Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

Uyanmak Cesaret İster

Canım Kadın, Bir yerden sonra hiçbir şey eskisi gibi görünmez. Aynı cümleleri duyarsın ama tonun altını da fark edersin. Biri “iyiyim” der ama gözlerinin başka bir şey söylediğini görürsün. Alkışın samimiyetini, sessizliğin ağırlığını, bir davranışın ardındaki niyeti sezersin. İşte o noktada hayat değişir. Çünkü artık sadece söylenene değil, söylenmeyene de bakıyorsundur. Yüzey seni tatmin etmez. Görünenle yetinmezsin. Derine inmeye başlarsın. Ve derine indikçe bazı şeyler basitliğini kaybeder. Bu bir üstünlük hali değil, bir uyanış halidir. Ama uyanmak konforlu değildir, Canım Kadın. Çünkü kalabalık çoğu zaman yüzeyde yaşar. Uyum sağlamak kolaydır. Herkesle aynı tepkiyi vermek, aynı yerden düşünmek, aynı şeyi alkışlamak… Yorucu değildir. Ama sen sorgulamaya  başladığında, kalabalığın ritminden çıkarsın. Ve o zaman yalnız hissedebilirsin. Gerçeği görmek bazen insanı sessizleştirir. Çünkü herkes duymaya hazır değildir. Bazen düşüncelerini saklamak zorunda kalırsın. Bazen yanlış anlaşılmayı göze alırsın. Bazen “çok düşünüyorsun” denir sana. Oysa sen sadece daha dikkatli bakıyorsundur. Davranışların arkasındaki nedenleri, insanların korkularını, bastırılmış öfkelerini, gizli kırgınlıklarını görürsün. Birinin sertliğinin aslında savunma olduğunu, birinin neşesinin bazen örtü olduğunu fark edersin. Bu farkındalık seni hem güçlendirir hem de hassaslaştırır. Çünkü artık kandırılması zor bir kalbin vardır ama aynı zamanda daha derin hisseden bir ruhun. Canım Kadın, Herkes tarafından onaylanmak kolaydır. Kimseyi rahatsız etmeyecek cümleler kurarsın, kendi iç sesini kısarsın, “sorun çıkarmayan” olursun. Ama kendi gerçeğini duymak ve onun arkasında durmak… İşte bu gerçek güçtür. Bazen bu güç seni bazı ortamlardan uzaklaştırır. Bazı ilişkileri dönüştürür. Bazı bağları zayıflatır. Çünkü sen değiştikçe, eski kalıplar dar gelmeye başlar. Ama şunu bil: Derin görmek bir kayıp değildir. Bu, kendinle temas etmeye başladığının işaretidir. Artık başkasının doğrusu ile değil, kendi sezginle yürüyorsundur. Artık herkesin alkışına değil, kendi iç huzuruna bakıyorsundur. Bu da seni daha net, daha bağımsız, daha sağlam yapar. Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakıyorum.   Egzersiz: İç Sesinle Buluş Bugün bir konuda fikrini bastırdığın bir anı hatırla. Belki bir ortamda sustun, belki katılmadığın halde başını salladın. Kendine şunları sor: – O an gerçekten ne düşünüyordum? – Neden bunu söylemedim? – Susarak neyi korumaya çalıştım? Sonra bir kağıda, o an söylemek isteyip söylemediğin cümleyi yaz. Yüksek sesle oku. İçinde ne oluyor fark et. Korku mu? Rahatlama mı? Güç mü? Bu çalışma seni hemen değiştirmez. Ama seni kendine yaklaştırır. Canım Kadın, Derin görmek bazen yorucudur. Ama yüzeyde yaşamak daha yorucudur. Çünkü insan kendi gerçeğini inkâr ettiğinde içten içe bölünür. Sen artık bölünmek istemiyorsun. Belki herkes seni anlamayacak. Belki bazı kalabalıklar sana uzak kalacak. Ama sen kendine yaklaştıkça, içindeki dağınıklık toparlanacak. Unutma, Uyanmak cesaret ister. Gerçeği taşımak güç ister. Kendi iç sesini duymak ise olgunluk ister. Ve sen, Canım Kadın, Derin görüyorsan, bu bir eksiklik değil. Bu, artık gerçekten yaşamaya başladığunun işaretidir. Fatma Dayaüç
Ekleme Tarihi: 05 Mart 2026 -Perşembe

Uyanmak Cesaret İster

Canım Kadın,

Bir yerden sonra hiçbir şey eskisi gibi görünmez. Aynı cümleleri duyarsın ama tonun altını da fark edersin. Biri “iyiyim” der ama gözlerinin başka bir şey söylediğini görürsün. Alkışın samimiyetini, sessizliğin ağırlığını, bir davranışın ardındaki niyeti sezersin.

