Berrin GÜRSOY İPLİKÇİ
Köşe Yazarı
Berrin GÜRSOY İPLİKÇİ
 

Yerel Dokunun İzinde

3. Yapı Biyolojisi Forumu geçtiğimiz günlerde Urla’da gerçekleşti. Bu senenin ana teması “İklim dostu, sağlıklı ve erişilebilir binalar “dı. Teknik bir paylaşım alanı olmanın ötesine geçerek kentin geleceğine dair önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzun süredir yakından takip ettiğim ve özellikle “Konut edinme hakkı” bağlamında önemsediğim “Erişilebilir konutlar” forumda yeniden masaya yatırıldı. Ekonomi, planlama kararları ve mevzuat değişiklikleri ve benzerinin bireylerin barınma hakkı üzerindeki etkileri ele alınırken, konunun yalnızca bir barınma meselesi yanında sosyal, kültürel ve mekânsal bir bütünlük meselesi de olduğu bir kez daha görüldü. Forumda dikkat çeken konulardan biri, son dönemdeki mevzuat düzenlemelerinin mimarları nasıl zorladığıydı. Tasarım özgürlüğünü kısıtlayan, yer yer tek tipçi bir yaklaşımı dayatan uygulamalar, mimarların sahada karşılaştığı sorunlardan biri olarak öne çıktı. Elbette bunun genel ekonomi ile de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak mimarlık, özellikle Urla gibi güçlü bir yerel kimliği olan bölgelerde, doğa ile uyumun ve özgünlüğün aynı anda var olabilmesini gerektiriyor. İşte tam da bu tartışmaların ortasında, Urla’da uzun yıllardır yaşayanların yakından bildiği bir örnek Doç. Dr. Ebru Bingöl tarafından yeniden gündeme getirildi: Urla 544 Konutlar. Bingöl kendisi de bir dönem 544 Konutlar’ı deneyimlemiş birisi olarak,hem yerel dokuya saygılı iki katlı, hem de geniş bahçeli mimarisiyle dikkat çeken bu yerleşimi, sosyal konut üretimine dair model bir proje olarak ele aldı. Bugünün Urla’sı elbette o günkü Urla değil. Nüfus artışı, taşınmaz değerlerinin yükselişi ve değişen yaşam biçimleri ilçenin dinamiklerini tamamen başka bir noktaya taşıdı. 544 Konutlar sosyal konut olmaktan çıktı. Ancak geçmişe döndüğümüzde, 544 Konutlar’ın hem erişilebilirliği hem mimari dili hem de çevresiyle kurduğu ilişki açısından çarpıcı bir örnek olduğunu fark ediyoruz. Benim de bir dönem yaşadığım 544 Konutlar’da insan ölçeğinde tasarımın ve komşuluk ilişkilerinin ne kadar kıymetli olduğunu birebir deneyimleme şansım oldu. Konutun yalnızca bir “Mülk” değil, aynı zamanda yaşamın kurulduğu bir sosyal zemin olduğunu hatırlatan bir yerleşimdi 544 Konutlar. Bu örnekler bize önemli sorular yöneltiyor: Yerel mimari dille bağ kuran projeler hâlen mümkün mü? Erişilebilir konut üretimi piyasa dengelerinin gerisinde kalmaya mahkûm bir ideal mi? Kentsel dönüşümün, planlama kararlarının ve sosyal konut ihtiyacının bu kadar yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde kentlerimizin dokusunun korunması, geleceği için hem ekonomik hem sosyal hem de mimari açıdan sürdürülebilir modelleri konuşmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Urla’daki forum bu açıdan yalnızca geçmişe bakmakla kalmadı; geleceğin yapı dilini, barınma hakkını ve yerelle uyumlu yaşam tasarımını yeniden düşünmemiz için bir kapı araladı.  
Ekleme Tarihi: 29 Kasım 2025 -Cumartesi

Yerel Dokunun İzinde

3. Yapı Biyolojisi Forumu geçtiğimiz günlerde Urla’da gerçekleşti. Bu senenin ana teması “İklim dostu, sağlıklı ve erişilebilir binalar “dı. Teknik bir paylaşım alanı olmanın ötesine geçerek kentin geleceğine dair önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzun süredir yakından takip ettiğim ve özellikle “Konut edinme hakkı” bağlamında önemsediğim “Erişilebilir konutlar” forumda yeniden masaya yatırıldı. Ekonomi, planlama kararları ve mevzuat değişiklikleri ve benzerinin bireylerin barınma hakkı üzerindeki etkileri ele alınırken, konunun yalnızca bir barınma meselesi yanında sosyal, kültürel ve mekânsal bir bütünlük meselesi de olduğu bir kez daha görüldü.
Forumda dikkat çeken konulardan biri, son dönemdeki mevzuat düzenlemelerinin mimarları nasıl zorladığıydı. Tasarım özgürlüğünü kısıtlayan, yer yer tek tipçi bir yaklaşımı dayatan uygulamalar, mimarların sahada karşılaştığı sorunlardan biri olarak öne çıktı. Elbette bunun genel ekonomi ile de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak mimarlık, özellikle Urla gibi güçlü bir yerel kimliği olan bölgelerde, doğa ile uyumun ve özgünlüğün aynı anda var olabilmesini gerektiriyor.
İşte tam da bu tartışmaların ortasında, Urla’da uzun yıllardır yaşayanların yakından bildiği bir örnek Doç. Dr. Ebru Bingöl tarafından yeniden gündeme getirildi: Urla 544 Konutlar. Bingöl kendisi de bir dönem 544 Konutlar’ı deneyimlemiş birisi olarak,hem yerel dokuya saygılı iki katlı, hem de geniş bahçeli mimarisiyle dikkat çeken bu yerleşimi, sosyal konut üretimine dair model bir proje olarak ele aldı.
Bugünün Urla’sı elbette o günkü Urla değil. Nüfus artışı, taşınmaz değerlerinin yükselişi ve değişen yaşam biçimleri ilçenin dinamiklerini tamamen başka bir noktaya taşıdı. 544 Konutlar sosyal konut olmaktan çıktı. Ancak geçmişe döndüğümüzde, 544 Konutlar’ın hem erişilebilirliği hem mimari dili hem de çevresiyle kurduğu ilişki açısından çarpıcı bir örnek olduğunu fark ediyoruz.
Benim de bir dönem yaşadığım 544 Konutlar’da insan ölçeğinde tasarımın ve komşuluk ilişkilerinin ne kadar kıymetli olduğunu birebir deneyimleme şansım oldu. Konutun yalnızca bir “Mülk” değil, aynı zamanda yaşamın kurulduğu bir sosyal zemin olduğunu hatırlatan bir yerleşimdi 544 Konutlar.
Bu örnekler bize önemli sorular yöneltiyor:
Yerel mimari dille bağ kuran projeler hâlen mümkün mü?
Erişilebilir konut üretimi piyasa dengelerinin gerisinde kalmaya mahkûm bir ideal mi?
Kentsel dönüşümün, planlama kararlarının ve sosyal konut ihtiyacının bu kadar yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde kentlerimizin dokusunun korunması, geleceği için hem ekonomik hem sosyal hem de mimari açıdan sürdürülebilir modelleri konuşmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Urla’daki forum bu açıdan yalnızca geçmişe bakmakla kalmadı; geleceğin yapı dilini, barınma hakkını ve yerelle uyumlu yaşam tasarımını yeniden düşünmemiz için bir kapı araladı.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.