“Çalışan Gazetecilerin Günü” geçtiiiiii… Tamam katılıyorum; Bizimkisi bir mesleğin değil, toplumun hafızasının, vicdanının ve aklının yıldönümü. Gazetecilik sadece haber yazmak değildir; sorgulamak, hatırlamak, yüzleşmek ve nihayetinde toplumu geleceğe hazırlamaktır. Bu köşede bugün, yalnızca “gazeteciler” değil, özellikle 50 yaş üstü gazetecilerin topluma kattığı bilgelik, sorumluluk ve tarihi bakış üzerine yazıyorum.
10 Ocak’tan Sonrası: 50 Yaş Üstü Gazetecilerin Günü: Olgun Gazeteciler Haftası: Bilgelik, Tecrübe, Toplumsal Akıl
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü geride bıraktık ama ben hep düşünmüşümdür: Bir güne sıkıştırılır mı bu meslek? Hele ki ömrünün yarısını sahada, masa başında, krizlerde, adliyelerde, yangınlarda, umutlarda ve hayal kırıklıklarında geçirmiş gazetecilerin emeği… Bir güne sığmaz. O yüzden bu yıl, kendi kendime bir takvim icat ettim:
Neden olgun? Çünkü gazetecilikte bir eşik vardır. 50’li yaşlardan itibaren, artık yalnızca haber yazmazsın; haberi okursun, duyarsın, koklarsın, çözersin. Bir cümlenin altındaki üç niyeti, bir fotoğrafın kenarındaki gölgeyi, bir makama verilen sessiz bir tebessümü bile anlarsın. Bu yaşlardan sonra gazetecilik, yalnızca bir meslek değil, toplum için bir akıl tutulması önleme mekanizmasına dönüşür.
Meslek mi, Misyon mu?
Gazetecilik günümüz dünyasında zor bir sınav veriyor. Sosyal medyanın yükselişi, bilgi bombardımanı, kutuplaşma, “post-truth” çağının gölgesi… Tüm bunlar genç gazetecilerin dinamizmi ile yeni teknolojinin sunduğu fırsatları beraberinde getirirken, aynı zamanda kötüye kullanım, dezenformasyon ve hızın doğruluğun önüne geçtiği bir ortam da yarattı. Bu yüzden bugün dünyanın pek çok yerinde halk, “Gazetecilere ne kadar güvenebiliriz?” sorusunu dert ediyor; ama aynı kamuoyu büyük ölçüde hâlâ gazetecilerin toplumsal rolünü önemli görüyor. Bir Pew araştırmasına göre Amerikalıların %59’u gazetecileri toplumun refahı için “çok ya da son derece önemli” olarak niteliyor.
Peki bu önemli rolü kimler daha güçlü icra eder? Elbette genç gazeteciler yeni anlatım dili, teknolojiyi kullanma becerisi ve yaratıcı formatlarıyla katkı sunuyorlar; ama küresel krizlerin, siyasal dönüşümlerin, jeopolitik çalkantıların, teknoloji ve toplum ilişkilerindeki çetrefilli dinamiklerin anlaşılıp yorumlanmasında, biriken deneyimin ve olgun bakışın yerini hiçbir şey tutamaz.
50 Yaş Üstü Gazeteciler: Tecrübe Birikimi & Toplumsal Zeka ve Hafıza
50 yaş… Bu yaş yalnızca bir sayı değildir. Gazeteciler için bu, birçok şeye tanıklık etmiş olmanın, birçok hikâyeyi ilk elden duymanın ve artık toplum gözüyle değil, toplumun akılsal temsilcisi olarak bakabilmenin işaretidir. Avrupa’dan Amerika’ya, Japonya’dan Avustralya’ya kadar gazetecilikte uzun soluklu kariyerler, sadece mesleki başarılarla değil, aynı zamanda toplumsal bilgelikle eşdeğer hale gelmiştir.
