Canım kadın,
Kalpte kalmak çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Sanki kalpte kalırsan her şeye katlanmak zorundaymışsın gibi… Sanki duygusal olmak, güçlü olmanın karşıtıymış gibi öğretiliyor. Oysa gerçek güç, kalbini kapatmadan ayakta durabilmektir.
Kalpte kalmak; hissettiğini inkâr etmemektir. Kırıldığını kabul etmek, üzüldüğünü bastırmamaktır. Ama ayakta durmak; bu hislerin seni yönetmesine izin vermemektir. Kendini savunmadan, bağırmadan, kendinden vazgeçmeden durabilmektir.
Çoğu kadın incindiğinde iki uçtan birine savrulur. Ya kalbini kapatır, sertleşir, duvarlar örer… ya da kalbini açık tutacağım derken kendini siler. Oysa denge tam ortadadır. Ne kendini feda etmek, ne de duygularını inkâr etmek.
Kalpte kalıp ayakta durabilmek, şefkatle sınır koyabilmektir.
“Anlıyorum” derken “katlanıyorum” dememektir.
Sevgi adına susmamaktır.
Kırıldığında bunu ifade edebilmek ama karşı taraf değişmedi diye kendini suçlamamaktır.
Bu duruş, zamanla kazanılır. Her şey yolundayken değil, zorlandığında inşa edilir. Seni anlamayanlara rağmen kendinle bağını koparmadığında… Sevdiğin hâlde geri çekilmen gerektiğinde… “Bu bana iyi gelmiyor” demeyi seçtiğinde güçlenir.
Kalpte kalan ama ayakta duran kadın, dramla değil netlikle konuşur. Tepkisel değil, bilinçlidir. Duygusunu inkâr etmez ama duygusunun esiri de olmaz.
Egzersiz | Duruşunu Hatırlamak
Seni duygusal olarak zorlayan bir ilişkiyi ya da durumu düşün.
Kendine şu soruları sor ve cevapları yaz:
– Burada kalbimi nerede fazla zorladım?
– Ayakta kalmak için hangi sınırı koymam gerekiyor?
– Bu sınır beni sevgisiz mi yapar, yoksa dengede mi tutar?
Cevaplar seni suçlamasın.
Sadece fark ettirsin.
Canım kadın,
Kalbin açık kalsın ama omurgan da sağlam olsun.
Çünkü gerçek güç, sertleşmekte değil;
kendini kaybetmeden sevebilmekte saklı.
Kalpte kalıp ayakta durabildiğinde,
hayat seni yıkamaz…
en fazla dönüştürür.
