Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

“Bir Şeyi Kırk Kere Söylersen Olur” Gerçeği: Zihin, Dil ve Hayat Arasındaki Görünmez Anlaşma

Canım kadın, “Bir şeyi kırk kere söylersen olur” sözü sandığımız kadar mistik değil. Bu cümle aslında bilinçaltının ve nörobiyolojinin nasıl çalıştığını sade bir dille anlatıyor. Beyin tekrar sever. Tekrar edilen her düşünce, nöronlar arasında yeni bağlantılar kurar. Aynı cümleyi defalarca söylediğinde, zihnin onu “olasılık” olmaktan çıkarır, “gerçeklik ihtimali” yapar. Buna bilim, nöral plastisite diyor. Biz ise bazen buna “alışmak” diyoruz. Alıştığımız şey, normalimiz olur. Normalimiz de hayat standardımızı belirler. Mesela… “Ben zaten böyleyim.” “Ben şanssızım.” “Benim işlerim hep zor gider.” “Ben yapamam.” Bu cümleler sadece moral düşürmez. Beyne talimat verir. Bilinçaltı mecaz anlamaz. Şaka kaldırmaz. Tekrarı emir gibi algılar. Ve sonra ne olur biliyor musun? Beyin, söylediğin şeye uygun kanıt toplamaya başlar. Eğer “işlerim hep zor gider” diyorsan, kolay giden şeyleri görmezsin. Zor olanları büyütürsün. Eğer “ben disiplinli değilim” diyorsan, disiplinli olduğun anları küçültürsün. Çünkü zihin tutarlılık ister. İnandığın şeyle çelişmek istemez. “Kırk kere söylersen olur” sözü burada devreye girer. Sen bir düşünceyi ne kadar tekrar edersen, o düşünce senin iç sesin olur. İç sesin de karakterini şekillendirir. Ve karakter, kaderden önce gelir. Bu sadece aşkta değil. Hayatta. Sağlıkta. İş hayatında. Para yönetiminde. Özgüvende. Cesarette. “Ben risk alamam” diyen biri, önüne gelen fırsatı “mantıklı gerekçelerle” reddeder. “Ben insanlara güvenmem” diyen biri, gerçekten güvenilir insanları da test ederek yorar. “Ben güçlü olmak zorundayım” diyen biri, yardım istemeyi zayıflık sanır. Görüyor musun? Cümleler sadece ses değildir. Kimlik inşa eder. Şimdi bir adım daha derine inelim. Beyin, tekrar edilen düşünceye göre kimyasal salgılar. Olumsuz tekrarlar stres sistemini aktif tutar. Olumlu ama gerçekçi tekrarlar ise güven duygusunu güçlendirir. Ama burada önemli bir nokta var: Sahte pozitiflik işe yaramaz. “Ben milyonerim” deyip boş cüzdana bakmak bilinçaltını ikna etmez. Ama “Ben öğrenebilirim” demek, beyne hareket alanı açar. Çünkü bilinçaltı, mümkün olanı kabul eder. O yüzden mesele sihirli cümleler değil. Tutarlı tekrar. Şimdi sana bir egzersiz bırakıyorum.    Egzersiz: Dilini Yakala Bir gün boyunca içinden geçen cümleleri fark et. Şikâyet cümlelerini not al. Kendini küçülttüğün yerleri yaz. Otomatik söylediğin kalıpları gör. Sonra her birinin yanına şu soruyu ekle: “Bunu kırk gün tekrar edersem, nasıl birine dönüşürüm?” Eğer hoşuna gitmeyen birine dönüşüyorsan, cümleyi değiştir. Ama gerçekçi şekilde. “Ben hep başarısızım” yerine “Ben öğrenerek ilerliyorum.” “Ben beceremem” yerine “Henüz öğrenmedim.” Küçük farklar büyük yön değiştirir. Canım kadın, Hayat bazen dışarıdan zor gelir. Ama çoğu zaman içimizdeki tekrarlar, dış dünyayı şekillendirir. Kırk kere söylediğin şey, kırk birinci gün refleksin olur. Refleksin alışkanlık olur. Alışkanlığın karakter olur. Ve sonra bir bakarsın, “Ben zaten böyleyim” demeye başlarsın. O yüzden diline dikkat et. Çünkü dil, zihnin mimarıdır. Zihin ise hayatının. Kendine şunu sor: Ben hangi cümleleri çoğaltıyorum? Çünkü çoğalttığın şey, büyür. Ve büyüyen şey, seni yönetir. Canım kadın… Sözünü bilinçli seç. Çünkü tekrar, kader değil belki, ama yön tayinidir. Fatma Dayaüç
Ekleme Tarihi: 21 Şubat 2026 -Cumartesi

“Bir Şeyi Kırk Kere Söylersen Olur” Gerçeği: Zihin, Dil ve Hayat Arasındaki Görünmez Anlaşma

Canım kadın,

“Bir şeyi kırk kere söylersen olur” sözü sandığımız kadar mistik değil.
Bu cümle aslında bilinçaltının ve nörobiyolojinin nasıl çalıştığını sade bir dille anlatıyor.

