Ali Onar
Köşe Yazarı
Ali Onar
 

YALANCI BAHAR

Hatırlayın, daha dün gibi... Bir “Arap Baharı” rüzgarı estirdiler coğrafyamızda. İsmi ne kadar naifti, umut veriyor, gözleri boyuyordu? Öyle ya, Amerika demişti! Bahar gelecek, çiçekler açacak, demokrasi her yanı saracaktı. Tunus'ta Yasemin ile başladı yalancı bahar, “Ekmek, Özgürlük ve Sosyal Adalet” sloganları yalancı baharın çiçekleri, Ramy Essam sesi oldu. Kadınlar ön saflardaydı, Tevekkül Karman ile Nobel Barış Ödülü bile kazanıldı. Çünkü rejimler kötüydü ve yıkılması gerekiyordu! Eş-şaab yürid ıskât en-nizâm ( Halk,rejimin düşmesini istiyor) tek slogan oldu. Ama tarihi unutanlar, geleceklerini karartılar. Çünkü Amerika’nın olduğu her yerde kara kış vardır, Kan vardır, gözyaşı vardır, sömürü vardır. Burada da aynısı oldu. Libya’dan Suriye’ye, Mısır’dan ,Irak’a, Yemen’den Cezayir’e kadar her yer, Bahar beklerken kara kışın, kaosun ve bitmek bilmeyen iç savaşların pençesine düştü. Şehirler yok edildi, ekonomileri talan edildi ve en acısı; milyonlarca insan ya vahşice öldü ya da vatansız birer mülteci olarak yollara düştü. Amerika’nın petrol, milyarlarca dolarlar ve İsrail için kurguladığı o sözde özgürlük masalı şimdide  İran için yazılıyor. Aynı senarist, sahneyi değiştirmiş bu kez başrolü İran’a vermiş, Masalın adını da yine aynı koymuş: "Demokrasi ve özgürlük" Sanki kendi ülkesinde varmış gibi ! Yine kitabın ortasından konuşalım, Dünya’da demokrasinin, insan haklarının, adaletin bir katili varsa o da Amerika’dır. Şu "demokrasi" denilen kavramın Amerika’nın elinde nasıl bir silaha dönüştüğünü görmemek için kör olmak yetmez, vicdanı da tamamen kalplerden atmak gerekir. Bir yanda İran’daki iç karışıklıklar üzerinden insan hakları nutukları atan Amerika, diğer yanda hemen yanı başımızda, Filistin’de yaşanan o devasa soykırım karşısında dili tutulmuş, eli kanlı bir sessizliğe bürünmüş aynı Amerika. Filistin’deki çocukların, kadınların katliamına göz yumanların, İran’da hak savunuculuğuna soyunması sahtekarlıktan başka bir şey değildir. Ama işin trajikomik tarafı senarist aynı, senaryo aynıyken hatta hatta masalın adı bile aynıyken içimizdeki sözde sanatçılar, sözde aydınlar ve sosyal medyada daha dün "Arap Baharı" denilen o kanlı operasyona alkış tutanlar, "Bakın diktatörler devriliyor, halklar özgürleşiyor" diye ekranlarda boy gösterenler, bugün yine aynı heyecanla İran operasyonunun gönüllü neferi olmuş durumdalar. Yine aynı koro, İran sokaklarındaki kaosu kutsuyor,demokrasi,özgürlük palavralarıyla bizim insanımızın tekrar aynı delikten geçirmeye çalışıyor. Bir rejimi, bir siyasi yönetimi elbette beğenmeyebilirsiniz ancak her milletin kendi kaderini tayin etme hakkına saygı duymak zorundasınız. Kaldı ki bir milletin taleplerini, emperyalizmin bölgeyi şekillendirme aracına dönüştürdüğünüz an, orada ne demokrasiden bahsedebilirsiniz ne de özgürlükten. Bugün İran üzerinden kurulan bu yeni tezgahın amacı, bölgeyi biraz daha parçalamak, direniş hatlarını zayıflatmak ve kendi enerji koridorlarını sağlama almaktır. Oradaki insanların refahı ya da hakları, Amerika ‘nın umrunda bile değildir. İran’ın bir şekilde çöküşünü izlemenin ve bu çöküşe sessiz kalmanın ülkemize faturasının ağır olacağını öngörülmemesi de basiretsizlikten başka bir anlam taşımaz. Yaşanacak göçmen sorunu,terör örgütlerine yeni alanlar açılması, enerji güvenliğinin riskli hale gelmesi ve bölgesel güç dengelerinin yeni savaşlara yol açacak şekilde bozulması ülkemizi doğrudan etkileyecektir. O nedenle daha önce gördüğümüz bu filmi tekrar izlemeyelim. Kendi coğrafyamızın kaderini, bize demokrasi adı altında kaos ihraç edenlerin ellerine bırakmayalım. Coğrafyamızın daha fazla sözde “bahara” ihtiyacı yok; Bizim ihtiyacımız olan şey onurlu bir duruş, güçlü bir hafıza ve bize dışarıdan dayatılan her türlü “kurtuluş” masalına karşı uyanık bir milli zihindir.
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2026 -Cumartesi

YALANCI BAHAR

Hatırlayın, daha dün gibi...

