Muharrem Kaynak
Köşe Yazarı
Muharrem Kaynak
 

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE PAZAR ve PAZARLAMA ÇEŞİTLERİ

Açık pazar, ortak pazar, serbest pazar, semt pazarı, bit pazarı…vb. Adı ne olursa olsun pazar pazardır. Pazarda mal ve hizmetler alınır ve satılır. Pazar alıcı ile satıcının, arz ve talebin buluştuğu yerdir, her türlü malın fiyatı burada oluşur. Neyin ve kimin kaç paralık değeri, ederi ve kıymeti olduğu pazarda belli olur. Kurbanlık hayvan pazarlarında alıcı ile satıcı fiyatta anlaşırlarken el tutuşurlar ve ellerini sallaya sallaya pazarlık yaparlar, fiyatta uylaşır, uzlaşır ve anlaşırlar.    Pazar ve pazar yerleri, bir bakıma satılan mal ve hizmetlerin er meydanıdır. Er meydanında güreşenler erkekçe ve yiğitçe güreşirler burada hile, desise, şike, şaibe ve hiç bir gizlilik olmaz ve yapılmaz. Belkide yiğidin malı meydandadır sözü buradan geliyordur. Kimileri buraya piyasa der, burada satılık mal ve hizmetler pazarlanır. Mal ve hizmetler pazarda geçtiği fiyata alınır ve satılır.   İhraç ettiğimiz mallar kabul edilmez ve geriye dönerse, kusuru ile de olsa pazarlarımızda yerini alır ve satılır. Pazara gittiğinizde, cebimde nakit para yok diye üzülmeyin, kredi kartı da geçerli olur.   Bazı mal ve hizmetler kıt, yok ve az olduğu için pahalıdır ve çok para eder. Bazı mal ve hizmetler  çok bol olduğu mevsim ve yıllarda pek para etmez. Bazen pazarcılar mallarını satmak için bağırırlar, haydi!... batan geminin malları bunlar, koş vatandaş koş …vb. Bunun örneklerini; karpuz, domates, biber ve salatalıkların para etmediği için, yola ve tarlaya gübre olarak döküldüğünde çok görürüz.     Bildiğiniz gibi her türlü  mal ve hizmetin bir fiyatı vardır. Bazen, kimin ve neyin, ne zaman, kaç paraya satıldığını kimse bilmez. El ve tezgah altından ve gizli pazarlıklarla satış gerçekleştirilir. Keza, bazı malların karaborsaya düştüğü, karne ile satıldığı zamanlar da olur. Bizim piyasa ve pazarlara yapılan müdahaleci olay ve dolapları duymamız ve öğrenmemiz, TV ve gazeteler aracılığı ile mümkün olur. Halkımız ekonomist veya iktisatçı değildir ve bu oyunlara pek aklı ermez. Dönen dolap ve cambazlıkları duyunca yer yerinden oynar, kim kiminle nerede ve ne zaman gizlice buluşmuş ve el sıkışmış, acaba kaç paraya satmış ve satılmış…vb.   Her ne olursa olsun, ne kadar gizli ve kapaklı işler olursa olsun, sonunda her şey ortaya çıkar ve etrafa saçılır bizde öğreniriz. Sonunda alana da, satana da vatandaş olarak notumuzu veririz.    Mal’ın tarifini yapınız sorusunun en güzel cevabı “Satın Alınabilen Her Şeye Mal Denir”olmalıdır.   Pazar, pazarlama ve pazarcı ile piyasa kavramlarını da bilmek ve öğrenmek gerekir. insanlar sosyal yaşamlarında bu bilgilere de ihtiyaç duyarlar. Bu konuda pek de cahil kalmamak gerekir.    Çok güzel bir atasözümüz vardır. Okunması da, yazılması da apaçık anlaşılır.Gizlide gebe kalan aşikarede “eşkeri” doğurur “Toplum İçinde Hiçbir Davranış Gizli Kalmaz”   Ekonomi veya iktisat okumaya ve bilmeye pek gerek yoktur. Pazarı bilmek yeter, çünkü pazarda her türlü malın bir fiyatı vardır. Canlı, cansız her türlü malın belli bir ederi, değeri ve fiyatı vardır. Kimileri pazarda kötü malını çok yüksek fiyata, kimisi de aslında beş para etmeyen, malını çok yüksek fiyata, hatta tutturabildiği fiyata satmak ister. Semt pazarlarında mallar daha ucuz satılır.   İstanul’da ikamet ederken adını duyduğumuz, meraktan da olsa gidip, gezip gördüğümüz, bazen alış veriş de yaptığımız çok değişik yer ve semtlerde, yüksek sosyetenin bile alışveriş yaptığı ünlü pazarlar vardı. İstiklal caddesindeki ikinci el giyim pazarı ve mağazaları çarşısı, Etiler’deki sosyete pazarı, Kadıköy’deki Salı pazarı, Tophane’deki Salı pazarı, Sirkeci’deki gümrük malları satış mağaza ve dükkanları, Laleli’deki bavul ticareti mağazaları ile bir zamanlar her yerde kurulan Rus ve Almancı pazarları vardı. Bavul ticaretinin revaçta olduğu dönemlerde Mersin Limanından Kıbrıs’a 24 saatliğine gidip gelen Yeşilada gemisinin seyyar tacirleri de unutamadığımız tüccarlardandır.         