ABD’de yaş gruplarına göre yapılan bir gazetecilik analizi, 65 yaş ve üzerindeki gazetecilerin mesleklerinden aldığı tatmin ve toplumla bağlarının genç meslektaşlara göre çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bu gruptaki gazetecilerin %83’ü işlerinden gurur duyduklarını söylüyor ve toplumla bağlarını daha güçlü hissettiklerini belirtiyorlar.
Bu ne demek? Genç gazeteciler haber yakalamanın, içerik üretmenin, dijital mecraları kullanmanın ustası olabilirler; ama uzun vadeli düşünce, olayları tarihsel bağlamda değerlendirme ve etik pusulayı her zaman sabit tutma meselesi, genellikle derin deneyimle ve yılların perspektifiyle ortaya konur.
Dünyanın Çeşitli Coğrafyalarında “Yaşça Olgun” Gazeteciler
Amerika Birleşik Devletleri
Amerika’da uzun yıllar boyunca aktif haber yapan gazeteciler; Watergate skandalında olduğu gibi demokrasi kültürünün korunmasına katkı sunmuşlar, toplumsal skandalların üzerine gitmişler ve kamu kaynaklarının hesap verebilirliğini sağlamışlardır. Bu bir başarı hikâyesidir.
Pew araştırmaları, toplumun 50 yaş üstü gazetecilerin kritik rolleri konusunda yüksek farkındalığa sahip olduğunu gösteriyor. Gazetecilik sadece haber vermekten öte, halkın bilgi edinme sürecini yönlendiren, kamu politikalarını tartışmaya açan bir kültürel kurguya dönüşmüştür. Gazetecilerin rolü yalnızca aktarmak değil, yol göstermektir.
50 yaş üstü Amerikalı gazeteciler hem bu anlayışı hem de toplumun karmaşık sorunlarını yıllar içinde pek çok başlıkta derinlemesine takip ettiler: ırk ilişkileri, sağlık sistemi reformları, dış politika trajedileri ve ekonomik eşitsizlik gibi.
Avrupa Perspektifi
Avrupa’da gazetecilik kültürü daha tarihsel ve ideolojik köklere sahiptir. Birçok Avrupa ülkesinde uzun soluklu gazeteci profilleri, Nazi sonrası demokratik yeniden yapılanmadan Soğuk Savaş’a, hatta Avrupa Birliği’nin genişlemesine kadar pek çok kritik süreci tüm derinliğiyle aktarmıştır. Bu süreçler, sadece olayları raporlamakla kalmamış; aynı zamanda toplumun vicdanında tarihsel bir arşiv oluşturmuştur.
Bunun en somut örneklerinden biri, uzun yıllar pek çok Avrupa ülkesinde basın özgürlüğü savunuculuğu ve otosansüre karşı mücadele eden yaşça olgun gazetecilerdir. Onların çalışmaları sayesinde demokrasi değerleri sürekli gündemde tutulmuştur.
Japonya ve Uzak Doğu
Japonya’da gazetecilik, Batı’dan farklı olarak bazen daha içe dönük sosyo-politik analizlerle kendini gösterir. Tokyo Investigative Newsroom Tansa gibi oluşumlarda gazeteciler hem karmaşık kurumsal yapıların hem de toplumun derin yapılarının üzerine giderler. Bu araştırma merkezleri, akademik bakışla gazeteciliği harmanlar; bu da genellikle uzun yıllar deneyim kazanmış gazetecilerin yönettiği süreçlerdir.
Bu model, gazeteciliğin yalnızca manşet haber üretiminden ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal refleks geliştirme, kurumsal sorumluluğu raporlama ve kamu çıkarını gözetme gibi daha yüksek amaçları da içerdiğini gösterir.
