Canım kadın…
Kendine acımasızca davrandığın her an,
dünyaya sessiz bir talimat veriyorsun.
“Bana böyle davranabilirsiniz.” diye.
İnsan çoğu zaman kötülüğü dışarıda arar.
Oysa en sert cümleler,
en ağır yargılar,
en keskin cezalar
kendi iç sesimizden çıkar.
“Abartıyorsun.”
“Yine beceremedin.”
“Zaten kimse seni böyle sevmez.”
Bunları sana kim söylüyor sanıyorsun?
Başkasının ağzından duysan kırılacağın cümleleri
kendine söylemekte ne kadar cömert olduğunu fark ettin mi?
Canım kadın,
kendine nasıl davrandığın
hayatın sana koyduğu muamelenin provasıdır.
Sınırlarını sen çizmezsen,
dünya senin yerine çizer.
Ve emin ol,
o çizgiler senin lehine olmaz.
Kendine saygı,
yüksek sesle bağırmak değildir.
Susarak katlanmak hiç değildir.
Kendine saygı,
içinde “buraya kadar” dediğin yeri
dışarıda da koruyabilmektir.
Çünkü sen kendini değersiz gördüğünde,
değerini ispatlaman gereken sahnelere düşersin.
Ama kendini olduğun yerde tutabildiğinde,
kimlerin kalıp kimlerin gideceği zaten belli olur.
Unutma…
Kimse sana,
senin kendine reva gördüğünden
daha iyisini vermek zorunda hissetmez.
Egzersiz – “İç Sesle Yüzleşme”
Bugün kendine söylediğin üç cümleyi yaz.
Sonra her birinin altına şunu ekle:
“Bunu en sevdiğim kadına söyler miydim?”
Cevap hayırsa,
o cümleyi değiştir.
Yumuşatmak için değil,
gerçekleştirmek için.
Örneğin: “Yine beceremedin.” yerine
“Deniyorum ve bu yeterince cesur.”
Bu bir olumlama değil,
bir davranış değişimi.
Canım kadın,
kendine iyi davranmak bencillik değil.
Bu, dünyaya koyduğun en net sınırdır.
Kendine acımasız olma.
Ve başkasının da sana acımasız davranmasına
asla müsaade etme.
Çünkü hayat,
sana senin aynan gibi davranır.
Aynaya bak.
Ve bugün ilk kez şunu söyle: “Ben buradayım.
Ve kendime böyle davranılmasına izin vermiyorum.”