Beyin tekrar sever.
Tekrar edilen her düşünce, nöronlar arasında yeni bağlantılar kurar.
Aynı cümleyi defalarca söylediğinde, zihnin onu “olasılık” olmaktan çıkarır, “gerçeklik ihtimali” yapar.

Buna bilim, nöral plastisite diyor.
Biz ise bazen buna “alışmak” diyoruz.

Alıştığımız şey, normalimiz olur.
Normalimiz de hayat standardımızı belirler.

Mesela…

“Ben zaten böyleyim.”
“Ben şanssızım.”
“Benim işlerim hep zor gider.”
“Ben yapamam.”

Bu cümleler sadece moral düşürmez.
Beyne talimat verir.

Bilinçaltı mecaz anlamaz.
Şaka kaldırmaz.
Tekrarı emir gibi algılar.

Ve sonra ne olur biliyor musun?

Beyin, söylediğin şeye uygun kanıt toplamaya başlar.

Eğer “işlerim hep zor gider” diyorsan,
kolay giden şeyleri görmezsin.
Zor olanları büyütürsün.

Eğer “ben disiplinli değilim” diyorsan,
disiplinli olduğun anları küçültürsün.

Çünkü zihin tutarlılık ister.
İnandığın şeyle çelişmek istemez.

“Kırk kere söylersen olur” sözü burada devreye girer.

Sen bir düşünceyi ne kadar tekrar edersen,
o düşünce senin iç sesin olur.
İç sesin de karakterini şekillendirir.

Ve karakter, kaderden önce gelir.

Bu sadece aşkta değil.
Hayatta.

Sağlıkta.
İş hayatında.
Para yönetiminde.
Özgüvende.
Cesarette.

“Ben risk alamam” diyen biri,
önüne gelen fırsatı “mantıklı gerekçelerle” reddeder.

“Ben insanlara güvenmem” diyen biri,
gerçekten güvenilir insanları da test ederek yorar.

“Ben güçlü olmak zorundayım” diyen biri,
yardım istemeyi zayıflık sanır.

Görüyor musun?
Cümleler sadece ses değildir.
Kimlik inşa eder.

Şimdi bir adım daha derine inelim.
Beyin, tekrar edilen düşünceye göre kimyasal salgılar.
Olumsuz tekrarlar stres sistemini aktif tutar.
Olumlu ama gerçekçi tekrarlar ise güven duygusunu güçlendirir.

Ama burada önemli bir nokta var:

Sahte pozitiflik işe yaramaz.

“Ben milyonerim” deyip boş cüzdana bakmak bilinçaltını ikna etmez.
Ama “Ben öğrenebilirim” demek,
beyne hareket alanı açar.

Çünkü bilinçaltı, mümkün olanı kabul eder.

O yüzden mesele sihirli cümleler değil.
Tutarlı tekrar.

Şimdi sana bir egzersiz bırakıyorum.

   Egzersiz: Dilini Yakala

Bir gün boyunca içinden geçen cümleleri fark et.

Şikâyet cümlelerini not al.
Kendini küçülttüğün yerleri yaz.
Otomatik söylediğin kalıpları gör.

Sonra her birinin yanına şu soruyu ekle:

“Bunu kırk gün tekrar edersem, nasıl birine dönüşürüm?”

Eğer hoşuna gitmeyen birine dönüşüyorsan,
cümleyi değiştir.

Ama gerçekçi şekilde.

“Ben hep başarısızım” yerine
“Ben öğrenerek ilerliyorum.”

“Ben beceremem” yerine
“Henüz öğrenmedim.”

Küçük farklar büyük yön değiştirir.

Canım kadın,

Hayat bazen dışarıdan zor gelir.
Ama çoğu zaman içimizdeki tekrarlar, dış dünyayı şekillendirir.

Kırk kere söylediğin şey,
kırk birinci gün refleksin olur.

Refleksin alışkanlık olur.
Alışkanlığın karakter olur.

Ve sonra bir bakarsın,
“Ben zaten böyleyim” demeye başlarsın.

O yüzden diline dikkat et.

Çünkü dil, zihnin mimarıdır.
Zihin ise hayatının.

Kendine şunu sor:

Ben hangi cümleleri çoğaltıyorum?

Çünkü çoğalttığın şey, büyür.
Ve büyüyen şey, seni yönetir.

Canım kadın…
Sözünü bilinçli seç.
Çünkü tekrar, kader değil belki,
ama yön tayinidir.

Fatma Dayaüç

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.