Canım Kadın,
Bugün sana tek bir cümle üzerinden yazacağım:
Gücünden şüphe edersen, şüphelerine güç verirsin.
Bu cümle basit gibi durur ama hayatının birçok alanını açıklıyor aslında. Çünkü insanın en büyük savaşı dışarıyla değil, içeridedir. Çoğu zaman seni durduran şey şartlar değil, insanların söyledikleri değil, imkanların eksikliği değil… Kendi içinde büyüttüğün o küçük sestir.
“Ya yapamazsam?” “Ya rezil olursam?” “Ya beni yeterli görmezlerse?” “Ya elimdekini de kaybedersem?”
Şüphe ilk geldiğinde küçüktür. Bir soru gibidir. Ama sen onu beslersen, tekrar tekrar düşünürsen, her ihtimali felaketle bitirirsen… O soru, bir inanca dönüşür.
Ve insan en çok inandığı şeye göre davranır.
Canım kadın, çoğu güçlü kadın başarısız olduğu için değil, kendinden şüphe ettiği için geri durur. Oysa dışarıdan bakıldığında cesur, akıllı, donanımlı, yeteneklidir. Ama iç dünyasında şöyle bir cümle vardır:
“Ben tam değilim.”
Ve işte o cümle, bütün potansiyeli yavaş yavaş kemirir.
Şunu fark etmeni istiyorum:
Şüphe doğal bir duygudur. Hepimizde olur. Ama şüpheye liderlik verirsen, seni yönetmeye başlar. Direksiyona onu geçirirsen, seni güvenli sandığın ama aslında dar bir alana götürür.
Konfor alanı çoğu zaman güvenli değildir, sadece tanıdıktır.
Sen adım atmak üzereyken içinden gelen o ses sana şunu söyler: “Bekle.” “Hazır değilsin.” “Biraz daha öğren.” “Biraz daha güçlen.”
Ama hazır olmak bir his değildir. Bir karardır.
Gücünden şüphe ettiğin her an, beynine şu mesajı verirsin: “Ben yetersizim.”
Beyin kanıt arar. Hemen geçmişten örnekler bulur. Bak şurada hata yapmıştın. Bak şu seni eleştirmişti. Bak bir kere olmamıştı.
Ve sen fark etmeden kendi aleyhine delil toplamaya başlarsın.
Oysa aynı beyin, sen ona başka bir mesaj verirsen, onun için de kanıt bulur.
“Ben öğrenebilirim.” “Ben toparlanabilirim.” “Ben düştüğüm yerden kalktım.” “Ben bugüne kadar çok şey atlattım.”
Hangisini beslersen, o büyür.
Canım kadın,
Güç, hiç korkmamak değildir. Güç, korkuya rağmen ilerlemektir.
Güç, hiç şüphe etmemek değildir. Şüphe geldiğinde ona teslim olmamaktır.
Şimdi sana bir egzersiz bırakıyorum. Bu basit ama etkili bir çalışma.
Egzersiz: Şüpheyi Yakala, Gücü Hatırla
Bir kağıt al ve ikiye böl.
Sol tarafa şunu yaz: “Şüphelerim”
Sağ tarafa şunu yaz: “Gerçek Kanıtlarım”
Sol tarafa içinden geçenleri dürüstçe yaz: – Yeterince iyi değilim. – İnsanlar beni ciddiye almaz. – Bu iş bana göre değil. – Geç kaldım.
Sonra sağ tarafa geç.
Her şüphe için somut bir kanıt yaz: – Daha önce zor bir işi başardım. – Eğitim aldım. – İnsanlar fikirlerimi dinliyor. – Hayatımda sıfırdan başladığım şeyler oldu.
Bu egzersiz sana şunu gösterecek: Şüphe duygu temellidir. Güç ise kanıt temellidir.
Ve sen kanıtlarını hatırladıkça, iç dengeni yeniden kurarsın.
Canım kadın,
En tehlikeli şey başarısızlık değil. Kendini hiç denememek.
En büyük kayıp reddedilmek değil. Potansiyelini hiç kullanmamak.
Hayatta bazı kapılar kapanır, bazı insanlar gider, bazı planlar bozulur. Ama asıl yıkım, sen kendi içinde küçülmeye başlarsan olur.
Kendini küçültme.
Birileri seni yeterli görmeyebilir. Birileri senin ışığını fark etmeyebilir. Birileri senin cesaretini tehdit olarak algılayabilir.
Ama sen kendinden şüphe etmeye başladığında, işte o zaman gerçekten gerilersin.
Unutma, şüpheye verdiğin her enerji, gücünden çaldığın enerjidir.
Ve son olarak şunu bil:
Sen bugüne kadar sandığından çok daha fazlasını atlattın. Sandığından daha dayanıklısın. Sandığından daha akıllısın. Sandığından daha güçlüsün.
Şimdi kendine şu soruyu sor:
Ben gerçekten yetersiz miyim, yoksa sadece korkuyor muyum?
Cevabı dürüstçe verdiğinde, çoğu şüphenin korku kılığına girmiş olduğunu göreceksin.
Korku geçer. Deneyim kalır. Cesaret büyür. Özgüven inşa edilir.
Ama şüpheye teslim olursan, o büyür.
Canım kadın,
Gücünden şüphe edersen, şüphelerine güç verirsin. Ama gücünü hatırlarsan, şüphelerin küçülür.
Seçim senin.
Ya içindeki sesi büyüteceksin, ya içindeki gücü.
Ben hangisini seçeceğini biliyorum.
Fatma Dayaüç
