Canım kadın…
Öz sevgi çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Kendini sürekli iyi hissetmek, hep güçlü olmak ya da her şeyi affetmek değildir.
Öz sevgi, kendine dürüst olabilmektir. Yorulduğunu kabul etmek, sınırlarının bittiği yerde durabilmek ve “buraya kadar” diyebilmektir.
Öz değer ise başkalarının sana verdiği tepkilerle ölçülmez.
Sevildin diye artmaz, eleştirildin diye azalmaz.
Öz değer, sen kimseye kendini ispat etmeye çalışmazken de kendinle barışık kalabilmektir.
Çünkü bir insan, kendi değerini dışarıdan almaya başladığında, içi hep eksik hisseder.
Birçok kadın sevilmek için küçülmeyi öğreniyor.
Anlaşılmak için susuyor, kabul görmek için kendinden ödün veriyor.
Sonra da “neden böyle hissediyorum?” diye soruyor.
Çünkü öz sevgi, kendini terk ederek inşa edilemez.
Kendine gösterdiğin davranış, başkalarına sana nasıl davranacaklarını öğretir.
Kendini sürekli eleştiriyorsan, dış dünyanın da seni eleştirmesine şaşırırsın.
İhtiyaçlarını erteledikçe, kimsenin onları önemsememesine alışırsın.
Oysa öz sevgi, kendini merkeze almak değil; kendini yok saymamayı öğrenmektir.
Şimdi küçük bir egzersiz yapalım canım kadın:
Gözlerini kapat ve kendine şu cümleyi söyle:
“Şu an olduğum halimle bile değerliyim.”
Direnç gelirse fark et, düzeltmeye çalışma.
Sonra şunu ekle:
“Kendimi sevmek için mükemmel olmam gerekmiyor.”
Bu cümleleri hissetmen şart değil.
Bilinçaltı, duymaya başladığı her şeyi zamanla gerçek kabul eder.
Öz sevgi, kendini her gün alkışlamak değildir.
Öz sevgi, kendini her gün yaralamamayı seçmektir.
Öz değer, herkes giderken ayakta kalmak değil; giderken bile kendini kaybetmemektir.
Canım kadın, sen zaten yeterlisin.
Bunu kanıtlaman gereken kimse yok.
Bugün kendine şunu hatırlat:
Benim değerim, başkalarının beni seçmesine bağlı değil.
Ben kendimi seçtiğimde, hayat da bana daha nazik davranmaya başlar.
