Canım Kadın,
Bugün biraz sert ama iyileştirici bir yerden konuşalım. Hayatta verdiğin en büyük savaş, çoğu zaman dışarıdaki insanlarla değil. En çetin mücadele, kendi içindeki duygularla verdiğin mücadele.
Özellikle de öfkeyle.
Öfke kötü bir duygu değil. Yanlış anlaşılmasın. Öfke bir sinyaldir. Sınırının aşıldığını söyler. Haksızlığa uğradığını haber verir. Canının yandığını gösterir. Ama kontrol edilmediğinde, seni korumak için çıkan bir duygu, seni sabote eden bir güce dönüşür.
Bir anlık öfke, saatlerce sürecek pişmanlıklar doğurabilir. Bir cümle, bir bakış, bir mesaj… Ve bir anda içinde yükselen o ateş.
O an haklı olabilirsin. Gerçekten incinmiş olabilirsin. Ama mesele haklı olmak değil, kendini yönetebilmek.
Canım kadın, öfke dışarıdan gelmez. Tetik dışarıdan gelir, patlama içeride olur. Eğer içinde bastırılmış kırgınlıklar, duyulmamış ihtiyaçlar, söylenmemiş sözler varsa; en küçük kıvılcım bile yangına dönüşür.
Bu yüzden mesele sadece sinirlenmemek değil. Mesele, öfkeye alan açmamak.
Öfke ilgiyle büyür. Sürekli aynı olayı düşünerek, içinden tartışmayı tekrar ederek, karşı tarafı zihninde yargılayarak onu beslersin. Her tekrar, onu biraz daha güçlendirir.
Ama fark edip durduğunda, onun büyüyeceği zemini çekmiş olursun.
Şunu kendine sor: Öfkelendiğimde gerçekten kimi cezalandırıyorum?
Çoğu zaman cevap şu olur: Kendimi.
Çünkü öfke en çok onu taşıyana zarar verir. Uykunu kaçırır. Enerjini düşürür. Duruşunu sertleştirir. Yüzüne yerleşir. Kalbine ağırlık yapar.
Ve bir süre sonra sen, sadece bir olaya değil, hayata karşı sertleşmeye başlarsın.
Canım kadın,
Güçlü olmak demek hiç sinirlenmemek değildir. Güçlü olmak, sinirlendiğinde kendini kaybetmemektir.
Duygunu bastırma. Ama onunla özdeşleşme de. “Ben öfkeliyim” yerine “Şu an içimde bir öfke var” demeyi öğren. Çünkü biri kimliğin olur, diğeri geçici bir hal.
Şimdi sana küçük ama etkili bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: Dur–Yaz–Yaklaş
Bir dahaki öfke anında hemen konuşma. Önce fiziksel olarak dur. Elini kalbinin üzerine koy. Üç derin nefes al. Sonra mümkünse bir kağıt aç ve şunları yaz:
– Şu an ne oldu? – Bu olay bana neyi hatırlattı? – Asıl incinen yerim neresi?
Çoğu zaman öfkenin altında değersizlik, anlaşılmama ya da saygı görmeme hissi çıkar. Gerçek duyguyu yakaladığında, öfkenin sesi kısılır.
Son adımda kendine şunu sor: “Bu durumu nasıl yönetirsem yarın kendimle gurur duyarım?”
İşte bu soru seni kazanan tarafa geçirir.
Canım kadın,
Hayat zaten yeterince zor. Bir de kendi içindeki savaşlarla tükenmek zorunda değilsin. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Her haksızlığa anında cevap vermek zorunda değilsin.
Bazen en büyük zafer, içindeki ateşi büyütmemektir.
Unutma, seni yıkan şey dışarıdaki rüzgâr değil; içerideki dengesizliktir. İçini sağlam tuttuğunda, dışarıdaki fırtına seni sadece sarsar ama deviremez.
Gerçek güç bağırmakta değil. Gerçek güç, kendini tutabilmekte.
Ve inan bana Canım Kadın, Kendini yönetebilen bir kadın, hayatını da yönetmeye başlar.
Fatma Dayaüç