Bilgelik Nedir? Meslekte “Yaş” ile Gelen Ustalık
Gazetecilik gençlik dinamizmi olmadan var olamaz; tıpkı bilgelik de yalnızca yaşlılık olduğunda ortaya çıkmaz. Ancak 50 yaş üzeri gazeteciler, mesleki becerilerini tarihsel perspektife, etik bilince ve derinlemesine analize dönüştürmüş kişilerdir. Birkaç ana özellikleri şöyle…
1. Bağlamı Görme Yetisi
Genç bir muhabir haberin “yeniğini” yakalar; ancak 50 yaş üstü bir gazeteci, haberi bağlamı içinde analiz eder. Bu, çok daha güçlü yorumlar, daha derin iç görüler üretir.
2. Tarihi Bellek ve Perspektif
Toplumun yaşadığı kırılma noktalarında tecrübe sahibi gazeteciler, bugünün olayını tarihsel bir süreklilik içinde okuma yeteneğine sahiptirler. Bu, toplumun kolektif belleğini korumanın en önemli yollarından biridir.
3. Etik Pusula
Gazetecilik, hızlı tıklanma sayıları ve sosyal medya şimşekleri arasında kolayca pusulasını kaybedebilir. Tecrübeli gazeteciler ise etik kodlardan taviz vermezler; bu, toplumun bilgiye olan ihtiyacında güven aracı olur.
4. Gençlere Mentorluk
Uzun kariyerler, sadece bireysel başarı değildir; aynı zamanda genç meslektaşlara aktarılan bir mirastır. Amerika’da bile, gazetecilik camiasında gençlerle deneyimlilerin etkileşimi mesleğin evrimini güçlendirir.
Toplum İçin Bir Rehber: Gazetecilik ve Kamu Hizmeti
Gazetecilerin rolü sadece haber üretmek değildir; kamu hizmetidir. Toplumun karmaşık sorunlarını çözmesine yardımcı olmak, kamu saydamlığını sağlamak ve demokrasinin işlerliğini korumaktır. Bu misyon, gençlerin dinamizmi ile tecrübenin bilgelik kaynağını birleştirdiğinde en etkili halini alır.
Bugün pek çok ülkede gazetecilerin toplumsal itibarı tartışmalı olabilir; bazı kamuoyları gazeteciliği artık daha az etkili görüyor. Ancak istatistikler bize, toplumun çoğunluğunun gazetecilere hâlâ önemli bir rol atfettiğini gösteriyor. Bu, özellikle deneyimli gazetecilerin tarihsel ve etik perspektifleriyle mümkün oluyor.
Olgun gazeteciler…
Ben onlara “toplumsal danışman” diyorum.
Çünkü yıllarca biriktirdikleri hafızayı, genç meslektaşların hızına denk bir denge unsuru olarak kullanırlar. Hız çağında derinlik, gürültü çağında berraklık, manipülasyon çağında dürüstlük… Her toplumun buna ihtiyacı var.
Dünyanın neresine bakarsanız bakın, 50 yaş üzeri gazeteciler en çok saygı duyulan figürlerdir.
Amerika’da “veteran journalist” diye ayrı bir sınıf vardır; Japonya’da yaşça olgun gazetecilerin hazırladığı programlar ulusal hafızanın en güvenilir arşivleridir; Avrupa’da büyük gazetelerin omurgasını, kırk yılını haber peşinde geçirmiş muhabirler oluşturur.
Bizde ise bir 10 Ocak’la yetiniyoruz. O yüzden ben bu eksikliği tamamlıyorum.
Bu hafta…
Genç gazetecilere bilgelik aktarımının haftası.
Meselelere panikle değil, perspektifle yaklaşmanın haftası.
Haberin ham halinden gerçeğin damıtılmış haline geçişin haftası.
Toplumun hafızasını tazeleyen, kulaklarını açan, zihnine pusula takan gazetecilerin haftası.
Olgun gazeteciler, haberin içindeki insanı görür.
İstatistikten önce hikâyeyi, krizden önce yarayı, başlıktan önce sorumluluğu fark ederler.
Bu mesleğin eskimeyen tarafı da budur.
