
Bak güzel kardeşim, hepimiz bir şeylerin peşindeyiz. Kimimiz bir iş, kimimiz bir aşk, kimimiz sadece huzur bekliyoruz. Ama gel gör ki, o -beklemek- dediğin şey bazen insanı bitiriyor. Oturup öylece mucize beklemekle olmuyor bu işler.
İçine o kurt düştü mü bir kere? Hani o "Acaba?" dediğin, kalbine o ince sızının girdiği an... İşte o an yandın yandın. Farkında mısın, kuşku çöktüğü an ipler elinden kaymaya başlıyor. Elin gevşiyor, dikkatin dağılıyor.
Şunu sakın unutma; hedefin ne kadar büyükse, o ipin ucundaki yük de o kadar ağırdır. Sen ipleri gevşetirsen, o koca hayal avucunun içinden öyle bir kayar gider ki, sadece elinin yanığıyla kalırsın!
Mevzu sadece istemek değil...
"Çok istiyorum" demek yetmiyor. O başarıyı söküp alacak azim lazım, hırs lazım. Ama kuru kuruya hırs da adamı yakar! İşin içine kalbini koyacaksın. Hissiyatın temiz olacak. "Ben bu yolu yürüyeceğim" dediğinde, o inanç ciğerinden gelecek hissediceksin!
İnancın çelikten olacak! Eğer inancın sağlamsa, karşındaki duvarlar kağıttan farksız olur. Önüne engel mi çıktı? Çıksın. "Vardır bir hayır" deyip o engelin üzerinden atlayacak dermanı yine o sağlam inancında bulursun.
Azmin varsa, isteğin de kalptense, dünya karşında dursa ne yazar?
Sadede gelelim;
ipleri sıkı tut.
Kuşkuya yer verme,
kalbini bozma!
O hedefe giden yol bazen diktir, bazen taşlıdır ama inancı sağlam olanın yolu asla yarım kalmaz.
Çökme!..
Pes etme!..
ipleri bırakma!..
Hadi şimdi kalk ve o iplere asıl. Mevzu sende bitiyor.
Saygılarımla.
