Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

Mona Lisa Gülüşü

Canım kadın, Bugün sana hem bir film önerisi hem de küçük bir farkındalık notu bırakıyorum. Mona Lisa Gülüşü. Film, 1950’lerin Amerika’sında geçiyor. Zeki, seçkin ve “iyi yetişmiş” genç kadınların okuduğu prestijli bir kolej… Ama tüm bu zekâya ve imkâna rağmen, öğrencilerin önüne konulan tek ideal var: İyi bir eş olmak, iyi bir anne olmak. Bunun dışındaki her yol, eksik ya da yarım sayılıyor. Toplumun ölçüsüne göre tabii. Ve bu koleje, tam da bu kalıpların karşısında duran bir kadın öğretmen geliyor. Bekâr, kırklı yaşlarının başında, kendi hayatını seçmiş, kendi değerleri olan bir kadın. Büyük bir heyecanla başlıyor… Önce sistem tarafından zorlanıyor, yıpratılıyor, hatta kırılıyor. Ama sonra, sessiz dokunuşlarıyla birkaç öğrencinin bile olsa zihninde bir kapı aralıyor. Ve o birkaç kapı… filmin en güçlü yerini oluşturuyor. Film şunu çok sade ama çok net söylüyor: Evet, gerçekten mutlu olduğun biriyle evlilik çok güzel olabilir. Ama tek güzel ihtimal bu değil. Başka hayatların da mümkün olduğunu bilmek gerekiyor. Toplumumuzda bugün bile, en ünlü, en başarılı, en kariyerli kadınlar için hâlâ aynı sorular sorulurken; evlenmemek ya da anne olmamak nasıl bir tercihtir diye yargılanırken, şunu da kabul etmek gerek: Evlenmemek ama iş kadını olmak, evlenmemek ama kendi hayallerinin peşinden gitmek, evlenmemek ama kendinle iyi bir hayat kurmak da en az diğerleri kadar olağan. Kadın, tek bir role sığmaz. Ve hiçbir kadın, bir kalıba uymadığı için yarım değildir. Küçük bir egzersiz canım kadın: Bir kağıt al ve şu soruyu yaz: “Eğer kimse ne der diye düşünmeseydim, nasıl bir hayat isterdim?” Cevabı filtresiz yaz. Mantıklı olsun diye uğraşma. Sadece dürüst ol. Bazen özgürlük, sadece kendine doğruyu itiraf etmekle başlar. Mona Lisa Gülüşü bize şunu hatırlatıyor: Bir kadın, seçtiği hayatla değerlidir. Evlenerek de, evlenmeyerek de… Anne olarak da, olmayarak da… Bir kadın ancak kendi sesini bastırdığında eksilir. Kendi yolunu seçtiğinde değil. Ve unutma canım kadın, başka hayatlar mümkün. Bunu bilmek bile insanın omuzlarını hafifletiyor.
Ekleme Tarihi: 31 Aralık 2025 -Çarşamba

Mona Lisa Gülüşü

Canım kadın,
Bugün sana hem bir film önerisi hem de küçük bir farkındalık notu bırakıyorum.

Mona Lisa Gülüşü.
Film, 1950’lerin Amerika’sında geçiyor. Zeki, seçkin ve “iyi yetişmiş” genç kadınların okuduğu prestijli bir kolej…
Ama tüm bu zekâya ve imkâna rağmen, öğrencilerin önüne konulan tek ideal var:
İyi bir eş olmak, iyi bir anne olmak.
Bunun dışındaki her yol, eksik ya da yarım sayılıyor. Toplumun ölçüsüne göre tabii.

Ve bu koleje, tam da bu kalıpların karşısında duran bir kadın öğretmen geliyor.
Bekâr, kırklı yaşlarının başında, kendi hayatını seçmiş, kendi değerleri olan bir kadın.
Büyük bir heyecanla başlıyor…
Önce sistem tarafından zorlanıyor, yıpratılıyor, hatta kırılıyor.
Ama sonra, sessiz dokunuşlarıyla birkaç öğrencinin bile olsa zihninde bir kapı aralıyor.
Ve o birkaç kapı… filmin en güçlü yerini oluşturuyor.

Film şunu çok sade ama çok net söylüyor:
Evet, gerçekten mutlu olduğun biriyle evlilik çok güzel olabilir.
Ama tek güzel ihtimal bu değil.
Başka hayatların da mümkün olduğunu bilmek gerekiyor.

Toplumumuzda bugün bile, en ünlü, en başarılı, en kariyerli kadınlar için hâlâ aynı sorular sorulurken;
evlenmemek ya da anne olmamak nasıl bir tercihtir diye yargılanırken,
şunu da kabul etmek gerek:
Evlenmemek ama iş kadını olmak,
evlenmemek ama kendi hayallerinin peşinden gitmek,
evlenmemek ama kendinle iyi bir hayat kurmak da
en az diğerleri kadar olağan.

Kadın, tek bir role sığmaz.
Ve hiçbir kadın, bir kalıba uymadığı için yarım değildir.

Küçük bir egzersiz canım kadın:
Bir kağıt al ve şu soruyu yaz:
“Eğer kimse ne der diye düşünmeseydim, nasıl bir hayat isterdim?”
Cevabı filtresiz yaz. Mantıklı olsun diye uğraşma.
Sadece dürüst ol.
Bazen özgürlük, sadece kendine doğruyu itiraf etmekle başlar.

Mona Lisa Gülüşü bize şunu hatırlatıyor:
Bir kadın, seçtiği hayatla değerlidir.
Evlenerek de, evlenmeyerek de…
Anne olarak da, olmayarak da…
Bir kadın ancak kendi sesini bastırdığında eksilir.
Kendi yolunu seçtiğinde değil.

Ve unutma canım kadın,
başka hayatlar mümkün.
Bunu bilmek bile insanın omuzlarını hafifletiyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.