Hiç fark ettin mi Canım Kadın,
Bazı şeyler tam yoluna girecekken, birden her şey tersine döner.
Sanki görünmeyen bir el gelir ve güzel giden her şeyi sabote eder.
Tam biri seni sevmeye başlar, içini korku kaplar.
Tam hayalin gerçekleşmeye yaklaşır, “ya olmazsa” sesleri başlar.
Ve sonunda, ne tesadüf ki, gerçekten de olmaz.
Peki neden?
Çünkü o el aslında dışarıda değil, içeridedir.
Adı: bilinçaltı sabotaj.
Senin geçmişte hissettiğin o değersizlik duygusu,
çocukken kimse seni dinlemediğinde içine yerleşen “önemli değilim” inancı,
yıllarca taşınan kaygılar ve reddedilme korkuları…
İşte onlar, bugün bile perde arkasında sahneyi yönetir.
Bir şey güzel gitmeye başladığında,
zihin “bu fazla iyi, bana göre değil” der sessizce.
O güzel duygulara alışık değildir çünkü.
Bilinçaltın huzuru bile tehlike gibi algılar,
çünkü onun için tanıdık olan “kaygıdır, mücadeledir, yetersizliktir.”
Ve böylece, bir ilişkiyi, bir işi, bir fırsatı kendi ellerinle sabote edersin — farkında bile olmadan.
Ama bil ki Canım Kadın, bu senin suçun değil.
Bu, sadece fark edilmemiş bir programdır.
Sen fark ettiğin anda, değiştirme gücü de senin eline geçer.
Kendini sabote eden o sesi artık tanı:
“Olmaz.” diyen, “Zaten hep böyle gider.” diyen, “Benim için değil.” diyen sesi...
Onunla savaşma, ama ona inanma da.
Sadece fark et.
Ve o an şunu hatırla:
“Ben geçmişimin kalıplarını değil, bilincimin ışığını seçiyorum.”
Egzersiz:
Bir defter al,
başlığı şöyle yaz: “Kendimi sabote ettiğim anlar.”
Sonra aklına gelen birkaç örnek yaz.
Her birinin altına şu cümleyi ekle:
“O zaman kendimi korumaya çalışmıştım. Ama artık güvendeyim.”
Ardından elini kalbine koy ve derin bir nefes al.
Bu defa içinden şu kelimeleri fısılda:
“İyiyi hak ediyorum. Huzuru hak ediyorum. Sevgiyi hak ediyorum.”
Canım Kadın,
Kendini sabote etmek bir hata değil, bir işarettir.
Zihnin “artık dönüşüme hazırım” deyişidir aslında.
Ve sen farkındalıkla her sabote anını fark ettikçe,
bir gün bakacaksın — hiçbir şey ters gitmiyor.
Çünkü sonunda, sen artık kendi yolundan çekilmiş olacaksın.
