Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

KIRILMIŞ BİR KALBİN DE BİR ÖMRÜ DE YENİDEN BAŞLAR

Canım kadın… Dünya bazen bize sadece güçlü anlarımızla bakıyor. Bir de parladığımız yerlerle… Ama kimse bilmez; her ışığın önce karanlıkta yandığını. Bugün sana, herkesin sadece “ikon” olarak tanıdığı bir kadının, aslında nasıl küllerinden doğduğunu anlatacağım. Çünkü o hikâye, senin gibi her gün yeniden doğan kadınların hikâyesidir. Dünyanın hayran olduğu bir kadın vardı… Güzel, güçlü, parlak. Ama kimse bilmezdi ki o da bir dönem hayatın merhametsiz yüzüne çırılçıplak kalmıştı. Çocukluğunu panik ataklarla geçirdi… Ergenliği kendini yok saydığı yıllarla. Dışarıdan “asi”, “delidolu”, “farklı” diye okunan şey, aslında içindeki çığlığın dışarı taşmasıydı. Acıyla tanışmayı çok erken öğrendi. Duygularını bastıramadığı için değil, onları taşıyacak kimse olmadığı için yaralandı. Dünyanın en büyük sahnesine çıktığında bile içindeki boşluk susmadı. Parladığı her an, içinden bir yer eksiliyordu. Kimse bilmezdi; o kırmızı halıda yürürken bile ruhu ayakta kalmak için savaş veriyordu. Ve en sonunda bir gün… “Ya kendimi tüketmeye devam edeceğim… ya da yeniden doğacağım” dedi. Zoru seçti. Ölmeyi değil, yaşamayı seçti. Ama en acılı yoldu bu: Kendisini parça parça yeniden inşa etmek. O kararı verdikten sonra bambaşka bir dünyaya açıldı. Kimsesiz çocukların kaldığı barınaklara gitti, mülteci kamplarında çıplak gerçeklerle yüzleşti, hiçbir şeyin olmadığı yerlerde bile hayatta kalan küçük kızları gördü. Ve orada, kimsenin onu alkışlamadığı o sessiz topraklarda şunu fark etti: “Hayatta kalmak bir meziyet değil; bir seçim.” O da seçti. Daha bilge bir kadın olmayı, daha derin bir ruh olmayı, daha merhametli bir insan olmayı seçti. O kadın Angelina Jolie idi.  Canım kadın… Onun hikâyesi aslında senin aynadaki halin değil mi? Kimse bilmez içindeki fırtınaları, sen gülümserken içinden kaç parça yere düşüyor… kimse anlamaz. Ama sen yine de kalkıyorsun. Seni büyüten şey şöhret değil, para değil, hayatın ödülleri değil… Kendi iç savaşlarından sağ çıkışın. EGZERSİZ – “Küllerimin İçindeki Işığı Görüyorum”   Gözlerini kapat.   Bir elini kalbine koy.   İçinden yavaşça şunu söyle: “Beni yoran her şey bugün bana güç veriyor.”   Ardından Angelina’nın dönüşümünü hatırla; ama onu değil, onun içindeki “yeniden başlama ruhunu” kendine yansıt.  Nefes alırken: “Yeni bir ben nefes alıyorum.”   Nefes verirken: “Eski acılarım benden çıkıyor.” Bunu üç kez tekrarla. Bedenin hafiflesin, zihnin berraklaşsın. “Kendimi Seçtiğim Gün Doğdum” Canım kadın… Hayat seni kırmış olabilir, yorulmuş olabilirsin, bir dönem kendinden bile uzaklaştığın olmuştur. Ama sen bugün hâlâ buradasın. Bu bile başlı başına bir mucize. Unutma: Hiçbir kadın parladığı anlarda değil, kimse bilmezken yeniden ayağa kalktığı an doğar. Ve sen… tam da o yeniden doğuşun eşiğindesin. Belki farkında değilsin ama her nefesinle kendini inşa ediyorsun. Bugün kendine şu sözü ver: “Hayat beni sınasa da, ben kendimi seçmeye devam edeceğim.” Çünkü canım kadın… senin hikâyen, kırıklarından değil, kırıklarından doğurduğun ışıktan yazılıyor.
Ekleme Tarihi: 07 Aralık 2025 -Pazar

KIRILMIŞ BİR KALBİN DE BİR ÖMRÜ DE YENİDEN BAŞLAR

Canım kadın…

Dünya bazen bize sadece güçlü anlarımızla bakıyor.
Bir de parladığımız yerlerle…
Ama kimse bilmez; her ışığın önce karanlıkta yandığını.

