Öncelikle yazıma, siz değerli Haberekspres ve HaberEge okurlarının, yeni yılını tebrik ederek başlamak istiyorum. 2026 hepimize, sağlık, sıhhat, bolluk, bereket, huzur ve sevgi getirsin.
Bunları diliyorum ama bir köşe yazarı olarak, size gerçekleri iletmeye devam ediyorum. Kimse kusura bakmasın ama hali hazırda devletleri hükümetler değil, çok uluslu şirketler yönetiyor. Bugün, incelerseniz, Amerika Birleşik Devletlerinin, en büyük 500 firmasına bakarsanız, bunların 486 tanesinin, 3 yatırım bankasına ait olduklarını görürsünüz. Yani Amerikan sermayesinin, yüzde 97'si bu üç bankaya ait. Peki yatırım bankası ne demek diye soracak olursanız, bu bankalar, kişilere değil, kurumlara çalışır. Gizlilik politikası gereği, müşterilerini asla açıklamazlar ve şimdi sıkı durun! Bu bankaların müşterisi olmak isterseniz, cebinizde en az 4 MİLYAR dolar para olmalı! Hayır, yanlış okumadınız, 4 MİLYAR dolarınız yoksa, bu bankalarda hesap açtıramazsınız. Orta boy bir Afrika ülkesi satın alabileceğiniz bu parayla, burada ancak küçük boy yatırımcı olursunuz! Bu 3 bankanın parası, maalesef dünyayı yönetiyor. Yönettikleri fon(para) muazzam büyüklükte. Dünyaya da bu güne kadar yön verdi. Bütün Avrupa, ABD ve bu ülkelerin yönettiği ülkeler ve birkaç Uzakdoğu ülkesi de bu çemberin içinde. Hepsi aslında tek merkezden yönetiliyor. İstedikleri ülkede hükümeti değiştiriyor, istedikleri politikaları uygulayacak insanları, iş başına getiriyorlar. İşleri bitince de bu kişilerden kolaylıkla kurtuluyorlar. Temsili demokrasi sürdüğü sürece de, bu böyle devam edecek. Medya kontrolü ellerinde olduğu için, bize empoze ettiklerine oy vermeye devam edeceğiz. Türkiye Akp, Chp sarmalından, asla dışarı çıkamayacak! Çünkü diğer partilerin söz hakkı yok! Onlar ne düşünüyor, iktidara gelirlerse, ne yapacaklar? Öğrenemiyoruz! Sürekli bu iki partinin polemikleri! O öyle dedi, bu böyle dedi, Vay bizimki lafı nasıl çaktı ama?!!! Bu seviyeyi aşamayan bir siyaset ve futbol takımı tutar gibi politik parti tutan bir kitle! Ne diyeyim? Allah islah etsin...
Şimdi desem son 20 yılda, 10 kere eğitim sistemi, 20 kere ekonomi programı değiştirdiniz, demek ki siz bu işleri bilmiyorsunuz! Deneme yanılma yoluyla iş yapmaya çalışıyorsunuz!, haksız olur muyum? Diğer taraf ise, yönettikleri belediyelerle, saçma sapan konuşmalarla, eğer bunlar iktidar olursa, vay halimize! dedirtiyor...
İşte temsili demokrasi bu! Daha fazlası değil ve asla da olamayacak!
Gelelim doğrudan demokrasiye...
Doğrudan demokrasinin gereği olarak, öncelikle TBMM sayfası açılmalı. Sayfa dediğime bakmayın. Burası parlemento binası! Hepimizin milletvekili olarak, oy kullanacağı bir sistemden bahsediyorum. İlk etapta devlet memurları, hakimler, savcılar, öğretmenler, doktorlar, hemşireler, avukatlar, polisler, subaylar ve tabii ki 11 milyon emeklimiz...
Bu sistemde emekliler çok önemli. Hem yaşları gereği bir olgunlukları ve bilgelikleri var. Hem de önlerindeki hayat kısaldığı için, beklentileri düşük. Ayrıca hemen hepsinin, çoluğu çocuğu, torunu var. Bu kitleyi manipüle edemezsiniz! Kolay kandıramazsınız ve daha da önemlisi, satın alamazsınız! Çünkü öleceğini bile bilse, bir Türk emeklisi, size torununun geleceğini satmaz!
