Canım Kadın,
Kimse sana nefes almayı öğretmedi.
Sadece hayatta kalmayı öğrettiler.
Hızlı olmayı, güçlü durmayı, dayanmayı…
Ama nefes almayı değil.
Oysa nefes, hayatta kalmanın değil; hayatı hissetmenin kapısıdır.
Çoğu kadın gibi sen de farkında olmadan nefesini tutuyorsun.
Bir şey söyleyecekken…
Bir şey isterken…
Bir sınır koyarken…
Ağlayacakken…
Nefesini tutuyorsun çünkü bilinçaltın şunu söylüyor:
“Dur. Fazla olma. Yük olma. Duygun taşmasın.”
Ama şunu bil Kadın,
Nefesini tuttuğun her an,
Kendini biraz daha içeri kilitliyorsun.
Derin nefes almak sadece oksijen değildir.
Derin nefes almak şudur:
“Buradayım.”
“Bedenimdeyim.”
“Kaçmıyorum.”
Nefesini derinleştirdiğinde bedenin şunu anlar:
Tehlike yok.
Savunmaya gerek yok.
Sıkışmaya gerek yok.
İşte o anda omuzların iner.
Göğsün yumuşar.
Karnın genişler.
Ve sen… ilk kez gerçekten kendinle temas edersin.
Bazı duygular nefes gelmeden çıkmaz.
Bazı yükler kelimeyle değil, nefesle çözülür.
Çünkü bedenin dili sözcükten eskidir.
Mini Egzersiz | Bedenle Barış Nefesi
Şimdi burada dur.
Gerçekten dur.
Bir elini göğsüne,
Bir elini karnına koy.
Burnundan yavaşça nefes alırken içinden şunu söyle:
“Kendime izin veriyorum.”
Nefesi verirken:
“Yükü bırakıyorum.”
Göğsün değil, karnın şişsin.
Zorlamadan.
Yumuşakça.
Bunu 5 nefes boyunca yap.
Ve fark et:
Bedenin sana karşı değil.
Sadece uzun süredir dinlenmek istiyor.
Canım Kadın,
Hayat senden daha hızlı olmanı istemiyor.
Daha sakin, daha gerçek olmanı istiyor.
Her şeyle baş etmek zorunda değilsin.
Bazen yapman gereken tek şey:
Nefes almak.
Çünkü nefes aldığında şunu hatırlarsın:
Güvendesin.
Yeterlisin.
Ve tam olduğun yerdesin.
Bugün kendine şunu hatırlat:
Nefesini tutan kadın yorulur.
Nefesine izin veren kadın iyileşir.
Ve sen...
İyileşmeye hazırsın.
