Bu dünyaya tek geldin. Ve unutma, tek gideceksin Canım Kadın.
Hiçbir şey, hiç kimse senin varoluşunun sebebi değil. Kendini unutup herkese yetişmeye çalıştığında aslında kendine ihanet ediyorsun. Çünkü senin değerini belirleyen şey, başkalarını mutlu etmek değil. Sen kimsenin mutluluğunun anahtarı ya da çilingiri değilsin.
Mutlu olmak zorunda da değilsin. Çünkü hayat “zorunluluklarla” değil, seçimlerle güzelleşiyor. Mutluluğun tersi mutsuzluk değil aslında; farkındasızlık. Kendini duyamadığında, ruhunun ihtiyaçlarını görmediğinde mutsuzluk başlıyor.
Bazen yalnızlığı seçiyoruz. İşte o yalnızlık şifalıdır, çünkü kendini duymanı sağlar. Mecburi yalnızlık ise ağır gelir, insanı tüketir. Çok insanın ortasında hissedilen o derin yalnızlığı hatırla. İşte o, en yorucusudur.
Canım kadın, sağlıktan daha kıymetli bir şey yok. Ve hiçbir sevgi, hiçbir bağ senin özgürlüğünden daha değerli olamaz. Çünkü sevginin kölesi değiliz. Sevgi zaten özgür bıraktığında gerçek olur.
Sevgi, aşk, aile, iş, para… bunların hepsi birer madendir. Ama onları değerli kılan tek şey “huzurdur.” Huzur, bütün duyguların mayasıdır. O yoksa hiçbir şey tat vermez.
Çok insan, seni yapaylaştırır; az insan, seni gerçek kılar. Herkese yaranmaya çalışmak, aslında herkesin seni tüketmesi demektir.
O yüzden canım kadın, az ve öz ol.
Kendine dön, kendi huzurunu merkeze al. Çünkü sen kendinle barışınca, hayatınla da barışacaksın.
Küçük Bir Egzersiz:
Bugün sessiz bir köşe bul. Elini kalbinin üzerine koy ve şu soruyu sor:
“Gerçekten neye ihtiyacım var?”
Cevap belki bir nefes, belki biraz yalnızlık, belki de hayalini kurduğun bir adım olacak. Cevap her neyse, onu duymayı ve kendine vermeyi seç.
Unutma, bu hayat sana ait.
Senin seçimlerin, senin adımların, senin nefesin…
Bugün kalbinden gelen cevabı duydun ya, işte orası senin gerçek pusulan. Onu takip et; çünkü seni en çok senin yolun iyileştirecek.
Ve bil ki: Sen kendine döndüğünde, hayatta sana döner.
