Canım Kadın,
Hayatın en büyük yanılgısı, hep devam edecekmiş gibi yaşamak. Sanki bu sabah bir daha gelecekmiş gibi, sanki bu konuşma tekrar edilebilecekmiş gibi, sanki sevdiğin insan hep aynı yerde duracakmış gibi…
Oysa hiçbir anın provası yok. Ve hiçbir anın tekrarı da.
Çoğu zaman ya geçmişteyiz ya gelecekte. Dün söylediğimiz bir cümleyi düşünüyoruz, yarın yapacağımız bir konuşmayı kurguluyoruz. Ama içinde bulunduğumuz saniyeyi kaçırıyoruz. Çay içiyoruz ama tadını almıyoruz. Sarılıyoruz ama zihnimiz başka yerde. Dinliyoruz ama gerçekten duymuyoruz.
Sonra bir gün bir şey bitiyor.
Bir dönem kapanıyor. Bir insan gidiyor. Bir çocuk büyüyor. Bir anne yaşlanıyor.
Ve biz o anın kıymetini sonradan fark ediyoruz.
Canım kadın,
Bulunduğun anın geri dönüşü yok. Bu yazıyı okuduğun saniye bile birazdan geçmiş olacak. Hayat, fark ettiğin kadar derinleşir. Fark etmediğin kadar hızlanır.
Şimdi dürüst ol: En son ne zaman gerçekten “orada”ydın? Bir sohbetin içinde tamamen? Bir yürüyüşte sadece adımlarına odaklanarak? Çocuğunun yüzüne bakarken sadece onunla?
Zihnimiz hep bir sonraki adıma koşuyor. Daha iyisi, daha fazlası, daha güvenlisi… Ama hayat “sonra”da değil. Hayat tam burada.
Belki de bu yüzden çoğumuzun içi eksik. Çünkü yaşadığımızı sanıyoruz ama aslında tüketiyoruz. Günleri harcıyoruz ama içini doldurmuyoruz.
Canım kadın, bu anın bir daha yaşanmayacağını bilmek korkutucu değil, kıymetli. Çünkü o farkındalık seni yavaşlatır. Daha dikkatli bakarsın. Daha yumuşak konuşursun. Daha içten sarılırsın.
Kırgınken bile şunu düşünürsün: “Bu anı böyle mi hatırlamak istiyorum?”
Yorgunken bile şunu sorarsın: “Şu anın içinde güzel olan ne var?”
Farkındalık hayatı mükemmel yapmaz ama anlamlı yapar.
Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: 5 Duyu ile Ana Dön
Bugün gün içinde bir an seç. Sadece beş dakika. Telefonu bırak. Zihnini susturmaya çalışma ama yönünü değiştir.
Kendine şunları sor: – Şu an ne görüyorum? – Ne duyuyorum? – Ne hissediyorum? – Hangi kokular var? – Ağzımda nasıl bir tat var?
Bu basit farkındalık çalışması seni zihninden çıkarıp ana getirir. Ve anın içinde olduğunda, hayat ağırlaşmaz; derinleşir.
Canım kadın,
Bir gün dönüp baktığında hatırlayacağın şeyler büyük başarılar değil sadece. Küçük anlar olacak. Bir kahkaha. Bir akşamüstü güneşi. Bir elin eline değmesi. Bir cümle.
Ama o anları yaşarken orada değilsen, hafızanda da eksik kalırlar.
Hayat hızla geçiyor diye şikâyet etmeden önce şunu sor kendine: “Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece yetişmeye mi çalışıyorum?”
Bu an bir daha gelmeyecek. Bu yaşın. Bu ruh hali. Bu insanlar. Bu mevsim.
Derin bir nefes al Canım Kadın. Gözlerini bulunduğun yere çevir. Kalbini şu ana yerleştir.
Çünkü hayat, fark ettiğin kadardır. Ve sen fark ettiğinde, her an biraz daha kıymetli olur.
Fatma Dayaüç