Bugün sana, herkesin sadece “ikon” olarak tanıdığı bir kadının, aslında nasıl küllerinden doğduğunu anlatacağım.
Çünkü o hikâye, senin gibi her gün yeniden doğan kadınların hikâyesidir.

Dünyanın hayran olduğu bir kadın vardı…
Güzel, güçlü, parlak.
Ama kimse bilmezdi ki o da bir dönem hayatın merhametsiz yüzüne çırılçıplak kalmıştı.

Çocukluğunu panik ataklarla geçirdi…
Ergenliği kendini yok saydığı yıllarla.
Dışarıdan “asi”, “delidolu”, “farklı” diye okunan şey,
aslında içindeki çığlığın dışarı taşmasıydı.

Acıyla tanışmayı çok erken öğrendi.
Duygularını bastıramadığı için değil,
onları taşıyacak kimse olmadığı için yaralandı.

Dünyanın en büyük sahnesine çıktığında bile içindeki boşluk susmadı.
Parladığı her an, içinden bir yer eksiliyordu.
Kimse bilmezdi;
o kırmızı halıda yürürken bile ruhu ayakta kalmak için savaş veriyordu.

Ve en sonunda bir gün…
“Ya kendimi tüketmeye devam edeceğim… ya da yeniden doğacağım” dedi.
Zoru seçti.
Ölmeyi değil, yaşamayı seçti.
Ama en acılı yoldu bu:
Kendisini parça parça yeniden inşa etmek.

O kararı verdikten sonra bambaşka bir dünyaya açıldı.
Kimsesiz çocukların kaldığı barınaklara gitti,
mülteci kamplarında çıplak gerçeklerle yüzleşti,
hiçbir şeyin olmadığı yerlerde bile hayatta kalan küçük kızları gördü.

Ve orada, kimsenin onu alkışlamadığı o sessiz topraklarda şunu fark etti:
“Hayatta kalmak bir meziyet değil;
bir seçim.”

O da seçti.
Daha bilge bir kadın olmayı,
daha derin bir ruh olmayı,
daha merhametli bir insan olmayı seçti.
O kadın Angelina Jolie idi. 

Canım kadın…

Onun hikâyesi aslında senin aynadaki halin değil mi?
Kimse bilmez içindeki fırtınaları,
sen gülümserken içinden kaç parça yere düşüyor…
kimse anlamaz.

Ama sen yine de kalkıyorsun.

Seni büyüten şey şöhret değil, para değil, hayatın ödülleri değil…
Kendi iç savaşlarından sağ çıkışın.

EGZERSİZ – “Küllerimin İçindeki Işığı Görüyorum”

  Gözlerini kapat.
  Bir elini kalbine koy.
  İçinden yavaşça şunu söyle:

“Beni yoran her şey bugün bana güç veriyor.”

  Ardından Angelina’nın dönüşümünü hatırla; ama onu değil, onun içindeki “yeniden başlama ruhunu” kendine yansıt.
 Nefes alırken:

“Yeni bir ben nefes alıyorum.”
  Nefes verirken:

“Eski acılarım benden çıkıyor.”

Bunu üç kez tekrarla.
Bedenin hafiflesin, zihnin berraklaşsın.

“Kendimi Seçtiğim Gün Doğdum”

Canım kadın…

Hayat seni kırmış olabilir,
yorulmuş olabilirsin,
bir dönem kendinden bile uzaklaştığın olmuştur.

Ama sen bugün hâlâ buradasın.
Bu bile başlı başına bir mucize.

Unutma:

Hiçbir kadın parladığı anlarda değil,
kimse bilmezken yeniden ayağa kalktığı an doğar.

Ve sen…
tam da o yeniden doğuşun eşiğindesin.
Belki farkında değilsin ama
her nefesinle kendini inşa ediyorsun.

Bugün kendine şu sözü ver:

“Hayat beni sınasa da,
ben kendimi seçmeye devam edeceğim.”

Çünkü canım kadın…
senin hikâyen, kırıklarından değil,
kırıklarından doğurduğun ışıktan yazılıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.