Canım kadın…
Bugün sana acıyla boyanmış ama gücü oradan sızan bir kadının hikâyesini anlatacağım.
Frida Kahlo’nun.
Ve onun hayatına hem aşk hem yara olarak giren adamın: Diego Rivera’nın.
Frida Kahlo güçlü doğmadı.
Güçlü olmak zorunda bırakıldı.
6 yaşında çocuk felci geçirdi.
Bacağı inceldi, yürüyüşü değişti.
Küçük yaşta “eksik” hissettirildi.
18 yaşında geçirdiği o meşhur otobüs kazasıysa
bedenini paramparça etti.
Omurgası kırıldı, leğen kemiği dağıldı,
hayat boyu sürecek ameliyatlar, korseler, ağrılar başladı.
Ama Frida’nın asıl yarası bedeni değildi.
Görülmeme, sevilmeme korkusuydu.
Yatağa bağlı kaldığı günlerde aynayı karşısına koydu.
Çünkü dışarı bakamıyordu…
İçine bakmayı öğrendi.
Ve orada bir kadın gördü.
Acı çeken ama susmayan.
Kırılan ama yok olmayan.
Diego: Aşk mı, Sınav mı?
Diego Rivera…
Büyük ressam.
Büyük ego.
Büyük ihanetler.
Frida ondan 20 yaş küçüktü.
Diego dev gibiydi; Frida kuş kadar.
Birbirlerine âşık oldular.
Ama bu aşk, huzurlu bir liman olmadı.
Bir fırtına oldu.
Diego defalarca aldattı.
Hatta Frida’nın kız kardeşiyle bile.
Frida yıkıldı.
Ama gitmedi.
Çünkü o aşk, onun çocukluk yaralarını da kaşıyordu.
“Beni sev” diye değil,
“Beni bırakma” diye tutundu.
Bir ara boşandılar.
Ama birbirlerinden kopamadılar.
Yeniden evlendiler.
Bu bir masal değildi, canım kadın.
Bu bir bağımlılık hikâyesiydi.
Ve Frida, zamanla şunu fark etti:
Diego’yu severken kendini terk ediyordu.
İşte o noktada resimleri değişti.
Daha sert.
Daha çıplak.
Daha “ben” oldu.
Canım Kadın, Burada Dur ve Bak
Frida’nın gücü, Diego’yla mutlu olmasında değildi.
Kendini onun gölgesinden çıkarmasındaydı.
Acısını saklamadı.
Çirkinleşmekten korkmadı.
“Kadın böyle olur” kalıplarına sığmadı.
Kaşını almadı.
Yarasını gizlemedi.
Aşkı kutsallaştırmadı.
Ve şunu öğretti bize:
Bir adamı sevebilirsin…
Ama kendini kaybederek değil.
Egzersiz – “Aşk mı, Bağ mı?”
Canım kadın, bir kâğıt al.
1. Hayatında seni en çok yoran aşkı düşün.
2. Altına iki sütun aç:
Bu ilişkide ne verdim?
Bu ilişkide kendimden ne eksildi?
3. Sonra gözlerini kapat ve kendine sor:
“Ben seviliyor muydum, yoksa tutunuyor muydum?”
Cevabı düzeltme.
Sadece duy.
Frida’nın hikâyesi şunu fısıldar kulağımıza:
Aşk, seni büyütmüyorsa…
seni tüketiyordur.
Canım kadın,
bir adam için ölmen gerekmez.
Bir aşk için parçalanman gerekmez.
En büyük sanat eserin,
kendini terk etmeden sevebildiğin halindir.
Ve unutma…
Frida acıyla resim yaptı.
Ama hayatını acıya feda etmedi.
Sen de etme.
