casino siteleri slot siteleri
bahis siteleri canlı bahis siteleri
Serpil GÜLEÇYÜZ
Köşe Yazarı
Serpil GÜLEÇYÜZ
 

KARANLIĞIN ÜSTÜNE GÜNEŞ GİBİ DOĞMAK; ÖĞRETMEN OLMAK…

17 Nisan 1940’da kurulan Köy Enstitüsü’nde eğitim almış, ilkeli bir Cumhuriyet öğretmeniydi BABAM. Hatırlıyorum, çocukken babam beni okuluna götürürdü. 'O'nu sınıfta, müdür odasında, teneffüslerde öğrencilerine bakışını, dokunuşunu,hep cebinde taşıdığı mendiliyle burunlarını sevgiyle silmesini izlerdim. Emek verdiği öğrencilerinin ileride nasıl bireyler olacağını düşünürdüm. Ve bir gün dedim ki, ben kesin öğretmen olmalıyım. En yakın arkadaşım Zahide Karahan’la birlikte dualarımız kabul oldu ve 1964 yılında Balıkesir Necati Bey Öğretmen Okulu’nun sınavlarını kazanarak okula girmeyi başardık. İlk öğretmen okulları kapatılan Köy Enstitüleri'nin yerini hiç bir zaman tutamadı ama onların devamı gibi o  ruhu yaşatmak için uğraşıldı. Felsefenin, sanatın, bilimin köye gittiğimiz zaman bize gerekecek her türlü bilginin öğretildiği yerlerdi öğretmen okulları. Kimleri öğrenmedik ki orada. Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Şevket Süreyya Aydemir, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet, Sait Faik gibi nicelerini okuyor, Yunus, Karacaoğlan, Pir Sultan, Ruhi Su, Neşet Ertaş ezgileri dinliyor, hepimiz birer müzik aleti çalabiliyorduk. Cumhuriyet, demokrasi, eşitlik, adalet, kardeşlik kavramını, paylaşmayı öğreniyorduk. Bize önce insan deyip, insan olmanın erdemini öğreten, Nezihe Türkoğlu, Türkan Mersinlioğlu, Özkan ve Ahmet Ataklı, Macit Abi, Necdet Esin, Cevdet Atmaca, Sami Şavkan, Muzaffer Tunca ve tabii ki Ahmet Arvasi ve daha nice öğretmenlerimiz. Yaşayanlara uzun ömürler diliyorum, ahirete göçenler nurlarda huzurla uyusunlar. Otobüsten indikten sonra 7 kilometre yayan yürüyerek gittiğim bir köydü ilk tayinimin çıktığı yer. Gittiğim yerin hiç önemi yoktu benim için. Öylesine ideal yüklüydüm ki. Benim için, Mustafa Kemal'in Kocatepe'den bakışıydı öğretmen olmak. Samsun'dan, bilgisizliğin, karanlığın üstüne güneş gibi doğmaktı. Berrak bir Türkçeydi öğretmen olmak. Bilime, çağdaşlığa, dinine, gelenek ve göreneklerine sahip çıkmaktı. Vatanını, milletini, bayrağını sevmekti. İnsanı sevmekti öğretmen olmak. Eğitimi bir görev değil, yaşam biçimi saymaktı. Sevgiyi, umudu, haksızlıklara karşı direnmeyi, güçlüklerden yılmamayı öğretmekti öğretmen olmak. Ülkenin geleceği için, düşünen bir beyin, hisseden bir yürekti.  Öğretme azmiydi, bilgiyi nakış nakış işlemekti. Kuş uçmaz, kervan geçmez, bomba şimşeklerinin çaktığı, silah seslerinin eksilmediği yerlere gidip, günü geldiğinde bayrak direğine, bayrak diye asılıp şehit olmaktı öğretmen olmak. 36 yıllık meslek hayatım boyunca, kendimi, ülkemin her yerinde, cumhuriyet, demokrasi gibi kavramları benimsemiş, Ata'sının izinde, soran, sorgulayan, kendi kararlarını kendisi alabilen, aldığı kararların sorumluluğunu taşıyan, şiddetten uzak, empati kurabilen bireyler yetiştirmeye adadım. Tükendiğim yerde yeniden güçlenerek. Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünde, kendini öğrencilerine adayan tüm öğretmenlere selam olsun... Bir kere daha teşekkür ediyorum bizleri yetiştiren, 36 yıl hiç eksilmeyen idealleri yükleyen o elleri öpülesi gönül kahramanlarına İyiki vardınız! İyiki bizim öğretmenimiz oldunuz! Serpil Güleçyüz 18 Nisan 2022
Ekleme Tarihi: 18 Nisan 2022 - Pazartesi

KARANLIĞIN ÜSTÜNE GÜNEŞ GİBİ DOĞMAK; ÖĞRETMEN OLMAK…

17 Nisan 1940’da kurulan Köy Enstitüsü’nde eğitim almış, ilkeli bir Cumhuriyet öğretmeniydi BABAM.

Hatırlıyorum, çocukken babam beni okuluna götürürdü.

