Fatma DAYAÜÇ
Köşe Yazarı
Fatma DAYAÜÇ
 

Kafeste Doğan Kuşlar Uçmayı Hastalık Zanneder

Canım kadın… Hepimiz bir yerlerde, bir şekilde görünmez bir kafesin içinde doğduk aslında. Ailemiz, toplum, gelenekler, korkular, suçluluklar, “kız çocuğu böyle olmaz”, “fazla isteme”, “fazla gülme”, “fazla hayal kurma” diyen sesler… Hepsi yıllarca tel tel örülen bir kafes gibi çevremizi sardı. Ve biz o kafesin içinde yaşarken, özgürlüğü bir tehlike sandık. Kendi kanatlarımızı açmayı ayıp zannettik. Bir adım ileri atmayı haddimiz değil diye öğrendik. Çünkü kafeste büyüyen kuş, gökyüzünü hiç görmediği için… Uçmanın bir ihtimal değil, bir “hata” olduğunu düşünür. Sen de bazen böyle hissetmedin mi canım kadın? Kendi gücünü ortaya koyarken bir suçluluk, Kendi yolunu seçerken bir korku, Mutlu olurken bile “buna hakkım var mı?” diye içinden geçen bir ses… O ses senin sesin değildi. Sana öğretilmişti. Oysa ruhun, doğduğu günden beri gökyüzüne ait. Sen özgürlüğün kızısın, zincirin değil. Sen uçmanın hafifliğini bilen bir varlıksın; sadece hatırlaman gecikti. Canım kadın… Uçabilmek bir hastalık değildir. Asıl hastalık, kanatların varken yerde sürünmeyi kader sanmaktır. Bazen bir kapı açılır, bir söz duyarsın, bir kırılma yaşarsın… Ve içinin bir yerinden şu cümle yükselir: “Ben de uçabilir miyim?” O an, işte o an… Kafesin demirleri ilk kez titrer. Sen değişince, dünya değişmeye başlar. Sen adım atınca, kader silkinir. Unutma… Uçmak cesaret değil, yaratılış içgüdüsüdür. Cesaret dediğin şey; içindeki göğe yeniden güvenmektir. Ve bir gün kanatlarını açtığında fark edeceksin ki: Kafeste büyümüş olman seni eksiltmedi. Sadece uçmanın değerini daha iyi öğretti.      EGZERSİZ  1. Bir kâğıt al. Üstüne şu soruyu yaz: “Benim kafesim ne?” Sonra bir nefes al ve aklına gelen ilk üç cevabı yaz. 2. Her bir kafesin altına şu cümleleri ekle: * “Bu korku bana ait mi, yoksa öğretilmiş mi?” * “Bu sınırı aşarsam en kötü ne olur? En güzel ne olur?” 3. Şimdi gözlerini kapat. Omuzlarını gevşet. İçinden yavaşça söyle: “Kanatlarımı geri çağırıyorum.” 4. Son olarak kâğıdın bir köşesine şunu yaz: “Uçmak kaderim. Canım kadın… Sen kafese doğmuş olabilirsin, ama kafeste ölmek zorunda değilsin. Gökyüzü seni bekliyor. Sen kendini çağırıyorsun zaten. Ve unutma: Kuş uçmayı öğrendiği gün, kafesin ne kadar küçük olduğunu fark eder. Sen de fark edeceksin. Çünkü sen uçmaya yazılmış bir ruhsun. Her kırığın, her sınırın, her haykırışın seni göğe daha da yaklaştırıyor. Hazırsan… Kanatlarını açıyoruz.
Ekleme Tarihi: 21 Kasım 2025 -Cuma

Kafeste Doğan Kuşlar Uçmayı Hastalık Zanneder

Canım kadın…
Hepimiz bir yerlerde, bir şekilde görünmez bir kafesin içinde doğduk aslında.

Ailemiz, toplum, gelenekler, korkular, suçluluklar, “kız çocuğu böyle olmaz”, “fazla isteme”, “fazla gülme”, “fazla hayal kurma” diyen sesler…
Hepsi yıllarca tel tel örülen bir kafes gibi çevremizi sardı.

Ve biz o kafesin içinde yaşarken, özgürlüğü bir tehlike sandık.
Kendi kanatlarımızı açmayı ayıp zannettik.
Bir adım ileri atmayı haddimiz değil diye öğrendik.

Çünkü kafeste büyüyen kuş, gökyüzünü hiç görmediği için…
Uçmanın bir ihtimal değil, bir “hata” olduğunu düşünür.

Sen de bazen böyle hissetmedin mi canım kadın?
Kendi gücünü ortaya koyarken bir suçluluk,
Kendi yolunu seçerken bir korku,
Mutlu olurken bile “buna hakkım var mı?” diye içinden geçen bir ses…

O ses senin sesin değildi.
Sana öğretilmişti.

Oysa ruhun, doğduğu günden beri gökyüzüne ait.
Sen özgürlüğün kızısın, zincirin değil.
Sen uçmanın hafifliğini bilen bir varlıksın; sadece hatırlaman gecikti.

Canım kadın…
Uçabilmek bir hastalık değildir.
Asıl hastalık, kanatların varken yerde sürünmeyi kader sanmaktır.

Bazen bir kapı açılır, bir söz duyarsın, bir kırılma yaşarsın…
Ve içinin bir yerinden şu cümle yükselir:
“Ben de uçabilir miyim?”

O an, işte o an…
Kafesin demirleri ilk kez titrer.
Sen değişince, dünya değişmeye başlar.
Sen adım atınca, kader silkinir.

Unutma…
Uçmak cesaret değil, yaratılış içgüdüsüdür.
Cesaret dediğin şey; içindeki göğe yeniden güvenmektir.

Ve bir gün kanatlarını açtığında fark edeceksin ki:
Kafeste büyümüş olman seni eksiltmedi.
Sadece uçmanın değerini daha iyi öğretti.

     EGZERSİZ 

1. Bir kâğıt al.
Üstüne şu soruyu yaz:
“Benim kafesim ne?”
Sonra bir nefes al ve aklına gelen ilk üç cevabı yaz.

2. Her bir kafesin altına şu cümleleri ekle:
* “Bu korku bana ait mi, yoksa öğretilmiş mi?”
* “Bu sınırı aşarsam en kötü ne olur? En güzel ne olur?”

3. Şimdi gözlerini kapat.
Omuzlarını gevşet.
İçinden yavaşça söyle:
“Kanatlarımı geri çağırıyorum.”

4. Son olarak kâğıdın bir köşesine şunu yaz:
“Uçmak kaderim.

Canım kadın…
Sen kafese doğmuş olabilirsin, ama kafeste ölmek zorunda değilsin.

Gökyüzü seni bekliyor.
Sen kendini çağırıyorsun zaten.

Ve unutma:
Kuş uçmayı öğrendiği gün, kafesin ne kadar küçük olduğunu fark eder.
Sen de fark edeceksin.
Çünkü sen uçmaya yazılmış bir ruhsun.

Her kırığın, her sınırın, her haykırışın seni göğe daha da yaklaştırıyor.

Hazırsan…
Kanatlarını açıyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.