Canım Kadın,
Bazen biri seni incitir. Beklemediğin bir söz, haksız bir tavır, arkandan gelen bir hayal kırıklığı… Canın yanar. Çok yanar. Ve o anda iki seçeneğin vardır: Ya yarana dönüp onu iyileştirmeye çalışırsın ya da seni incitenin peşine düşersin.
Çoğumuz ikinci yolu seçiyoruz.
“Bunu bana nasıl yaptı?” “Neden yaptı?” “Ben bunu hak edecek ne yaptım?”
Zihnimiz olayın etrafında dönmeye başlıyor. Sürekli aynı sahneyi tekrar tekrar oynatıyoruz. Ona içimizden cevaplar veriyoruz. Kendimizi savunuyoruz. Haklılığımızı kanıtlıyoruz. Ama farkında olmadan yarayı açık bırakıyoruz.
Canım kadın, seni inciten kişi belki çoktan hayatına devam etti. Ama sen hâlâ o anın içinde yaşıyorsun. Olay bitmiş ama etkisi bitmemiş. Çünkü sen iyileşmeye değil, anlamaya ve ispat etmeye odaklandın.
Oysa her davranışın mantıklı bir açıklaması olmak zorunda değil. Her haksızlığın tatmin edici bir cevabı yoktur. Bazı insanlar kapasitesi kadar davranır. Bazıları kendi yarasından taşır. Bazıları da gerçekten yanlış yapar. Hepsi bu.
Ama sen, başkasının karakter sınavını kendi değer sınavın yaparsan, işte orada yorulursun.
Şunu fark et: Sana yapılan her şey seninle ilgili değildir. Bazen sadece karşı tarafın iç dünyasıyla ilgilidir.
Ama biz ne yapıyoruz? “Nerede hata yaptım?” diye kendimizi didikliyoruz. “Daha farklı davransaydım böyle olmazdı” diye geçmişi yeniden yazmaya çalışıyoruz. Kendimizi mahkemeye çıkarıyoruz.
Canım kadın, birinin seni incitmiş olması senin değersiz olduğun anlamına gelmez. Sadece onun yanlış davrandığını gösterir.
İyileşmek için her detayı anlaman gerekmez. Bazen tek yapman gereken, “Bu bana iyi gelmedi ve ben artık bunun içinde kalmayacağım” diyebilmektir.
Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: Enerjini Geri Çağır
Seni hâlâ rahatsız eden bir olayı düşün. O kişiyi, o anı, o cümleyi…
Sonra kendine şu soruları sor: – Bu olayı zihnimde tekrar ederek ne kazanıyorum? – Bu kişiye bir şey ispat etmeye çalışmam bana ne kazandıracak? – Şu an enerjimi nereye harcıyorum?
Gözlerini kapat ve hayal et: Elinde görünmez bir ip var ve o ipin ucu seni inciten kişiye bağlı. Her düşündüğünde ip geriliyor. Şimdi o ipi yavaşça kes. İçinden şu cümleyi geçir: “Ben enerjimi geri alıyorum.”
Bu bir anda her şeyi bitirmez belki. Ama iyileşmenin yönünü değiştirir.
Canım kadın,
Yara aldığında ilk işin saldıranı kovalamak değil, kanamayı durdurmak olmalı. Çünkü asıl önemli olan senin sağlığın, senin huzurun, senin iç dengen.
Herkes seni anlamak zorunda değil. Herkes adil olmak zorunda değil. Ama sen kendini korumak zorundasın.
Bazı sorular cevapsız kalacak. Bazı insanlar özür dilemeyecek. Bazı olaylar açıklanmayacak.
Ama sen, açıklama gelmedi diye kendini zehirlemeye devam etmek zorunda değilsin.
Unutma Canım Kadın, İyileşmek için bazen uzaklaşmak gerekir. Hafiflemek için bazen vazgeçmek gerekir. Güçlü kalmak için bazen cevap aramayı bırakmak gerekir.
Sen yarana dön. Onu temizle. Onu sar. Onu sev.
Çünkü asıl mesele, seni kimin incittiği değil… Senin o incinmeyle ne yaptığındır.
Fatma Dayaüç