Tarihi gelişim bakımından alış verişlerde ilk çağlardan beri uygulanan “bir malın başka bir mal ile değiştirilmesi” barter yada takas, trampa usulü alış veriş sistemleri vardır. Şehir ve kasabalardaki Agora meydanlarında canlı hayvan dahil her türlü mal bu usüller ile alınır ve satılırdı. Paranın icadı ve tedavüle sunulması ile ödemeler para ile yapılmaya başlamıştır.   Çok değil, 60-70 sene öncesine kadar yurdumuzun her köşesinde olduğu gibi, Balıkesir İli Balya ilçesi ve  köylerinde de TIRAMPA usulü alışveriş yaptığımız olmuştur. Manisa, Menemen, Foça, İzmir, Aydın ve Denizli yörelerinden deve kervanları ile köylerimize “Eski Çorapçılar” Trampa usulü ile mal satmak için gelirlerdi. Evlerimizdeki eski yün çorap, kazak ve eski yün giyim kuşam eşyalarını verirdik. Karşılığında kuru üzüm, kuru incir, zeytin ve zeytin yağı, keçi boynuzu, köpük helva, tahin helva, toz şeker, diri tuz ile (toprak, çinko, emaye, bakır ve alimünyum) kap kaçak alırdık.    Her hafta Çarşamba günleri Balıkesir Tabakhanesine ve TABAK PAZARINA elinde tabaklanmamış hayvan derisi olan vatandaşlar, celep, cambaz ve kasaplar tuzladıkları küçük ve büyükbaş hayvan derilerini satmaya götürürlerdi. Balıkesir ve civarında Çarşamba gününün adı Tabak Pazarıdır. Perşembe’nin adı “Cuma Akşamı olmasına rağmen” Balya ve köylerinde BALYA PAZARI denirdi.Hala devam etmekte olan bu pazar her hafta PERŞEMBE günü kurulmaktadır.Balya’nın tereyağı ve balı çok meşhurdur. Balıkesir İl Merkezinin Pazarı da PAZARTESİ günleri Eski Ekin Pazarında kurulurdu.   -İlk kez Anadolu’da MÖ: 7inci yüz yılda LİDYALILAR tarafından altın ve gümüş karışımı elektrum adı verilen madenlerden MADENİ PARALAR basılmış ve kullanılmıştır.   -Yine tarihte ilk kez Çinliler MS: 118 yılında DERİ PARA basarak kullanmaya başlamışlardır. MS: 806 yılına gelindiğinde yine Çinliler tarafından KAĞIT PARA basılmış ve tedavüle sunulmuştur. Batıda kağıt para basımı ve kullanılması 17inci yüz yıl sonlarına rastlamaktadır.   -Osmanlı döneminde 14ncü yüz yıldan 19uncu yüz yıla kadar İSTANBUL’da Üsküdar ve Çemberlitaş  meydanlarında köle ve esirlerin kafesler içerisinde satıldığı pazarlar kuruluyordu. Bu pazarların kaldırılması, esir ve köle ticaretinin yasaklanması 1847 yılında Sultan Abdülmecit’in emri ile olmuştur. Bu tarihten sonra esir ve köle ticareti  alenen değil gizlilik içinde de olsa sürdürülmüştür.    -Birinci Dünya savaşında İngilizler; Türk yüreği ve ciğeri getiren her bir Arab’ın eline bir altın verdikleri için Araplar Türkleri katletmiş, kalp ve ciğerlerini para ile İngilizler’e satmışlardır. -1920 -1950 tarihlerinde Kıbrıs Adası’nın İngiliz sömürgesi olduğu dönemlerde, İngilizler  Kıbrıs Adasındaki 4.000 fakir ve yoksul Türk Kızını Filistinli Araplar’a para karşılığı satmışlardır.   Günümüzde semt pazarlarında sebze, meyva ve giyim eşyalarının yanı sıra, eskiden bit pazarlarında satılan  ikinci el giyim eşyaları ile müstamel/kullanılmış eşya ve ürünler, antika eşya ve objeler bile pazarlanıp satılmaktadır.Bazı pazarlarda kümes hayvanları satılıyor olsa da, küçük ve büyükbaş hayvan alım-satımı için belediyelerce işletilen canlı hayvan pazarları ayrıca kurulmaktadır.     Halkımız ihtiyaç duyduğu mal ve malzemeleri semt pazarlardan, AVM’lerden, büyük market ve  mağazalardan para karşılığı veya kredi kartı kullanarak alır ve evine, ocağına götürür. Günümüzde bilinen ve uygulanan usuller bunlardır. Bunun yaninda internetten satışlar da yapılmaktadır. Pazar ve piyasalarda yapılan yanlışlıkları, haksızlık ve usulsüzlükleri gördükçe ve hatırladıkça halkımız daha çok tecrübe ve deneyim sahibi oluyor, uyanıyor ve çok dikkatli olmak mecburiyetinde kalıyor.     Siz siz olun sadece kendi malınızı satın, bütçenize göre ihtiyaç duyduğunuz kadarını ücretini ödeyerek satın alın. Helal para ile alın ve satın, kimse size haram olsun, zehir zıkkım olsun demesin ve diyemesin. Herkes aldığının ve sattığının hayırını görsün. İyi pazarlar …sağlıcakla kalın.                                                                                                                                   Muharrem KAYNAK                                                                                                                                     28 AĞUSTOS 2025                                              
Ekleme Tarihi: 28 Ağustos 2025 -Perşembe