'O'nu sınıfta, müdür odasında, teneffüslerde öğrencilerine bakışını, dokunuşunu,hep cebinde taşıdığı mendiliyle burunlarını sevgiyle silmesini izlerdim.

Emek verdiği öğrencilerinin ileride nasıl bireyler olacağını düşünürdüm.

Ve bir gün dedim ki, ben kesin öğretmen olmalıyım.

En yakın arkadaşım Zahide Karahan’la birlikte dualarımız kabul oldu ve 1964 yılında Balıkesir Necati Bey Öğretmen Okulu’nun sınavlarını kazanarak okula girmeyi başardık.

İlk öğretmen okulları kapatılan Köy Enstitüleri'nin yerini hiç bir zaman tutamadı ama onların devamı gibi o  ruhu yaşatmak için uğraşıldı.

Felsefenin, sanatın, bilimin köye gittiğimiz zaman bize gerekecek her türlü bilginin öğretildiği yerlerdi öğretmen okulları.

Kimleri öğrenmedik ki orada.

Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Şevket Süreyya Aydemir, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet, Sait Faik gibi nicelerini okuyor, Yunus, Karacaoğlan, Pir Sultan, Ruhi Su, Neşet Ertaş ezgileri dinliyor, hepimiz birer müzik aleti çalabiliyorduk.

Cumhuriyet, demokrasi, eşitlik, adalet, kardeşlik kavramını, paylaşmayı öğreniyorduk.

Bize önce insan deyip, insan olmanın erdemini öğreten, Nezihe Türkoğlu, Türkan Mersinlioğlu, Özkan ve Ahmet Ataklı, Macit Abi, Necdet Esin, Cevdet Atmaca, Sami Şavkan, Muzaffer Tunca ve tabii ki Ahmet Arvasi ve daha nice öğretmenlerimiz.

Yaşayanlara uzun ömürler diliyorum, ahirete göçenler nurlarda huzurla uyusunlar.

Otobüsten indikten sonra 7 kilometre yayan yürüyerek gittiğim bir köydü ilk tayinimin çıktığı yer.

Gittiğim yerin hiç önemi yoktu benim için.
Öylesine ideal yüklüydüm ki.

Benim için, Mustafa Kemal'in Kocatepe'den bakışıydı öğretmen olmak.

Samsun'dan, bilgisizliğin, karanlığın üstüne güneş gibi doğmaktı.

Berrak bir Türkçeydi öğretmen olmak.

Bilime, çağdaşlığa, dinine, gelenek ve göreneklerine sahip çıkmaktı.

Vatanını, milletini, bayrağını sevmekti.

İnsanı sevmekti öğretmen olmak.

Eğitimi bir görev değil, yaşam biçimi saymaktı.

Sevgiyi, umudu, haksızlıklara karşı direnmeyi, güçlüklerden yılmamayı öğretmekti öğretmen olmak.

Ülkenin geleceği için, düşünen bir beyin, hisseden bir yürekti. 

Öğretme azmiydi, bilgiyi nakış nakış işlemekti.

Kuş uçmaz, kervan geçmez, bomba şimşeklerinin çaktığı, silah seslerinin eksilmediği yerlere gidip, günü geldiğinde bayrak direğine, bayrak diye asılıp şehit olmaktı öğretmen olmak.

36 yıllık meslek hayatım boyunca, kendimi, ülkemin her yerinde, cumhuriyet, demokrasi gibi kavramları benimsemiş, Ata'sının izinde, soran, sorgulayan, kendi kararlarını kendisi alabilen, aldığı kararların sorumluluğunu taşıyan, şiddetten uzak, empati kurabilen bireyler yetiştirmeye adadım.

Tükendiğim yerde yeniden güçlenerek.

Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünde, kendini öğrencilerine adayan tüm öğretmenlere selam olsun...

Bir kere daha teşekkür ediyorum bizleri yetiştiren, 36 yıl hiç eksilmeyen idealleri yükleyen o elleri öpülesi gönül kahramanlarına

İyiki vardınız!
İyiki bizim öğretmenimiz oldunuz!

Serpil Güleçyüz
18 Nisan 2022

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.