İşte o noktada hayat değişir.

Çünkü artık sadece söylenene değil, söylenmeyene de bakıyorsundur. Yüzey seni tatmin etmez. Görünenle yetinmezsin. Derine inmeye başlarsın. Ve derine indikçe bazı şeyler basitliğini kaybeder.

Bu bir üstünlük hali değil, bir uyanış halidir.

Ama uyanmak konforlu değildir, Canım Kadın. Çünkü kalabalık çoğu zaman yüzeyde yaşar. Uyum sağlamak kolaydır. Herkesle aynı tepkiyi vermek, aynı yerden düşünmek, aynı şeyi alkışlamak… Yorucu değildir. Ama sen sorgulamaya
 başladığında, kalabalığın ritminden çıkarsın.
Ve o zaman yalnız hissedebilirsin.

Gerçeği görmek bazen insanı sessizleştirir. Çünkü herkes duymaya hazır değildir. Bazen düşüncelerini saklamak zorunda kalırsın. Bazen yanlış anlaşılmayı göze alırsın. Bazen “çok düşünüyorsun” denir sana.

Oysa sen sadece daha dikkatli bakıyorsundur.

Davranışların arkasındaki nedenleri, insanların korkularını, bastırılmış öfkelerini, gizli kırgınlıklarını görürsün. Birinin sertliğinin aslında savunma olduğunu, birinin neşesinin bazen örtü olduğunu fark edersin.

Bu farkındalık seni hem güçlendirir hem de hassaslaştırır.

Çünkü artık kandırılması zor bir kalbin vardır ama aynı zamanda daha derin hisseden bir ruhun.

Canım Kadın,

Herkes tarafından onaylanmak kolaydır. Kimseyi rahatsız etmeyecek cümleler kurarsın, kendi iç sesini kısarsın, “sorun çıkarmayan” olursun. Ama kendi gerçeğini duymak ve onun arkasında durmak… İşte bu gerçek güçtür.

Bazen bu güç seni bazı ortamlardan uzaklaştırır. Bazı ilişkileri dönüştürür. Bazı bağları zayıflatır. Çünkü sen değiştikçe, eski kalıplar dar gelmeye başlar.

Ama şunu bil: Derin görmek bir kayıp değildir. Bu, kendinle temas etmeye başladığının işaretidir.

Artık başkasının doğrusu ile değil, kendi sezginle yürüyorsundur. Artık herkesin alkışına değil, kendi iç huzuruna bakıyorsundur. Bu da seni daha net, daha bağımsız, daha sağlam yapar.

Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakıyorum.

  Egzersiz: İç Sesinle Buluş

Bugün bir konuda fikrini bastırdığın bir anı hatırla. Belki bir ortamda sustun, belki katılmadığın halde başını salladın.

Kendine şunları sor: – O an gerçekten ne düşünüyordum? – Neden bunu söylemedim? – Susarak neyi korumaya çalıştım?

Sonra bir kağıda, o an söylemek isteyip söylemediğin cümleyi yaz. Yüksek sesle oku. İçinde ne oluyor fark et. Korku mu? Rahatlama mı? Güç mü?

Bu çalışma seni hemen değiştirmez. Ama seni kendine yaklaştırır.

Canım Kadın,

Derin görmek bazen yorucudur. Ama yüzeyde yaşamak daha yorucudur. Çünkü insan kendi gerçeğini inkâr ettiğinde içten içe bölünür.

Sen artık bölünmek istemiyorsun.

Belki herkes seni anlamayacak. Belki bazı kalabalıklar sana uzak kalacak. Ama sen kendine yaklaştıkça, içindeki dağınıklık toparlanacak.

Unutma, Uyanmak cesaret ister. Gerçeği taşımak güç ister. Kendi iç sesini duymak ise olgunluk ister.

Ve sen, Canım Kadın, Derin görüyorsan, bu bir eksiklik değil. Bu, artık gerçekten yaşamaya başladığunun işaretidir.

Fatma Dayaüç

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.