Serpil GÜLEÇYÜZ
Köşe Yazarı
Serpil GÜLEÇYÜZ
 

Aşk, Kendini Tamamlamaktır

​Aşk neydi gerçekten?  Bir başkasına kalbinizi ve ruhunuzu vermenizdir.Karşılığında onun da size aynı kutsallıkla kalbini ve ruhunu vermesidir. Shakespeare "Yolculuklar sonunda aşıklar buluşur," derken o uzun ve meşakkatli yolun sonundaki o büyük ödülden bahseder.  Yunus Emre ise uyarıyı yüzyıllar öncesinden yapar: "Aşkı olmayan biri misali taşa benzer." Gönlünde aşk ateşi yanmayanın, dünyadaki varlığı bir taşın sessizliğinden farksızdır. ​Aşk; kimine göre varlığın tek amacı, kimine göre bir yanılsama... Kimine göre besleyici bir pınar, kimine göre her şeyi yerle bir eden yıkıcı bir fırtına. Ama her ne olursa olsun, aşk hep vardır.  En güzel aşk ise hesapsız olanıdır; sanki altınızda hiçbir güvence yokken, sonsuz bir boşluğa korkusuzca atlamak gibi...  Aşka teslim olmak, aslında prangalarından kurtulup özgürleşmektir.  Bir ​Yunan mitolojisi anlatımına göre insan, bir zamanlar tek bir bedende birleşmiş erkek ve dişiden ibaretti. Tanrılar onları ayırıp evrenin uzak köşelerine saldığından beri, her ruh kendi yarısını arar oldu.  İşte o gün bugündür, sokaklarda, şehirlerde, yabancı yüzlerde o tanıdık "tamamlanmışlık" hissini arıyoruz. Gerçek ruh ikizini bulmak; sanki hiç gözümüz, kolumuz, kanadımız yokmuş da birden bütün uzuvlarımıza kavuşmuşuz gibi bir mucizedir. Sakatken iyileşmek, eksikken tamamlanmak gibi bir şey. Hayat bazen en beklemediğimiz anda, beklediğimizi bile bilmediğimiz o "öbür yarımızı" sunar bize. ​Sait Faik’in dediği gibi, "Bir insanı sevmekle başlar her şey."  Ama bu yolculuğun ilk durağı kişinin kendisidir. Önce kendinizi sevmelisiniz. Kendine şefkat göstermeyen, başkasının yarasına merhem olamaz; kendine değer vermeyen, bir başkasını gerçek anlamda kucaklayamaz. ​ ​Aşkı bulmak için ne bedel öderdiniz desem? Çoğumuz "her şeyimi" deriz.  Ancak aşk, bir pizza siparişi gibi kapınıza garantiyle gelen bir şey değildir. Öngörülemezdir, emek ister ve evet, bazen can yakar. ​Belki de en acımasızı, o tek taraflı, karşılıksız olanıdır. Karşılıksız aşk,bir sesi çağırıpda yankısını duymamak gibidir. Ne kadar değişirsen değiş, Saçlarını kaç kez kestirirsen kestir, kaç spor salonuna gidersen git, kaç kadeh içersen iç, o sızı geçmez. İnsan kendiyle bitmek bilmeyen bir hesaplaşmaya girer; nerede hata yaptığını, neyi yanlış anladığını sorup durur. Hatta bazen o gidenin değerini anlayıp geri döneceğine dair masallar anlatır kendine. Ama bir gün, ruhunuzun gerçek değerini size aynalayan o kişi karşınıza çıktığında, asıl "tamamlanmanın" ne olduğunu anlarsınız. ​Aşk, aramaktan ve inanmaktan vazgeçmemektir.  Gerçek yarımımızı bulana kadar yeniden ve yeniden deneme cesaretidir. ​Kendi yarısını bulmuş, onu her hücresiyle sevmiş ama nihayetinde sonsuzluğa uğurlamış biri olarak ve Can Yücel’in o eşsiz mısralarında dediği gibi: ​"Sevmek, seviyorum demek değil, yüreğinde hissetmektir. Ve aşk bazen, yanında olanı sevmek değil, Bazen gelmeyecek olanı beklemektir.." ​Dileğim, bu hayatta hem kendinizi sevmeniz hem de sizi tam bir bütün kılacak o gerçek yarınızı bulmanızdır. Aradığınız o huzur, belki bir köşe başında, belki bir bakışta, belki de sadece sabrın derinliğindedir.
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2026 -Pazar

Aşk, Kendini Tamamlamaktır

​Aşk neydi gerçekten? 