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE PAZAR ve PAZARLAMA ÇEŞİTLERİ

Açık pazar, ortak pazar, serbest pazar, semt pazarı, bit pazarı…vb. Adı ne olursa olsun pazar pazardır. Pazarda mal ve hizmetler alınır ve satılır. Pazar alıcı ile satıcının, arz ve talebin buluştuğu yerdir, her türlü malın fiyatı burada oluşur. Neyin ve kimin kaç paralık değeri, ederi ve kıymeti olduğu pazarda belli olur. Kurbanlık hayvan pazarlarında alıcı ile satıcı fiyatta anlaşırlarken el tutuşurlar ve ellerini sallaya sallaya pazarlık yaparlar, fiyatta uylaşır, uzlaşır ve anlaşırlar. 

 

Pazar ve pazar yerleri, bir bakıma satılan mal ve hizmetlerin er meydanıdır. Er meydanında güreşenler erkekçe ve yiğitçe güreşirler burada hile, desise, şike, şaibe ve hiç bir gizlilik olmaz ve yapılmaz. Belkide yiğidin malı meydandadır sözü buradan geliyordur. Kimileri buraya piyasa der, burada satılık mal ve hizmetler pazarlanır. Mal ve hizmetler pazarda geçtiği fiyata alınır ve satılır.

 

İhraç ettiğimiz mallar kabul edilmez ve geriye dönerse, kusuru ile de olsa pazarlarımızda yerini alır ve satılır. Pazara gittiğinizde, cebimde nakit para yok diye üzülmeyin, kredi kartı da geçerli olur.

 

Bazı mal ve hizmetler kıt, yok ve az olduğu için pahalıdır ve çok para eder. Bazı mal ve hizmetler  çok bol olduğu mevsim ve yıllarda pek para etmez. Bazen pazarcılar mallarını satmak için bağırırlar, haydi!... batan geminin malları bunlar, koş vatandaş koş …vb. Bunun örneklerini; karpuz, domates, biber ve salatalıkların para etmediği için, yola ve tarlaya gübre olarak döküldüğünde çok görürüz.  

