Canım kadın,
Bazen hayat o kadar hızlı akar ki, nefes almak için bile duracak zaman bulamazsın. Her yerde ses, bilgi, mesaj ve telaş… Ve sen, o gürültünün içinde kendi sesini kaybedersin. Sessizlik, işte tam burada değer kazanır. Sessizlik, korkulacak bir boşluk değil; içindeki yaratıcılığın ve ilhamın kapısını açan bir anahtardır.
Sessizlikte, zihnin sakinleşir. Dışarıdan gelen her yargı, her aciliyet, her beklenti bir kenara çekilir. O zaman sen, gerçekten ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu ve hangi adımı atmak istediğini fark edersin. İlham, çoğu zaman bu sessizlikte filizlenir; bir düşünce, bir his ya da bir görüntü şeklinde gelir. Belki bir çözüm, belki bir fikir, belki de bir cesaret… Sessizlik, onu duyacak alanı sana verir.
İlhamın, sessizlikten beslendiğini görmek, yaşamı yeniden yazabilmenin kapısını açar. Çünkü dışarıya koşuşturarak, sürekli bir hareket halinde olarak bir şeyler yaratmaya çalıştığında, çoğu zaman kendi kaynağını unutur, aceleyle kararlar alır ve enerji kaybeder. Sessizlik, sana kendi iç ritmini hatırlatır. Sadece dinle, bak, hisset ve kabul et.
Egzersiz
Günde en az beş dakika, sessiz bir yere otur. Gözlerini kapat, derin nefes al ve sadece nefesine odaklan. İçinde beliren tüm düşünceleri yargılamadan izle. Sonra sor kendine:
“Şu an içimde hangi ilham filizleniyor? Ne duymak istiyorum?”
Gelen cevabı yaz, çiz, bir nota çevir ya da sadece fark et. Bu egzersiz, sessizliğin ilhamla buluşması için her gün yeniden yapılabilir.
Canım kadın, sessizlik korkulacak bir boşluk değildir. Sessizlik, sana kendini hatırlatan, ilhamı çağıran ve içsel gücünü gösteren bir alan yaratır. Sessizliği kucakladığında, hem ruhun hem zihnin yeniden dengelenir. Ve o sessizlikten doğan ilham, hayatına yön verirken sana rehberlik eder. Çünkü gerçek yaratım, senin kendi içinde başladığında başlar.
