Canım Kadın,
Kilo meselesini tek bir nedene bağlamak kolaydır.
Ama kolay olan genelde eksiktir.
Çünkü beden tek boyutlu değildir.
Sadece duygu değildir.
Sadece irade değildir.
Sadece beslenme değildir.
Beden; yaşanmışlıkların, stresin, biyolojinin, çevrenin, alışkanlıkların ve hayatta kalma reflekslerinin birleşimidir.
Ve çoğu zaman aynada gördüğün şey,
sadece görünen kısımdır.
Beden Hayatta Kalma Moduna Geçtiğinde
Uzun süreli stres yaşadığında sinir sistemi tetikte kalır.
Kortizol yükselir.
Uyku bölünür.
İnsülin dengesi değişir.
Tiroid yavaşlayabilir.
Yani kilo bazen fazla yemekten değil,
fazla yüklenmiş bir sistemden gelir.
Beden güvenlik hissetmediğinde yağ depolamaya daha yatkın olur.
Çünkü biyolojik zihin şöyle çalışır:
“Kaynak biriktir. Güvende değilsin.”
Bu bilinçli bir seçim değildir.
Bu, programlanmış bir koruma biçimidir.
Yorgunluk Birikir, Beden Tutmaya Başlar
Bazı kadınlar çok çalışır.
Bazıları çok sorumluluk alır.
Bazıları herkesi taşır ama kendini taşıyamaz hâle gelir.
Yıllarca “idare ederim” diyen bir beden,
bir noktada idare edemez olur.
Uykusuzluk, düzensiz beslenme, hareketsizlik,
bastırılmış duygular, sürekli güçlü durma çabası…
Bunların hepsi metabolik sistemi etkiler.
Kilo bazen şunun işaretidir:
“Artık yavaşla.”
Hormonal ve Somatik Gerçeklik
Kadın bedeni hassastır.
Adet döngüsü, tiroid fonksiyonu, insülin direnci, menopoz, doğum sonrası süreç…
Her biri metabolizmayı doğrudan etkiler.
Ayrıca travmatik deneyimler sinir sisteminde iz bırakır.
Sinir sistemi regüle değilse;
açlık-tokluk sinyalleri şaşar,
yeme davranışı değişir,
beden tutmaya başlar.
Bu bir karakter meselesi değil,
düzenlenmemiş bir sistem meselesidir.
Koruma Mekanizması Olarak Beden
Bazen beden fiziksel olarak alan kaplar.
Bu bilinçli bir tercih değildir.
Ama içsel bir güvenlik ihtiyacının yansıması olabilir.
Beden bazen “dayanıyorum” demenin başka bir yoludur.
Ve sen aynada fazlalık görürken,
beden belki de yıllardır yük taşıyordur.
Egzersiz – Bedenle Barışma Çalışması
Şimdi küçük ama etkili bir çalışma yapalım, Canım Kadın.
Sessiz bir yere geç.
Dik otur.
Elini göbeğine ya da kalbine koy.
Yavaşça nefes al.
Dört saniye al, dört saniye tut, altı saniye ver.
Bunu beş kez tekrar et.
Sonra kendine şunu sor:
1- Bedenim en çok hangi dönemde değişmeye başladı?
2- O dönem hayatımda ne oluyordu?
3- Dinlenebiliyor muydum?
4- Kendimi güvende hissediyor muydum?
Ve ardından şu cümleyi fısılda:
“Bedenim bana karşı değil.
O beni taşımaya çalıştı.”
Bu cümle savaşmayı bırakmana yardımcı olur.
Gerçek Değişim Nereden Başlar?
Diyet listesi değişim değildir.
Kalıcı değişim; sistem sakinleştiğinde başlar.
1- Düzenli uyku
2- Yeterli protein ve dengeli beslenme
3- Günlük hafif hareket
4- Sinir sistemi regülasşefkat5-Sınır koyma
6- Kendine şefkat
Bunlar olmadan sadece kalori kısmak,
bedene “tehlike var” mesajını güçlendirir.
Canım Kadın,
Kilo bir sonuçtur.
Ama asıl hikâye daha derindedir.
Beden senin düşmanın değil.
O senin arşivin.
Yorulduysan, tutmuştur.
Güvensiz hissettiysen, depolamıştır.
Dinlenemediysen, yavaşlamıştır.
Önce suçlamayı bırak.
Sonra dinlemeyi başlat.
Çünkü anlaşılan beden,
gevşer.
Ve gevşeyen beden,
dönüşmeye başlar.
Fatma Dayaüç
