Canım kadın…
Hayat çoğu zaman bizim planladığımız gibi akmaz.
Ama mesele zaten akışı kontrol etmek değil, onunla kavga etmemeyi öğrenmektir.
Akışla uyum, vazgeçmek değildir; direnmemeyi seçmektir.
Çünkü ne kadar zorladığını fark etmediğin sürece, neden yorulduğunu da anlayamazsın.
Bazı kapılar kapanır, bazı yollar uzar, bazı insanlar beklediğin gibi kalmaz.
Ve sen bunu kişisel algıladığında, hayat sana karşıymış gibi hissedersin.
Oysa çoğu zaman hayat seni başka bir yere taşıyordur.
Akışla uyum demek, “hiç istemiyorum” demek değildir.
İstemeye devam ederken, sonucu zorlamamaktır.
Elinden geleni yapıp, fazlasını hayatın zamanına bırakabilmektir.
Çünkü kontrol ihtiyacı arttıkça, güven azalır.
Birçok kadın güçlü görünmek için her şeyi sırtlanır.
Her şeyi çözmesi gerektiğine inanır.
Ama bazen en büyük güç, durup “şimdi bekliyorum” diyebilmektir.
Akış, ancak direnç azaldığında yön gösterir.
Şimdi küçük bir egzersiz yapalım canım kadın:
Son zamanlarda seni en çok zorlayan konu neyse, onu düşün.
Kendine şu soruyu sor:
“Ben burada neyi zorlamaya çalışıyorum?”
Sonra bir adım daha ileri git ve şunu sor:
“Eğer biraz gevşesem, ne olurdu?”
Cevap gelmese bile sorun değil.
Soru, zihni değil kalbi yumuşatır.
Akış, cevabı zamanı gelince fısıldar.
Hayatla uyum, teslimiyet değil; içsel denge halidir.
Her şey hemen çözülmek zorunda değil.
Her duraklama geri gidiş değildir.
Bazı bekleyişler, yeniden hizalanmadır.
Canım kadın, sen nehir değilsin ama nehir gibi akabilirsin.
Kenarları yontuldukça değil, suyu serbest bıraktıkça yol bulursun.
Bugün kendine şunu hatırlat:
Zorladığın yerde yorulursun, uyumlandığın yerde güçlenirsin.