Bir başkasına kalbinizi ve ruhunuzu vermenizdir.Karşılığında onun da size aynı kutsallıkla kalbini ve ruhunu vermesidir.

Shakespeare "Yolculuklar sonunda aşıklar buluşur," derken o uzun ve meşakkatli yolun sonundaki o büyük ödülden bahseder. 

Yunus Emre ise uyarıyı yüzyıllar öncesinden yapar: "Aşkı olmayan biri misali taşa benzer." Gönlünde aşk ateşi yanmayanın, dünyadaki varlığı bir taşın sessizliğinden farksızdır.

​Aşk; kimine göre varlığın tek amacı, kimine göre bir yanılsama... Kimine göre besleyici bir pınar, kimine göre her şeyi yerle bir eden yıkıcı bir fırtına. Ama her ne olursa olsun, aşk hep vardır. 

En güzel aşk ise hesapsız olanıdır; sanki altınızda hiçbir güvence yokken, sonsuz bir boşluğa korkusuzca atlamak gibi... 
Aşka teslim olmak, aslında prangalarından kurtulup özgürleşmektir.

 Bir ​Yunan mitolojisi anlatımına göre insan, bir zamanlar tek bir bedende birleşmiş erkek ve dişiden ibaretti. Tanrılar onları ayırıp evrenin uzak köşelerine saldığından beri, her ruh kendi yarısını arar oldu. 
İşte o gün bugündür, sokaklarda, şehirlerde, yabancı yüzlerde o tanıdık "tamamlanmışlık" hissini arıyoruz. Gerçek ruh ikizini bulmak; sanki hiç gözümüz, kolumuz, kanadımız yokmuş da birden bütün uzuvlarımıza kavuşmuşuz gibi bir mucizedir. Sakatken iyileşmek, eksikken tamamlanmak gibi bir şey.
Hayat bazen en beklemediğimiz anda, beklediğimizi bile bilmediğimiz o "öbür yarımızı" sunar bize.

​Sait Faik’in dediği gibi, "Bir insanı sevmekle başlar her şey." 
Ama bu yolculuğun ilk durağı kişinin kendisidir. Önce kendinizi sevmelisiniz. Kendine şefkat göstermeyen, başkasının yarasına merhem olamaz; kendine değer vermeyen, bir başkasını gerçek anlamda kucaklayamaz.

​Aşkı bulmak için ne bedel öderdiniz desem? Çoğumuz "her şeyimi" deriz. 
Ancak aşk, bir pizza siparişi gibi kapınıza garantiyle gelen bir şey değildir. Öngörülemezdir, emek ister ve evet, bazen can yakar.

​Belki de en acımasızı, o tek taraflı, karşılıksız olanıdır.
Karşılıksız aşk,bir sesi çağırıpda yankısını duymamak gibidir.

Ne kadar değişirsen değiş, Saçlarını kaç kez kestirirsen kestir, kaç spor salonuna gidersen git, kaç kadeh içersen iç, o sızı geçmez. İnsan kendiyle bitmek bilmeyen bir hesaplaşmaya girer; nerede hata yaptığını, neyi yanlış anladığını sorup durur. Hatta bazen o gidenin değerini anlayıp geri döneceğine dair masallar anlatır kendine. Ama bir gün, ruhunuzun gerçek değerini size aynalayan o kişi karşınıza çıktığında, asıl "tamamlanmanın" ne olduğunu anlarsınız.
​Aşk, aramaktan ve inanmaktan vazgeçmemektir. 
Gerçek yarımımızı bulana kadar yeniden ve yeniden deneme cesaretidir.

​Kendi yarısını bulmuş, onu her hücresiyle sevmiş ama nihayetinde sonsuzluğa uğurlamış biri olarak ve Can Yücel’in o eşsiz mısralarında dediği gibi:
​"Sevmek, seviyorum demek değil, yüreğinde hissetmektir.
Ve aşk bazen, yanında olanı sevmek değil,
Bazen gelmeyecek olanı beklemektir.."
​Dileğim, bu hayatta hem kendinizi sevmeniz hem de sizi tam bir bütün kılacak o gerçek yarınızı bulmanızdır. Aradığınız o huzur, belki bir köşe başında, belki bir bakışta, belki de sadece sabrın derinliğindedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.