Canım kadın…
Bu soru insanın kalbine ağır gelir.
Çünkü çoğu zaman cevabı başkalarında ararız.
“İnsanlar nankör.”
“Kimse kimseye saygı duymuyor.”
“Değer bilmez oldular.”
Ama gerçek şudur:
Saygı, talep edilmez.
Saygı, enerjiyle öğretilir.
Hep ulaşılabilir olduğunda,
her şeye “tamam” dediğinde,
kendi sınırlarını kendin sildiğinde
insanlar bunu nezaket değil, boşluk olarak okur.
Değer, mesafeyle korunur canım kadın.
Mesafe soğukluk değildir.
Mesafe, kendine saygının sessiz ilanıdır.
Fazla açıklama yapıyorsan…
Kendini sürekli anlatıyorsan…
Neden böyle davrandığını ispat etmeye çalışıyorsan…
Bilinçaltı şunu söyler:
“Bu kadın kendinden emin değil.”
Oysa sakinlik güçtür.
Her şeyi anlatmak zorunda değilsin.
Anlaşılamamak bazen korunmaktır.
Duygusal tepkiler verdiğinde,
her şeye hemen cevap yetiştirdiğinde,
incindiğini anında gösterdiğinde…
İnsanlar şunu öğrenir:
“Sınırı zorlayabilirim.”
Canım kadın,
soğukkanlılık duyarsızlık değildir.
Soğukkanlılık, kendini yönetebilmektir.
Kendini küçümseyen şakalara izin verdiğinde…
“Şaka canım” deyip yuttuğunda…
İlk başta gülerler.
Sonra saygıyı da beraberinde götürürler.
Bir kez izin verirsen,
normali o olur.
Kendi zamanını ciddiye almadığında,
herkesin işine göre şekillendiğinde,
kendini hep sona koyduğunda…
Kimse seni merkeze almaz.
Çünkü sen kendini merkeze koymuyorsun.
Herkesi memnun etmeye çalıştığında,
kimse için özel olmazsın.
Herkesle iyi olan,
kimsenin sınırı değildir.
Şimdi küçük bir egzersiz yapalım:
Bugün kendine şunu sor:
“Ben nerede kendime hayır demekten korkuyorum?”
Ve sadece bir yerde şunu uygula:
– Daha geç cevap ver
– Açıklama yapma
– Gülmek zorunda hissetme
– Hayır de ve sus
Beynin ilk başta huzursuz olacak.
Ama sonra güçlenecek.
Toparlayalım canım kadın…
İnsanların sana nasıl davrandığı,
senin kendine nasıl davrandığının aynasıdır.
Saygı istemek zorunda değilsen,
doğru yerdesin.
Saygı için kendini küçültüyorsan,
yanlış yerdesin.
Unutma:
Kendine saygı yükseldikçe,
dünya sana uyum sağlar.
Sessizce.
Zorlamadan.
Sen değiştiğin için.