Dikkat ettiyseniz, yukarıda bahsettiğim meslek erbapları, ülkenin en iyi eğitimli kısmı. Bazıları aklımızla alay ederek, ben cahillerin ferasetine güveniyorum demişti! Ben ise tam tersi. Eğitimli, çalışan kesimimizin zekasına güveniyorum. Tabii ki yürütmenin devam edebilmesi için cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar olacak. Ama bu isimlerin hepsini direk halk belirleyecek ve gerektiğinde kolaylıkla değiştirebilecek ve sıkı bir şekilde denetleyebilecek. Kanun tekliflerini herkes verebilecek ve bu iradenin sahibi sadece halk olacaktır.
Düşünün. Sosyal medyaya girer gibi kolaylıkla TBMM hesabınıza girecekseniz, oradaki yeni kanun tekliflerini okuyacak, eğer varsa karşı tezinizi dile getirebilecek ve oyunuzu vereceksiniz. Çok şık olur bence.
Yine yerim bitti. Bir dahaki yazımda, size bu sistemin kurumlarını ve işleyişini anlatmaya çalışacağım.
Atatürk interneti görecek kadar yaşasaydı, çoktan doğrudan demokrasiye geçmiştik! Şimdi bu size anlattıklarıma ütopya deyip, gülüp geçiyorsunuz! Ama mesela 1905 yılında, yada 1910 yılında, birileri çıkıp, Anadolu'da 15 yıl sonra, Cumhuriyet kurulacak, kul değil, eşit vatandaş olacağız. Kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verilecek deseydi, ahali gülmekten kırılırdı! Söyleyene de deli derlerdi! Ama birkaç cesur adam çıktı, Herşeyi değiştirdi! Herşeyin değişmesi, birkaç cesur adamın iradesine bakar! Umudunuzu sakın kaybetmeyin...
Sevgi ve Saygılarımla
Anasayfa
Yazarlar
TANER ÇANIRTAY
Yazı Detayı
Bu yazı 347 kez okundu.
Doğrudan Demokrasi Mümkün mü?
Öncelikle yazıma, siz değerli Haberekspres ve HaberEge okurlarının, yeni yılını tebrik ederek başlamak istiyorum. 2026 hepimize, sağlık, sıhhat, bolluk, bereket, huzur ve sevgi getirsin.
Bunları diliyorum ama bir köşe yazarı olarak, size gerçekleri iletmeye devam ediyorum. Kimse kusura bakmasın ama hali hazırda devletleri hükümetler değil, çok uluslu şirketler yönetiyor. Bugün, incelerseniz, Amerika Birleşik Devletlerinin, en büyük 500 firmasına bakarsanız, bunların 486 tanesinin, 3 yatırım bankasına ait olduklarını görürsünüz. Yani Amerikan sermayesinin, yüzde 97'si bu üç bankaya ait. Peki yatırım bankası ne demek diye soracak olursanız, bu bankalar, kişilere değil, kurumlara çalışır. Gizlilik politikası gereği, müşterilerini asla açıklamazlar ve şimdi sıkı durun! Bu bankaların müşterisi olmak isterseniz, cebinizde en az 4 MİLYAR dolar para olmalı! Hayır, yanlış okumadınız, 4 MİLYAR dolarınız yoksa, bu bankalarda hesap açtıramazsınız. Orta boy bir Afrika ülkesi satın alabileceğiniz bu parayla, burada ancak küçük boy yatırımcı olursunuz! Bu 3 bankanın parası, maalesef dünyayı yönetiyor. Yönettikleri fon(para) muazzam büyüklükte. Dünyaya da bu güne kadar yön verdi. Bütün Avrupa, ABD ve bu ülkelerin yönettiği ülkeler ve birkaç Uzakdoğu ülkesi de bu çemberin içinde. Hepsi aslında tek merkezden yönetiliyor. İstedikleri ülkede hükümeti değiştiriyor, istedikleri politikaları uygulayacak insanları, iş başına getiriyorlar. İşleri bitince de bu kişilerden kolaylıkla kurtuluyorlar. Temsili demokrasi sürdüğü sürece de, bu böyle devam edecek. Medya kontrolü ellerinde olduğu için, bize empoze ettiklerine oy vermeye devam edeceğiz. Türkiye Akp, Chp sarmalından, asla dışarı çıkamayacak! Çünkü diğer partilerin söz hakkı yok! Onlar ne düşünüyor, iktidara gelirlerse, ne yapacaklar? Öğrenemiyoruz! Sürekli bu iki partinin polemikleri! O öyle dedi, bu böyle dedi, Vay bizimki lafı nasıl çaktı ama?!!! Bu seviyeyi aşamayan bir siyaset ve futbol takımı tutar gibi politik parti tutan bir kitle! Ne diyeyim? Allah islah etsin...