 

Bildiğiniz gibi her türlü  mal ve hizmetin bir fiyatı vardır. Bazen, kimin ve neyin, ne zaman, kaç paraya satıldığını kimse bilmez. El ve tezgah altından ve gizli pazarlıklarla satış gerçekleştirilir. Keza, bazı malların karaborsaya düştüğü, karne ile satıldığı zamanlar da olur. Bizim piyasa ve pazarlara yapılan müdahaleci olay ve dolapları duymamız ve öğrenmemiz, TV ve gazeteler aracılığı ile mümkün olur. Halkımız ekonomist veya iktisatçı değildir ve bu oyunlara pek aklı ermez. Dönen dolap ve cambazlıkları duyunca yer yerinden oynar, kim kiminle nerede ve ne zaman gizlice buluşmuş ve el sıkışmış, acaba kaç paraya satmış ve satılmış…vb.

 

Her ne olursa olsun, ne kadar gizli ve kapaklı işler olursa olsun, sonunda her şey ortaya çıkar ve etrafa saçılır bizde öğreniriz. Sonunda alana da, satana da vatandaş olarak notumuzu veririz.    Mal’ın tarifini yapınız sorusunun en güzel cevabı “Satın Alınabilen Her Şeye Mal Denir”olmalıdır.   Pazar, pazarlama ve pazarcı ile piyasa kavramlarını da bilmek ve öğrenmek gerekir. insanlar sosyal yaşamlarında bu bilgilere de ihtiyaç duyarlar. Bu konuda pek de cahil kalmamak gerekir. 

 

Çok güzel bir atasözümüz vardır. Okunması da, yazılması da apaçık anlaşılır.Gizlide gebe kalan aşikarede “eşkeri” doğurur “Toplum İçinde Hiçbir Davranış Gizli Kalmaz”

 

Ekonomi veya iktisat okumaya ve bilmeye pek gerek yoktur. Pazarı bilmek yeter, çünkü pazarda her türlü malın bir fiyatı vardır. Canlı, cansız her türlü malın belli bir ederi, değeri ve fiyatı vardır. Kimileri pazarda kötü malını çok yüksek fiyata, kimisi de aslında beş para etmeyen, malını çok yüksek fiyata, hatta tutturabildiği fiyata satmak ister. Semt pazarlarında mallar daha ucuz satılır.

 

İstanul’da ikamet ederken adını duyduğumuz, meraktan da olsa gidip, gezip gördüğümüz, bazen alış veriş de yaptığımız çok değişik yer ve semtlerde, yüksek sosyetenin bile alışveriş yaptığı ünlü pazarlar vardı. İstiklal caddesindeki ikinci el giyim pazarı ve mağazaları çarşısı, Etiler’deki sosyete pazarı, Kadıköy’deki Salı pazarı, Tophane’deki Salı pazarı, Sirkeci’deki gümrük malları satış mağaza ve dükkanları, Laleli’deki bavul ticareti mağazaları ile bir zamanlar her yerde kurulan Rus ve Almancı pazarları vardı. Bavul ticaretinin revaçta olduğu dönemlerde Mersin Limanından Kıbrıs’a 24 saatliğine gidip gelen Yeşilada gemisinin seyyar tacirleri de unutamadığımız tüccarlardandır.

 

 

 

 

Tarihi gelişim bakımından alış verişlerde ilk çağlardan beri uygulanan “bir malın başka bir mal ile değiştirilmesi” barter yada takas, trampa usulü alış veriş sistemleri vardır. Şehir ve kasabalardaki Agora meydanlarında canlı hayvan dahil her türlü mal bu usüller ile alınır ve satılırdı. Paranın icadı ve tedavüle sunulması ile ödemeler para ile yapılmaya başlamıştır.

 

Çok değil, 60-70 sene öncesine kadar yurdumuzun her köşesinde olduğu gibi, Balıkesir İli Balya ilçesi ve  köylerinde de TIRAMPA usulü alışveriş yaptığımız olmuştur. Manisa, Menemen, Foça, İzmir, Aydın ve Denizli yörelerinden deve kervanları ile köylerimize “Eski Çorapçılar” Trampa usulü ile mal satmak için gelirlerdi. Evlerimizdeki eski yün çorap, kazak ve eski yün giyim kuşam eşyalarını verirdik. Karşılığında kuru üzüm, kuru incir, zeytin ve zeytin yağı, keçi boynuzu, köpük helva, tahin helva, toz şeker, diri tuz ile (toprak, çinko, emaye, bakır ve alimünyum) kap kaçak alırdık. 

