Selamlar, an’ın o en sakin vaktinde bizi radyolarının başında ya da bir kulaklığın ucunda yakalayan sevgili dostlar... Şöyle arkaya yaslanın, omuzlarınızdaki o günün yorgunluğunu yavaşça bırakın, biraz dertleşelim.
Biliyorum, dışarıda koca bir gürültü var; bitmek bilmeyen korna sesleri, yetişilmesi gereken işler ve zihnimizde hiç susmayan o "acaba"lar...
Hepimiz aslında gün boyu aynı gizli adresi arıyoruz:
Kendimizi gerçekten huzurlu ve güvende hissedeceğimiz o görünmez limanı.
Peki, nedir bizi bir kaleye sığınmışız gibi güvende hissettiren şey? Sadece dört duvar mı, yoksa birinin o yumuşacık sesi mi?..
Aslında huzur dediğimiz o şifalı duygu, dışarıdaki fırtınanın dinmesi değil dostlarım; fırtına camları titretirken içerideki mumun alevini sabit tutabilme sanatıdır.
Güven ise, başkalarının bize ne vereceğinden ziyade, kendi içimizle barış imzalama halidir. "Ne gelirse gelsin, ben buradayım ve bu hayatın içinden geçebilirim" diyebildiğimizde, işte o an dünyanın en güvenli binasında oturuyoruz demektir!
Şimdi bu satırları dinlerken derin bir nefes alın. Şu an buradasınız, güvendesiniz ve en azından bu frekansta yalnız değilsiniz. Huzur bazen sadece bir kabul ediştir; olanı olduğu gibi, kendinizi de tüm eksiklerinizle bağrınıza basmaktır.
Kendine sığınak olan insanı, dışarıdaki hiçbir sarsıntı yıkamaz!
Hayatın ritmi bazen hızlanır.. bazen yoruluruz ama unutmayın ki en güzel şarkılar o duraksadığımız, soluklandığımız anlarda yazılır.
Kendi içinizdeki o sessiz odayı bulun, orayı sevgiyle döşeyin. Çünkü insan, kendini gerçekten sevdiğinde evine dönmüş sayılır!
Sizin de kalbiniz hep o huzurlu frekansta kalsın... An’ınız güzel, gönlünüz ferah olsun.
107.9 Radyo Pause’ta buluşmak dileğiyle…
