Ekonomik krizlerle doğduk, krizlerlerle büyüdük ve ömürler bitse de ekonomik krizler bitmiyor! Peki neden?
Bana göre Atatürk, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük zekalarından biridir. 8 yaşında hafız olmuş, yani Kuran-ı Kerim'i ezberlemiş, bütün okul hayatı başarılarla geçmiş, 8 dili akıcı bir şekilde konuşmayı başarmış, 4.000'den fazla kitap okumuş, 11 tane de kitap yazmış, dünyada hiç olmayan, modern, örnek bir Cumhuriyet kurmuş ve bu Cumhuriyet'i çalıştıracak kurumları da oluşturmuştur. Üstelik bütün bunları yaparken, hayatının çoğunu da cepheden cepheye koşarak geçirmiştir. Askeri dehası, yurt dışında, askeri okullarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve kurduğu Cumhuriyet, birçok ülkede ders olarak okutulmuştur. Bütün bunları zaten biliyorsunuz. Bunları tekrarlamamın nedeni, o dönemdeki ekonomik parametreleri incelemek.
1923-1938 arası, Türk ekonomisi, yıllık yüzde 15 büyümüş! Bu gerçekten de görülmemiş bir rakam! Mesela şu anda yıllık yüzde 5 büyüsek, sabah akşam bunu size haberlerde hatırlatırlar! Ama şu anda eksi büyüme gibi, komik kavramlar üretmek zorunda kalıyorlar! Eksi büyüme dedikleri, bildiğin küçülme! Yani geçen sene, Türk ekonomisi, 100 milyar dolar büyüklüğe sahipse ve bu sene yüzde 3 eksi büyüme yaşarsak, ekonomik büyüklük, 97 milyar dolara düşer! Ekonomik okur yazarlık, günümüzde çok önemli. Diğer türlü, neyin ne olduğunu anlayamazsınız.
Şimdi gelelim Atatürk neyi doğru yaptı da, biz yıllık yüzde 15 büyüme hızını yakaladık ve Atatürk sonrası ne değişti?
Bu sorunun cevabı, Atatürk'ün 6 okundan, birinde gizli! Devletçilik!
Neydi devletçilik?
Devletçilik, bireylerin yapamayacağı kadar büyük yatırımları ve kamunun tamamını ilgilendiren ekonomik faaliyetlerin, devlet eliyle yürütülmesi işidir. Bu sistemin adı da Karma Ekonomik Sistemdir. Özel sektör vardır. Ama toplumun tamamının kullandığı ürünleri, devlet temin eder.
Yani iletişim, tekel, limanlar, ağır sanayi, havaalanları, elektrik, su, şeker, un gibi ürünler, sadece devlet tarafından satılırdı. Günümüzde buna doğal gaz, internet ve akaryakıtı da ekleyebiliriz.
Bu yukarıda yazdığım ürünleri, kim satarsa zengin olur! Bu kadar basit! Çünkü bu ürünleri, hemen hemen hepimiz kullanıyoruz.
Bunları devlet satarsa da, devlet zengin olur. Dolayısıyla da devletin ihtiyacı olan, vergi geliri azalacak, bize etkisi de ödediğimiz vergilerin azalması olacaktır!
Yabancı ülkeler, uluslararası sermaye ve küresel güçler, güçlü ve ekonomik bağımsızlığı olan bir Türkiye istemez! Hele ki güçlü bir devlet yapısı, hiç işlerine gelmez! Bu yüzden de türlü oyunlarla, Türkiye Cumhuriyeti'nin sahip olduğu bütün büyük ekonomik değerleri sattırdılar! Büyük kar getiren kurumları da genelde kendileri satın aldılar! Sayısız örnek var! Seç, beğen, al! Telekom, Elektirik dağıtım şirketleri, tekel, demir çelik sektörü bir çırpıda aklıma gelenler!
Ama yıllarca kuyruğundan ayrılamadığımız uluslararası para fonu (İMF) bize ilk olarak neyi dayattı? Özelleştirme! Özelleştirme, bildiğin ballı kaymak lokması! Her iktidarın iştahını kabartan bir olgu! "Babalar gibi satarım!" diye beyanat verenlerin, ne acılar çekerek can verdiğini gördük!
Bize bu özelleştirmeleri dayatanlar, iş kendi ülkelerine geldiğinde, özelleştirmeyi asla kabul etmiyor! Devlet güvenliği vs. diyerek, belli kurumların mutlaka kamuda kalmasını istiyor. Ama üçüncü dünya ülkeleri söz konusu olunca, illa ki özelleştirme diyor!
Şimdi bana söyleyin, eğer bu kurumlar hala devletin olsaydı, devletin gelirleri hangi seviyede olurdu.
Atatürk'ün vefatından, sadece 4-5 ay sonra, 2. Dünya Savaşının çıkması tesadüf mü? 2. Dünya Savaşı sonrası, ABD'nin, Türk eğitim sistemini ve müfredatı değiştirmesi tesadüf mü? O dönem yetişen insanların, iş başına gelmesinden sonra, özelleştirme dahil Türkiye'ye bir çok planın empoze edilmesi tesadüf mü? Yoksa büyük ölçekli bir plan mı? Roshchield'in ölmeden önce ne dediğini hatırlayın! "Atatürk yüzünden, planlarımızı 50 yıl ertelemek zorunda kaldık!"
Lütfen bu yazdıklarım, aklınızın bir köşesinde kalsın...
Sevgi ve Saygılarımla
Anasayfa
Yazarlar
TANER ÇANIRTAY
Yazı Detayı
Bu yazı 146 kez okundu.