 

Her hafta Çarşamba günleri Balıkesir Tabakhanesine ve TABAK PAZARINA elinde tabaklanmamış hayvan derisi olan vatandaşlar, celep, cambaz ve kasaplar tuzladıkları küçük ve büyükbaş hayvan derilerini satmaya götürürlerdi. Balıkesir ve civarında Çarşamba gününün adı Tabak Pazarıdır. Perşembe’nin adı “Cuma Akşamı olmasına rağmen” Balya ve köylerinde BALYA PAZARI denirdi.Hala devam etmekte olan bu pazar her hafta PERŞEMBE günü kurulmaktadır.Balya’nın tereyağı ve balı çok meşhurdur. Balıkesir İl Merkezinin Pazarı da PAZARTESİ günleri Eski Ekin Pazarında kurulurdu.

 

-İlk kez Anadolu’da MÖ: 7inci yüz yılda LİDYALILAR tarafından altın ve gümüş karışımı elektrum adı verilen madenlerden MADENİ PARALAR basılmış ve kullanılmıştır.

 

-Yine tarihte ilk kez Çinliler MS: 118 yılında DERİ PARA basarak kullanmaya başlamışlardır. MS: 806 yılına gelindiğinde yine Çinliler tarafından KAĞIT PARA basılmış ve tedavüle sunulmuştur. Batıda kağıt para basımı ve kullanılması 17inci yüz yıl sonlarına rastlamaktadır.

 

-Osmanlı döneminde 14ncü yüz yıldan 19uncu yüz yıla kadar İSTANBUL’da Üsküdar ve Çemberlitaş  meydanlarında köle ve esirlerin kafesler içerisinde satıldığı pazarlar kuruluyordu. Bu pazarların kaldırılması, esir ve köle ticaretinin yasaklanması 1847 yılında Sultan Abdülmecit’in emri ile olmuştur. Bu tarihten sonra esir ve köle ticareti  alenen değil gizlilik içinde de olsa sürdürülmüştür. 

 

-Birinci Dünya savaşında İngilizler; Türk yüreği ve ciğeri getiren her bir Arab’ın eline bir altın verdikleri için Araplar Türkleri katletmiş, kalp ve ciğerlerini para ile İngilizler’e satmışlardır. -1920 -1950 tarihlerinde Kıbrıs Adası’nın İngiliz sömürgesi olduğu dönemlerde, İngilizler  Kıbrıs Adasındaki 4.000 fakir ve yoksul Türk Kızını Filistinli Araplar’a para karşılığı satmışlardır.

 

Günümüzde semt pazarlarında sebze, meyva ve giyim eşyalarının yanı sıra, eskiden bit pazarlarında satılan  ikinci el giyim eşyaları ile müstamel/kullanılmış eşya ve ürünler, antika eşya ve objeler bile pazarlanıp satılmaktadır.Bazı pazarlarda kümes hayvanları satılıyor olsa da, küçük ve büyükbaş hayvan alım-satımı için belediyelerce işletilen canlı hayvan pazarları ayrıca kurulmaktadır.  

 

Halkımız ihtiyaç duyduğu mal ve malzemeleri semt pazarlardan, AVM’lerden, büyük market ve  mağazalardan para karşılığı veya kredi kartı kullanarak alır ve evine, ocağına götürür. Günümüzde bilinen ve uygulanan usuller bunlardır. Bunun yaninda internetten satışlar da yapılmaktadır. Pazar ve piyasalarda yapılan yanlışlıkları, haksızlık ve usulsüzlükleri gördükçe ve hatırladıkça halkımız daha çok tecrübe ve deneyim sahibi oluyor, uyanıyor ve çok dikkatli olmak mecburiyetinde kalıyor.  

 

Siz siz olun sadece kendi malınızı satın, bütçenize göre ihtiyaç duyduğunuz kadarını ücretini ödeyerek satın alın. Helal para ile alın ve satın, kimse size haram olsun, zehir zıkkım olsun demesin ve diyemesin. Herkes aldığının ve sattığının hayırını görsün. İyi pazarlar …sağlıcakla kalın.

                                                                                                                                  Muharrem KAYNAK 

                                                                                                                                   28 AĞUSTOS 2025                                              

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Uğur
(28.08.2025 13:30 - #512)
Pazara ve AVM ' lerine Giden İnsanlarımıza Hayırlı Alışverişler Diliyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.