Lafı uzatmadan, açık ve net konuşalım.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç açıkladı: Sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Gerekçe net: Avukatlık mesleğinin onuruna ve ağırlığına yakışmayan davranışlar.
Bu olay bir kişinin hatası değil.
Bu, memleketin içine düşürüldüğü ayıp bir gidişatın göstergesidir.
Bugün bazı öğretmenler, bazı avukatlar, bazı kamu görevi yapanlar işini düzgün yapmakla değil, meşhur olmakla uğraşıyor.
Bilgisiyle, emeğiyle, duruşuyla değil;
bedenini göstererek, sınır tanımayan videolar çekerek tanınma derdindeler.
Buna kimse “özgürlük” demesin.
Bu yapılan sorumsuzluktur, yüzsüzlüktür.
Öğretmen dediğin çocuklara örnektir.
Avukat dediğin adaleti temsil eder.
Kamu görevlisi dediğin devleti temsil eder.
Bu unvanları taşıyan bir insan,
“Canım ne isterse yaparım” diyemez.
Çünkü o videoları çocuklar izliyor.
Sonra ne öğreniyorlar?
“Çalışmaya gerek yok.”
“Okumaya gerek yok.”
“Utanmaya gerek yok.”
“Dikkat çek yeter.”
İşte memleketi çürüten anlayış budur.
Meslek onuru oyuncak değildir.
İstenince takılıp, istenince çıkarılamaz.
Avukatlık teşhir işi değildir.
Öğretmenlik şov işi değildir.
Kamu görevi sahne değildir.
Bir insan kendi hayatında ne isterse yapabilir.
Ama taşıdığı mesleğin şerefini yerlere atamaz.
Kimse kusura bakmasın:
Mesleğinin haysiyetini zedeleyen,
“Ben özel hayatımda yaptım” diyerek bu işten sıyrılamaz.
Çünkü toplum şuna bakar:
“Bu kişi buysa, bu meslek de budur.”
Bu yüzden bu paylaşımlar sadece ayıp değil,zararlıdır.
Çocuklara zararlıdır.
Topluma zararlıdır.
Mesleklere zararlıdır.
Bugün dur denmezse,
yarın saygı diye bir şey kalmaz.
Son söz net:
Meşhurluk hevestir, geçer.
Ama itibar bir giderse, bir daha zor gelir.
Kamusal meslekler eğlence malzemesi değildir.
Onuru, çizgisi, ağırlığı vardır.
O çizgiyi aşan da bedelini ödemelidir.