Neden Ekonomi Düze Çıkamıyor?
Ekonomik krizlerle doğduk, krizlerlerle büyüdük ve ömürler bitse de ekonomik krizler bitmiyor! Peki neden?
Bana göre Atatürk, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük zekalarından biridir. 8 yaşında hafız olmuş, yani Kuran-ı Kerim'i ezberlemiş, bütün okul hayatı başarılarla geçmiş, 8 dili akıcı bir şekilde konuşmayı başarmış, 4.000'den fazla kitap okumuş, 11 tane de kitap yazmış, dünyada hiç olmayan, modern, örnek bir Cumhuriyet kurmuş ve bu Cumhuriyet'i çalıştıracak kurumları da oluşturmuştur. Üstelik bütün bunları yaparken, hayatının çoğunu da cepheden cepheye koşarak geçirmiştir. Askeri dehası, yurt dışında, askeri okullarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve kurduğu Cumhuriyet, birçok ülkede ders olarak okutulmuştur. Bütün bunları zaten biliyorsunuz. Bunları tekrarlamamın nedeni, o dönemdeki ekonomik parametreleri incelemek.
1923-1938 arası, Türk ekonomisi, yıllık yüzde 15 büyümüş! Bu gerçekten de görülmemiş bir rakam! Mesela şu anda yıllık yüzde 5 büyüsek, sabah akşam bunu size haberlerde hatırlatırlar! Ama şu anda eksi büyüme gibi, komik kavramlar üretmek zorunda kalıyorlar! Eksi büyüme dedikleri, bildiğin küçülme! Yani geçen sene, Türk ekonomisi, 100 milyar dolar büyüklüğe sahipse ve bu sene yüzde 3 eksi büyüme yaşarsak, ekonomik büyüklük, 97 milyar dolara düşer! Ekonomik okur yazarlık, günümüzde çok önemli. Diğer türlü, neyin ne olduğunu anlayamazsınız.
Şimdi gelelim Atatürk neyi doğru yaptı da, biz yıllık yüzde 15 büyüme hızını yakaladık ve Atatürk sonrası ne değişti?
Bu sorunun cevabı, Atatürk'ün 6 okundan, birinde gizli! Devletçilik!
Neydi devletçilik?
Devletçilik, bireylerin yapamayacağı kadar büyük yatırımları ve kamunun tamamını ilgilendiren ekonomik faaliyetlerin, devlet eliyle yürütülmesi işidir. Bu sistemin adı da Karma Ekonomik Sistemdir. Özel sektör vardır. Ama toplumun tamamının kullandığı ürünleri, devlet temin eder.
Yani iletişim, tekel, limanlar, ağır sanayi, havaalanları, elektrik, su, şeker, un gibi ürünler, sadece devlet tarafından satılırdı. Günümüzde buna doğal gaz, internet ve akaryakıtı da ekleyebiliriz.
Bu yukarıda yazdığım ürünleri, kim satarsa zengin olur! Bu kadar basit! Çünkü bu ürünleri, hemen hemen hepimiz kullanıyoruz.
Bunları devlet satarsa da, devlet zengin olur. Dolayısıyla da devletin ihtiyacı olan, vergi geliri azalacak, bize etkisi de ödediğimiz vergilerin azalması olacaktır!
Yabancı ülkeler, uluslararası sermaye ve küresel güçler, güçlü ve ekonomik bağımsızlığı olan bir Türkiye istemez! Hele ki güçlü bir devlet yapısı, hiç işlerine gelmez! Bu yüzden de türlü oyunlarla, Türkiye Cumhuriyeti'nin sahip olduğu bütün büyük ekonomik değerleri sattırdılar! Büyük kar getiren kurumları da genelde kendileri satın aldılar! Sayısız örnek var! Seç, beğen, al! Telekom, Elektirik dağıtım şirketleri, tekel, demir çelik sektörü bir çırpıda aklıma gelenler!
Ama yıllarca kuyruğundan ayrılamadığımız uluslararası para fonu (İMF) bize ilk olarak neyi dayattı? Özelleştirme! Özelleştirme, bildiğin ballı kaymak lokması! Her iktidarın iştahını kabartan bir olgu! "Babalar gibi satarım!" diye beyanat verenlerin, ne acılar çekerek can verdiğini gördük!
Bize bu özelleştirmeleri dayatanlar, iş kendi ülkelerine geldiğinde, özelleştirmeyi asla kabul etmiyor! Devlet güvenliği vs. diyerek, belli kurumların mutlaka kamuda kalmasını istiyor. Ama üçüncü dünya ülkeleri söz konusu olunca, illa ki özelleştirme diyor!
Şimdi bana söyleyin, eğer bu kurumlar hala devletin olsaydı, devletin gelirleri hangi seviyede olurdu.
Atatürk'ün vefatından, sadece 4-5 ay sonra, 2. Dünya Savaşının çıkması tesadüf mü? 2. Dünya Savaşı sonrası, ABD'nin, Türk eğitim sistemini ve müfredatı değiştirmesi tesadüf mü? O dönem yetişen insanların, iş başına gelmesinden sonra, özelleştirme dahil Türkiye'ye bir çok planın empoze edilmesi tesadüf mü? Yoksa büyük ölçekli bir plan mı? Roshchield'in ölmeden önce ne dediğini hatırlayın! "Atatürk yüzünden, planlarımızı 50 yıl ertelemek zorunda kaldık!"
Lütfen bu yazdıklarım, aklınızın bir köşesinde kalsın...
Sevgi ve Saygılarımla
Ekleme
Tarihi: 20 Ocak 2026 -Salı
Neden Ekonomi Düze Çıkamıyor?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
