Nevzat Dönmez
Köşe Yazarı
Nevzat Dönmez
 

BU NASIL VEKİL?

Türkiye siyasetinde bazı gelenekler vardır; değişmez... Seçimden sonra “millet iradesi”, geçişten sonra “vicdan muhasebesi”, rozet takılırken de bolca alkış... Son örnek Mersin CHP Milletvekili Hasan Ufuk Çakır. CHP listesinden Meclis’e girip AK Parti saflarına katılan Çakır, transferiyle değil belki ama geçiş şekliyle siyasetin gündemine oturdu. İnsan parti değiştirebilir. Fikirleri değişebilir. Siyasi yolculuğunda başka bir durakta inmeye karar verebilir. Buna kimse “ömür boyu aynı partide kalacaksın” diyemez. Ama... Bir de nasıl gittiğiniz meselesi var. Sayın Çakır’ın AK Parti’ye geçerken yaptığı konuşma ve sergilediği tavır, “Ben buraya nasıl geldim?” sorusunu sormaktan özellikle kaçınan bir özgüven gösterisiydi. Sanki CHP’den değil de bir yanlış otobüsten inmiş gibiydi. Sanki o oyları veren seçmen, yanlışlıkla pusulada başka bir kutucuğu işaretlemişti. Konuşmasındaki rahatlık, hatta hafif alaycı hava, siyasetin en kırılgan kavramlarından birini yeniden hatırlattı: Seçmen iradesi. Çünkü bu ülkede insanlar partiye oy verir. Logoya oy verir. Programa, söyleme, duruşa oy verir. Yani rozet, sandıktan çıkan sonucun süsü değil; özüdür. Ama bizde bazı vekiller için rozet, ceketin yakasına takılan çıkarılabilir bir aksesuar gibi. Bugün kırmızı, yarın turuncu... Mevsime göre değişiyor. İşte tam da bu yüzden milletvekili transferleri artık sadece siyasi değil, ahlaki bir tartışma konusu. Kimse kimseye “gitme” diyemez ama “bu kadar da olmaz” deme hakkına sahiptir. Bir partiden seçilip, o partiyi neredeyse suçlar gibi konuşarak başka bir partiye geçmek; Siyaset değil, siyasi nezaketsizliktir. Bu tablo bize şunu söylüyor: Artık bu işin yasal bir çerçeveye ihtiyacı var. Milletvekili transferlerini ya tamamen engelleyen ya da en azından ciddi şartlara bağlayan bir düzenleme şart. Örneğin: İstifa eden vekilin koltuğu düşsün, Ara seçim yolu açılsın, Ya da parti değişikliği belirli bir süreyle sınırlandırılsın. Çünkü Meclis, futbol kulüplerinin ara transfer dönemi değildir. Vekiller de “bonservisi elinde” oyuncular değildir. Aksi halde her dönem aynı filmi izlemeye devam ederiz: Seçmen sandığa küskün gider, siyaset güven kaybeder, rozetler değişir ama sorunlar yerinde sayar.  Son söz mü? Rozet değiştirmek serbest olabilir ama üslup değiştirmek şart. Keşke bazı vekiller parti değiştirirken, biraz da aynaya bakmayı deneseler. Çünkü bazen mesele nereye gittiğiniz değil, Nasıl gittiğinizdir.
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi

BU NASIL VEKİL?

Türkiye siyasetinde bazı gelenekler vardır; değişmez...
Seçimden sonra “millet iradesi”, geçişten sonra “vicdan muhasebesi”, rozet takılırken de bolca alkış...
Son örnek Mersin CHP Milletvekili Hasan Ufuk Çakır. CHP listesinden Meclis’e girip AK Parti saflarına katılan Çakır, transferiyle değil belki ama geçiş şekliyle siyasetin gündemine oturdu.
İnsan parti değiştirebilir.
Fikirleri değişebilir.
Siyasi yolculuğunda başka bir durakta inmeye karar verebilir.
Buna kimse “ömür boyu aynı partide kalacaksın” diyemez.
Ama...
Bir de nasıl gittiğiniz meselesi var.
Sayın Çakır’ın AK Parti’ye geçerken yaptığı konuşma ve sergilediği tavır, “Ben buraya nasıl geldim?” sorusunu sormaktan özellikle kaçınan bir özgüven gösterisiydi.
Sanki CHP’den değil de bir yanlış otobüsten inmiş gibiydi.
Sanki o oyları veren seçmen, yanlışlıkla pusulada başka bir kutucuğu işaretlemişti.
Konuşmasındaki rahatlık, hatta hafif alaycı hava, siyasetin en kırılgan kavramlarından birini yeniden hatırlattı: Seçmen iradesi.
Çünkü bu ülkede insanlar partiye oy verir.
Logoya oy verir.
Programa, söyleme, duruşa oy verir.
Yani rozet, sandıktan çıkan sonucun süsü değil; özüdür.
Ama bizde bazı vekiller için rozet, ceketin yakasına takılan çıkarılabilir bir aksesuar gibi.
Bugün kırmızı, yarın turuncu...
Mevsime göre değişiyor.
İşte tam da bu yüzden milletvekili transferleri artık sadece siyasi değil, ahlaki bir tartışma konusu.
Kimse kimseye “gitme” diyemez ama “bu kadar da olmaz” deme hakkına sahiptir.
Bir partiden seçilip, o partiyi neredeyse suçlar gibi konuşarak başka bir partiye geçmek;
Siyaset değil, siyasi nezaketsizliktir.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Artık bu işin yasal bir çerçeveye ihtiyacı var.
Milletvekili transferlerini ya tamamen engelleyen ya da en azından ciddi şartlara bağlayan bir düzenleme şart.
Örneğin:
İstifa eden vekilin koltuğu düşsün,
Ara seçim yolu açılsın,
Ya da parti değişikliği belirli bir süreyle sınırlandırılsın.
Çünkü Meclis, futbol kulüplerinin ara transfer dönemi değildir.
Vekiller de “bonservisi elinde” oyuncular değildir.
Aksi halde her dönem aynı filmi izlemeye devam ederiz:
Seçmen sandığa küskün gider, siyaset güven kaybeder, rozetler değişir ama sorunlar yerinde sayar. 
Son söz mü?

Rozet değiştirmek serbest olabilir ama üslup değiştirmek şart.
Keşke bazı vekiller parti değiştirirken, biraz da aynaya bakmayı deneseler.
Çünkü bazen mesele nereye gittiğiniz değil,
Nasıl gittiğinizdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.