Canım kadın…
Şimdi sana bir başarı hikâyesi anlatmayacağım.
Sana bir karar anını anlatacağım.
Para yok.
Bağlantı yok.
Yedek plan yok.
Sadece 35 dolar ve bir taksi yolculuğu.
Madonna Louise Ciccone 19 yaşındaydı.
New York’a indiğinde cebindeki para, geri dönmeye bile yetmeyecek kadardı.
Güvenlik ağı yoktu.
Tanıdık yoktu.
Tutacak bir dal yoktu.
Ve herkes aynı şeyi söyledi:
“Sen sadece Michigan’dan bir kızsın.”
“Yeterince iyi değilsin.”
“Altı ay sonra geri dönersin.”
Geri dönmedi.
Çünkü Madonna’nın bildiği, çoğu insanın kaçırdığı bir şey vardı:
Yetenek yaygındır.
Ama acımasızca yeniden icat edebilme cesareti nadirdir.
O yüzden çalıştı.
Garsonluk yaptı.
Sanat dersleri için modellik yaptı.
Hayalinin peşinden koşarken faturaları nasıl ödeyebiliyorsa öyle ödedi.
Seçmelere girdi.
Reddedildi.
Yeniden girdi.
Yine reddedildi.
Plak şirketleri “ticari değil” dedi.
“Sesin fazla ince” dedi.
“Kadın sanatçılar risk” dedi.
O yine geldi.
Bir kulüpte bir DJ demosunu çaldı.
İnsanlar dans etti.
Birileri fark etti.
1982’de ilk single.
1984’te dünyanın en büyük yıldızlarından biri.
Ama asıl mesele orası değil canım kadın.
Çoğu insan zirveye çıkınca durur.
Madonna durmadı.
Kendini yeniden ve yeniden icat etti.
Yeni ses.
Yeni imaj.
Yeni cesaret.
“Bitti” dediler.
“Yaşlandı” dediler.
“Kimse umursamıyor” dediler.
Her seferinde yanıldılar.
40 yıl sonra:
300 milyondan fazla albüm.
Tarihin en başarılı turne yapan kadın sanatçısı.
60’lı yaşlarında hâlâ stadyumlar dolu.
Çünkü 19 yaşında, cebinde 35 dolar varken
reddedilmeyi kader sanmadı.
Reddedilmeyi yakıta çevirdi.
Canım kadın…
Koşullar tavanını belirlemez.
Vazgeçmeyi reddetmen belirler.
Ama şimdi durup kendimize dürüst olalım.
Hangi reddi,
“başka bir görüş” değil de
son karar gibi aldın?
Biri “yeterince iyi değilsin” dedi diye
hangi hayalden vazgeçtin?
Madonna’nın farkı şuydu:
Sana “hayır” diyen insanların
senin hikâyeni yazamayacağını biliyordu.
Egzersiz | Reddedileni Yakıta Çevir
Bir kâğıt al canım kadın.
Bugüne kadar en çok canını acıtan reddi yaz.
O reddin sana söylediği yalana bir cümle yaz.
Şimdi o yalanı tersine çevir:
“Bu red, benim şunu yapmam için bir işaret…”
Ve altına şunu ekle:
“Bu hikâyenin yazarı benim.”
Canım kadın…
İzin beklemeyi bırak.
Onay aramayı bırak.
O taksi yolculuğunun
kendi versiyonunu bul.
Sahip olduğun her şeyi
kendin üzerine bahis olarak koy.
Kimsenin
nerede başladığının
nerede biteceğini belirlemesine izin verme.
Bazen en büyük hayatlar
en küçük başlangıçlardan çıkar.
Ve kimse sana inanmadığında bile
unutma…
Sadece bir inanana ihtiyacın var.
O inanacak kişi sensin.
