Canım kadın,
Zihnin konuşur. Sürekli. Yüksek sesle. Aceleyle.
Kalbin ise fısıldar. Sakin. Zamansız. Israrcı olmadan.
Çoğu zaman karıştırırız.
Zihnin korkusunu kalbin sezgisi sanırız.
Kalbin çağrısını ise “mantıksızlık” diye sustururuz.
Zihin geçmişten beslenir. Yaşanmışlardan, yaralardan, yarım kalmışlıklardan.
Kalp ise şimdide durur. Olanı değil, olması gerekeni bilir.
Zihin “ya olmazsa” der.
Kalp “dene” der.
Zihin seni korumaya çalışır.
Kalp seni büyütmeye.
Bu yüzden zihnin sesi çoğu zaman serttir, yargılayıcıdır.
Kalbin sesi yumuşaktır ama nettir.
Seni küçültmez, seni genişletir.
Bir karar anında içinin daraldığını hissediyorsan,
orada zihin vardır.
Bir karar düşüncesi geldiğinde göğsün hafifliyorsa,
orada kalp vardır.
Kalbin sesi heyecan değil, huzur taşır.
Zihin ise çoğu zaman acele ve gerginlik.
Ayırt etmek zaman ister.
Ama bir kez fark ettiğinde,
artık eskisi gibi karıştırmazsın.
Egzersiz | İki Ses Arasındaki Fark
Sessiz bir an yarat.
Bir süredir kararsız kaldığın bir konuyu düşün.
Önce zihninin söylediklerini yaz ya da içinden dinle.
Sonra derin bir nefes al ve kendine şunu sor:
“Bu konuda kalbim ne diyor?”
Gelen ilk cümleyi sorgulama.
Daha sakin, daha yalın olan sesi not et.
O kalptir.
Canım kadın,
Zihnin seni hayatta tutar,
kalbin seni hayata bağlar.
İkisine de ihtiyacın var
ama direksiyon her zaman kalpte olmalı.
Kalbin sustuğu yerde hayat mekanikleşir.
Kalbin konuştuğu yerde ise yol her zaman anlamlıdır.
