve temiz üretime ayrılsaydı, birkaç yıl içinde bu kadar insanı kaybetmiyor olurduk.

Tıbbın bu kadar ilerlediği bir çağda yaşadığımız tabloya kader demek mümkün değil, tesadüf hiç değil. Bu, yanlış tercihlerle gelinen bir nokta. Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir diyalog bunu daha da netleştirdi. Büyük ölçekte domates ve salatalık üreten bir üretici, kullandıkları ilaçları bir görsek sebze yemeyeceğimizi söyledi. Kendi evleri için ayrı ektikleri ürünlerin bile kuruduğunu, çünkü o ülkenin ilacı ve gübresi kullanılmadan mahsul alınamadığını anlattı. Toprağın tohumu ve ilacıyla ele geçirildiğini söyledi.

Bir ziraat mühendisi arkadaşımın yıllar önce söylediği bir cümle bugün daha da anlamlı: O tohumu bir kere kullandın mı, o tarlada başka tohum tutmaz. İşte mesele tam olarak burada başlıyor. Toprak bağımlı hale geliyor, çiftçi bağımlı hale geliyor, ülke bağımlı hale geliyor. Bu sadece bir tarım meselesi değil; bu bir halk sağlığı meselesi, bir milli güvenlik meselesi ve gelecek nesillerin ne yiyeceği meselesi.

Eğer bugün tohumumuzu, ilacımızı ve toprağımızı koruyamazsak, yarın ne hastaneler yeter, ne ilaçlar çare olur, ne de para sağlığımızı geri getirebilir. Tarım sadece üretim değildir; tarım hayattır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.