Şimdi desem son 20 yılda, 10 kere eğitim sistemi, 20 kere ekonomi programı değiştirdiniz, demek ki siz bu işleri bilmiyorsunuz! Deneme yanılma yoluyla iş yapmaya çalışıyorsunuz!, haksız olur muyum? Diğer taraf ise, yönettikleri belediyelerle, saçma sapan konuşmalarla, eğer bunlar iktidar olursa, vay halimize! dedirtiyor...
İşte temsili demokrasi bu! Daha fazlası değil ve asla da olamayacak!
Gelelim doğrudan demokrasiye...
Doğrudan demokrasinin gereği olarak, öncelikle TBMM sayfası açılmalı. Sayfa dediğime bakmayın. Burası parlemento binası! Hepimizin milletvekili olarak, oy kullanacağı bir sistemden bahsediyorum. İlk etapta devlet memurları, hakimler, savcılar, öğretmenler, doktorlar, hemşireler, avukatlar, polisler, subaylar ve tabii ki 11 milyon emeklimiz...
Bu sistemde emekliler çok önemli. Hem yaşları gereği bir olgunlukları ve bilgelikleri var. Hem de önlerindeki hayat kısaldığı için, beklentileri düşük. Ayrıca hemen hepsinin, çoluğu çocuğu, torunu var. Bu kitleyi manipüle edemezsiniz! Kolay kandıramazsınız ve daha da önemlisi, satın alamazsınız! Çünkü öleceğini bile bilse, bir Türk emeklisi, size torununun geleceğini satmaz!
Dikkat ettiyseniz, yukarıda bahsettiğim meslek erbapları, ülkenin en iyi eğitimli kısmı. Bazıları aklımızla alay ederek, ben cahillerin ferasetine güveniyorum demişti! Ben ise tam tersi. Eğitimli, çalışan kesimimizin zekasına güveniyorum. Tabii ki yürütmenin devam edebilmesi için cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar olacak. Ama bu isimlerin hepsini direk halk belirleyecek ve gerektiğinde kolaylıkla değiştirebilecek ve sıkı bir şekilde denetleyebilecek. Kanun tekliflerini herkes verebilecek ve bu iradenin sahibi sadece halk olacaktır.
Düşünün. Sosyal medyaya girer gibi kolaylıkla TBMM hesabınıza girecekseniz, oradaki yeni kanun tekliflerini okuyacak, eğer varsa karşı tezinizi dile getirebilecek ve oyunuzu vereceksiniz. Çok şık olur bence.
Yine yerim bitti. Bir dahaki yazımda, size bu sistemin kurumlarını ve işleyişini anlatmaya çalışacağım.
Atatürk interneti görecek kadar yaşasaydı, çoktan doğrudan demokrasiye geçmiştik! Şimdi bu size anlattıklarıma ütopya deyip, gülüp geçiyorsunuz! Ama mesela 1905 yılında, yada 1910 yılında, birileri çıkıp, Anadolu'da 15 yıl sonra, Cumhuriyet kurulacak, kul değil, eşit vatandaş olacağız. Kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verilecek deseydi, ahali gülmekten kırılırdı! Söyleyene de deli derlerdi! Ama birkaç cesur adam çıktı, Herşeyi değiştirdi! Herşeyin değişmesi, birkaç cesur adamın iradesine bakar! Umudunuzu sakın kaybetmeyin...
Sevgi ve Saygılarımla
Ekleme
Tarihi: 02 Ocak 2026 -Cuma
Doğrudan Demokrasi Mümkün mü?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