Bir “Arap Baharı” rüzgarı estirdiler coğrafyamızda.

İsmi ne kadar naifti, umut veriyor, gözleri boyuyordu?

Öyle ya, Amerika demişti!

Bahar gelecek, çiçekler açacak, demokrasi her yanı saracaktı.

Tunus'ta Yasemin ile başladı yalancı bahar,

“Ekmek, Özgürlük ve Sosyal Adalet” sloganları yalancı baharın çiçekleri,

Ramy Essam sesi oldu.

Kadınlar ön saflardaydı, Tevekkül Karman ile Nobel Barış Ödülü bile kazanıldı.

Çünkü rejimler kötüydü ve yıkılması gerekiyordu!

Eş-şaab yürid ıskât en-nizâm ( Halk,rejimin düşmesini istiyor) tek slogan oldu.

Ama tarihi unutanlar, geleceklerini karartılar.

Çünkü Amerika’nın olduğu her yerde kara kış vardır,

Kan vardır, gözyaşı vardır, sömürü vardır.

Burada da aynısı oldu.

Libya’dan Suriye’ye, Mısır’dan ,Irak’a, Yemen’den Cezayir’e kadar her yer,

Bahar beklerken kara kışın, kaosun ve bitmek bilmeyen iç savaşların pençesine düştü.

Şehirler yok edildi, ekonomileri talan edildi ve en acısı; milyonlarca insan ya vahşice öldü ya da vatansız birer mülteci olarak yollara düştü.

Amerika’nın petrol, milyarlarca dolarlar ve İsrail için kurguladığı o sözde özgürlük masalı şimdide  İran için yazılıyor.

Aynı senarist, sahneyi değiştirmiş bu kez başrolü İran’a vermiş,

Masalın adını da yine aynı koymuş:

"Demokrasi ve özgürlük"

Sanki kendi ülkesinde varmış gibi !

Yine kitabın ortasından konuşalım,

Dünya’da demokrasinin, insan haklarının, adaletin bir katili varsa o da Amerika’dır.

Şu "demokrasi" denilen kavramın Amerika’nın elinde nasıl bir silaha dönüştüğünü görmemek için kör olmak yetmez, vicdanı da tamamen kalplerden atmak gerekir.

Bir yanda İran’daki iç karışıklıklar üzerinden insan hakları nutukları atan Amerika, diğer yanda hemen yanı başımızda, Filistin’de yaşanan o devasa soykırım karşısında dili tutulmuş, eli kanlı bir sessizliğe bürünmüş aynı Amerika.

Filistin’deki çocukların, kadınların katliamına göz yumanların, İran’da hak savunuculuğuna soyunması sahtekarlıktan başka bir şey değildir.

Ama işin trajikomik tarafı senarist aynı, senaryo aynıyken hatta hatta masalın adı bile aynıyken içimizdeki sözde sanatçılar, sözde aydınlar ve sosyal medyada daha dün "Arap Baharı" denilen o kanlı operasyona alkış tutanlar,

"Bakın diktatörler devriliyor, halklar özgürleşiyor" diye ekranlarda boy gösterenler, bugün yine aynı heyecanla İran operasyonunun gönüllü neferi olmuş durumdalar.

Yine aynı koro, İran sokaklarındaki kaosu kutsuyor,demokrasi,özgürlük palavralarıyla bizim insanımızın tekrar aynı delikten geçirmeye çalışıyor.

Bir rejimi, bir siyasi yönetimi elbette beğenmeyebilirsiniz ancak her milletin kendi kaderini tayin etme hakkına saygı duymak zorundasınız.

Kaldı ki bir milletin taleplerini, emperyalizmin bölgeyi şekillendirme aracına dönüştürdüğünüz an, orada ne demokrasiden bahsedebilirsiniz ne de özgürlükten.

Bugün İran üzerinden kurulan bu yeni tezgahın amacı, bölgeyi biraz daha parçalamak, direniş hatlarını zayıflatmak ve kendi enerji koridorlarını sağlama almaktır.

Oradaki insanların refahı ya da hakları, Amerika ‘nın umrunda bile değildir.

İran’ın bir şekilde çöküşünü izlemenin ve bu çöküşe sessiz kalmanın ülkemize faturasının ağır olacağını öngörülmemesi de basiretsizlikten başka bir anlam taşımaz.

Yaşanacak göçmen sorunu,terör örgütlerine yeni alanlar açılması, enerji güvenliğinin riskli hale gelmesi ve bölgesel güç dengelerinin yeni savaşlara yol açacak şekilde bozulması ülkemizi doğrudan etkileyecektir.

O nedenle daha önce gördüğümüz bu filmi tekrar izlemeyelim.

Kendi coğrafyamızın kaderini, bize demokrasi adı altında kaos ihraç edenlerin ellerine bırakmayalım.

Coğrafyamızın daha fazla sözde “bahara” ihtiyacı yok;

Bizim ihtiyacımız olan şey onurlu bir duruş, güçlü bir hafıza ve bize dışarıdan dayatılan her türlü “kurtuluş” masalına karşı uyanık bir milli zihindir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.