Ali Onar
Köşe Yazarı
Ali Onar
 

SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİN’İ UNUTMUYORUZ!

Filistin hakkında Gazze hakkında ne kadar yazdım ne kadar konuştum inanın hatırlamıyorum. Gücüm yettiğince, kalemim yazdığı müddetçe de susmayacağım. Çünkü insanlık hiç bu kadar aşağılanmamıştı. Ama yine her zaman söylediğimi tekrar edeyim. Burada asıl sorumlu sadece İsrail’in küstah kibri,kağıttan kaplan gücü değil, İnsanlığın ve özellikle İslam dünyasının utanç verici sessizliğidir. Yok olan, yıkılan Gazze değil insanlığın haysiyetidir. Bilinmelidir ki; Susmak “ suça iştirak etmek” Sinmek “ onursuzca kaybetmek” Unutmak ise “yok olmaktır”... Bu yüzden, 2026’nın ilk gününde, sabahın ilk ışıklarında, Tarihi Galata Köprüsünde organize edilen yürüyüş ile atılacak her adım, sadece basit bir yürüyüş değil ,  Mazlumun sesi , zulmün kabusu olacaktır. Ve Galata Köprüsü o gün sadece iki yakayı değil dünyayı utancından kurtaracak bir yolu birleştirecektir. Bizler, tarih boyunca "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturuyla hareket etmiş bir geleneğin temsilcileriyiz. Kendi milli değerlerini savunan, tarihinden aldığı ilhamla mazlumun yanında durmayı görev bilen her vicdan sahibi için Gazze’de yaşananlar şüphesiz bir utanç vesikasıdır. Bu nedenle bu inançla, bu vicdanla yaşayan herkes orada olmalıdır. Ancak o gün Galata Köprüsünde sadece bizler olmamalıyız. Siyasi görüşümüz farklı, dünya görüşümüz ideolojimiz farklı olsa da kalbi bu “ortak acı” için atan herkes orada olmalıdır. Gerçekten de ideolojilerimiz, düşüncelerimiz, inançlarımız  ne kadar farklı olursa olsun, acı noktasında duruşumuz ortak olmalıdır. Kanın rengi, gözyaşının tadı her dilde, her coğrafyada aynıdır. Bir çocuğun öldürülmesini kim kabul edebilir! Bir annenin gözyaşlarından kim mutlu olabilir! Eğer akan kanı, akan gözyaşını açıklamaya, gerekçelendirmeye kalkarsanız işte o zaman insanlık haysiyeti bitmiştir. İşte o nedenle susmak,sinmek ve unutmak işlenen soykırıma, yapılan zulme iştirak etmektir. Bu yüzden, Gazze’deki zulme karşı durmak sadece dini, ideolojik ya da siyasi bir görev değil; evrensel bir haysiyet sınavıdır. Hiçbir bahaneye sığınmadan,ama,fakat,lakin demeden; “Sinmiyoruz, Susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz.” Sloganıyla Galata Köprüsünde buluşalım. Eğer 1 Ocak sabahı o köprünün üzerinde yürüyeceksek, bu sadece Filistin için değil, kendi insanlığımızı kurtarmak içinde olacak. O yüzden 1 Ocak sabahı saat 8.30’ da zulmü ayaklar altına almak için Galata Köprüsünde olacağız. Ya sen?
Ekleme Tarihi: 27 Aralık 2025 -Cumartesi

SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİN’İ UNUTMUYORUZ!

Filistin hakkında Gazze hakkında ne kadar yazdım ne kadar konuştum inanın hatırlamıyorum.

Gücüm yettiğince, kalemim yazdığı müddetçe de susmayacağım.

Çünkü insanlık hiç bu kadar aşağılanmamıştı.

Ama yine her zaman söylediğimi tekrar edeyim.

Burada asıl sorumlu sadece İsrail’in küstah kibri,kağıttan kaplan gücü değil,

İnsanlığın ve özellikle İslam dünyasının utanç verici sessizliğidir.

Yok olan, yıkılan Gazze değil insanlığın haysiyetidir.

Bilinmelidir ki;

Susmak “ suça iştirak etmek”

Sinmek “ onursuzca kaybetmek”

Unutmak ise “yok olmaktır”...

Bu yüzden, 2026’nın ilk gününde, sabahın ilk ışıklarında,

Tarihi Galata Köprüsünde organize edilen yürüyüş ile atılacak her adım, sadece basit bir yürüyüş değil ,

 Mazlumun sesi , zulmün kabusu olacaktır.

Ve Galata Köprüsü o gün sadece iki yakayı değil dünyayı utancından kurtaracak bir yolu birleştirecektir.

Bizler, tarih boyunca "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturuyla hareket etmiş bir geleneğin temsilcileriyiz.

Kendi milli değerlerini savunan, tarihinden aldığı ilhamla mazlumun yanında durmayı görev bilen her vicdan sahibi için Gazze’de yaşananlar şüphesiz bir utanç vesikasıdır.

Bu nedenle bu inançla, bu vicdanla yaşayan herkes orada olmalıdır.

Ancak o gün Galata Köprüsünde sadece bizler olmamalıyız.

Siyasi görüşümüz farklı, dünya görüşümüz ideolojimiz farklı olsa da kalbi bu “ortak acı” için atan herkes orada olmalıdır.

Gerçekten de ideolojilerimiz, düşüncelerimiz, inançlarımız  ne kadar farklı olursa olsun, acı noktasında duruşumuz ortak olmalıdır.

Kanın rengi, gözyaşının tadı her dilde, her coğrafyada aynıdır.

Bir çocuğun öldürülmesini kim kabul edebilir!

Bir annenin gözyaşlarından kim mutlu olabilir!

Eğer akan kanı, akan gözyaşını açıklamaya, gerekçelendirmeye kalkarsanız işte o zaman insanlık haysiyeti bitmiştir.

İşte o nedenle susmak,sinmek ve unutmak işlenen soykırıma, yapılan zulme iştirak etmektir.

Bu yüzden, Gazze’deki zulme karşı durmak sadece dini, ideolojik ya da siyasi bir görev değil; evrensel bir haysiyet sınavıdır.

Hiçbir bahaneye sığınmadan,ama,fakat,lakin demeden;

“Sinmiyoruz, Susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz.” Sloganıyla Galata Köprüsünde buluşalım.

Eğer 1 Ocak sabahı o köprünün üzerinde yürüyeceksek, bu sadece Filistin için değil, kendi insanlığımızı kurtarmak içinde olacak.

O yüzden 1 Ocak sabahı saat 8.30’ da zulmü ayaklar altına almak için Galata Köprüsünde olacağız.

Ya sen?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.