Canım Kadın,
Sana bugün çok net bir cümle bırakacağım:
Kim olduğunu anlamak için zaman ayırmazsan,
dünya senin adına karar verir.
Ve dünya çok hızlıdır.
Etiketlemeyi sever.
Tanımlamayı sever.
Kutulara koymayı sever.
“Başarılı kadın.”
“Zor kadın.”
“Güçlü ama soğuk.”
“Çok duygusal.”
“Fazla hırslı.”
“Yetersiz.”
“Abartılı.”
“İyi anne değil.”
“Fazla kariyer odaklı.”
Bir bakmışsın, sen daha kendini tanımadan
hakkında kararlar verilmiş.
Ve en tehlikelisi şu:
Bir süre sonra o etiketleri sen taşımaya başlıyorsun.
Çünkü insan tekrar eden şeye inanır.
Eğer sen kendine dönüp sormazsan:
“Ben gerçekten kimim?”
“Ne istiyorum?”
“Neyi seviyorum?”
“Neye tahammül edemem?”
“Benim sınırlarım nerede başlıyor?”
Başkaları cevap verir.
Ve onların verdiği cevaplarla yaşamak,
bir noktadan sonra ağır gelmeye başlar.
Canım kadın,
Çoğu kadın kendini tanımaya değil,
rolünü iyi oynamaya odaklanarak büyüyor.
İyi kız.
İyi öğrenci.
İyi eş.
İyi anne.
İyi çalışan.
Ama “iyi” olmak için harcanan enerji,
“gerçek” olmaya harcanmıyor.
Bir gün aynaya bakıyorsun ve diyorsun ki:
“Ben ne zaman bu oldum?”
Aslında hep yavaş yavaş oldun.
Her “Tamam sorun değil” dediğinde.
Her “Ben hallederim” dediğinde.
Her “Boş ver” deyip içinden vazgeçtiğinde.
Kendini ertelemek de bir kimlik inşa eder.
Ve dünya, boşluğu sevmez.
Sen kendini tanımlamazsan,
seni tanımlar.
Sen sınır koymazsan,
sana sınır çizer.
Sen değerini belirlemezsen,
pazarlık konusu yapar.
O yüzden kim olduğunu bilmek lüks değil,
zorunluluktur.
Kim olduğunu bilmek,
neye evet diyeceğini bilmektir.
Neye hayır diyeceğini bilmektir.
Hangi ortamda küçüldüğünü,
hangi ortamda büyüdüğünü fark etmektir.
Ve bu farkındalık kendiliğinden gelmez.
Zaman ister.
Sessizlik ister.
Kendinle dürüstlük ister.
Şimdi sana güçlü bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: Kendinle Tanışma Defteri
Bir defter al.
Başlığı şunu olsun:
“Ben Kimim?”
Altına şunları yaz:
1- İnsanlar beni nasıl tanımlıyor?
2- Ben kendimi nasıl tanımlıyorum?
3- Bu iki tanımın nesi gerçekten bana ait?
4- Hangileri başkalarının beklentisi?
Sonra ikinci sayfaya geç.
Şunları tamamla:
– En çok ne yaparken kendim gibi hissediyorum?
– Hangi ortamda rol yapıyorum?
– Hangi cümleyi sık söylüyorum ama aslında içimden gelmiyor?
– En büyük korkum ne?
– En büyük özlemim ne?
Cevaplar kusursuz olmak zorunda değil.
Ama dürüst olmak zorunda.
Çünkü kendini tanımak,
kendine karşı dürüst olmayı gerektirir.
Canım kadın,
Kim olduğunu bilmeyen kadın,
her fikre göre yön değiştirir.
Bir gün güçlü,
bir gün yetersiz hisseder.
Birinin övgüsüyle yükselir,
birinin eleştirisiyle dağılır.
Ama kim olduğunu bilen kadın…
Eleştiri duyduğunda sarsılır ama yıkılmaz.
Övgü aldığında sevinir ama bağımlı olmaz.
Bir ilişki bittiğinde üzülür ama kimliğini kaybetmez.
Çünkü merkezini dışarıya değil,
içeriye kurmuştur.
Ve sana şunu da söyleyeyim:
Kendini tanımak bir kere yapılan bir şey değildir.
Hayat boyu güncellenir.
30’undaki senle,
40’ındaki sen aynı olmayacak.
Ama temel değerlerin,
kırmızı çizgilerin,
hayatına almak istemediğin şeyler netleşirse
dünya seni daha az savurur.
Şimdi kendine şu soruyu sor:
Bugün yaptığım seçimler
gerçekten bana mı ait
yoksa alışkanlığa mı?
İnsan en çok alışkanlıklarını “kişiliği” sanır.
Oysa bazı alışkanlıklar,
sadece hayatta kalma stratejisidir.
Artık hayatta kalmıyorsun.
Yaşıyorsun.
Ve yaşamak, bilinçli seçim ister.
Canım kadın,
Dünya sana bir rol biçebilir.
Ama sen o rolü oynamak zorunda değilsin.
Başkaları seni tanımlayabilir.
Ama o tanımı kabul etmek zorunda değilsin.
Kim olduğunu bilmek,
herkese kendini anlatmak demek değildir.
Kendine net olmak demektir.
Ve en sonunda şunu hatırla:
Kendini tanımaya ayırdığın zaman,
hayatının yönünü belirler.
Eğer sen o zamanı ayırmazsan,
dünya senin adına karar verir.
Ve sen bir gün
kendi hayatında misafir gibi hissedersin.
Buna izin verme.
Merkezine dön.
Sor.
Yaz.
Düşün.
Sessiz kal.
Kendinle tanış.
Çünkü sen kim olduğunu bilirsen,
dünya seni değil
sen dünyayı yönlendirirsin.
Fatma Dayaüç