Her yıl 11 Ocak sabahı bu köşede şöyle hayal ediyorum:
Gazeteler, ekranlar, haber siteleri bir anlığına durur ve şu cümleyi yazar:
“Olgun Gazeteciler Haftamız kutlu olsun.”
Gazetecilik Bir Yaşam Tarzıdır
Bir gazetecinin mesleğe ilk adım attığı gün ile bugün arasında sadece yıllar değil, ufuklar, sorumluluklar ve toplumun bakışı değişir. 50 yaş üstü gazeteciler bu dönüşümü yaşayan, şekillendiren ve yeni kuşaklara devreden en değerli ustalardır.
Çünkü gerçek gazetecilik, sadece olayı yazmak değil tarihi yorumlamak, geleceği okur hale getirmek ve toplumun vicdanını canlı tutmaktır.
Bugün, çalışan gazeteciler gününde; tüm meslektaşlarımı selamlıyorum — ama özellikle 50 yaş üstü gazetecilerimize saygı ve minnetle. Sizler, sadece haberlerin değil, toplumun bilge seslerisiniz.
Belki kimse duymayacak, belki resmi tatil olmayacak, belki kimse çiçek göndermeyecek… Ama biz kendi aramızda biliriz:
Bu meslek, tecrübenin yavaş yavaş damıttığı bir bilgelik işi.
Ve en çok da o bilgelikle ilerler dünya.
“Haber, gençlerin enerjisiyle, yaşlıların aklıyla yazılır.”
Bir yayımlanmamış öykümle de yazımı sonlandırayım…Öykü bizim TVpiyasası için naçizane; 30 yıl dile kolay…
Sabahın erken saatleriydi. Haber merkezinin neon ışıkları daha tam uyanmamıştı. Yazı işleri masasının ucunda, yılların eskitemediği deri çantasıyla emektar muhabir Rıza oturuyordu. Elli sekiz yaşındaydı; saçlarının beyazı, bir şehrin bütün uğultusunu dinlemiş bir insanın sessizliğini taşıyordu. Haber kokusunu, kahve kokusundan ayırt edebilen, bir cümlenin nerede yalan söylemeye başladığını göz kırpışından anlayabilen biriydi.
Yan masaya yeni biri geldi o sabah. Saçları dağınık, gözleri meraklı, çantası tıka basa ekipman dolu bir genç: Deniz. Daha 23 yaşındaydı. Habere koşmayı seviyordu ama haberi anlamaya henüz hevesliydi. “Hevesli” güzel sözdü; çünkü heves, insanı mesleğe bağlardı. Ama bazen gereğinden fazla bağlardı.
Deniz çekingen bir sesle,
— Rıza Abi… Ben bugün seninle sahaya gelebilir miyim?
dedi.
Rıza gözlüğünü indirdi, genç muhabiri süzdü ve hafif bir gülümsemeyle,
— Gel, dedi. Tozunu yutmadan bu iş öğrenilmez.
O gün şehirde belediye önünde ufak bir protesto vardı. Deniz, daha kalabalığı görür görmez kamerayı kaldırdı, en öne koştu. Panik hâlinde bağıran insanları kaydediyor, bir yandan da nefesi kesiliyordu. Gençlikti bu — enerjisi çok, dikkati az olurdu.
Rıza ise kalabalığa girmeden önce durdu. Sokak lambasına yaslandı. Bir sigara yaktı ama içmedi; sadece düşünürken parmaklarının arasında unuttu. Gözleri kalabalığın üstünden baktı.
Deniz heyecanla yanına döndü:
— Abi, harika görüntüler aldım!
Rıza sakin bir sesle sordu:
— Peki ne oldu?
Deniz durakladı:
— Nasıl yani? İşte protesto… insanlar bağırıyor… pankartlar…
— Onlar görüntü, dedi Rıza. Haber ne? Neden bağırıyorlar? Kim susturmuş onları? Kime bağırıyorlar? En çok kim susuyor?
Deniz başını eğdi. Kamerasının kaydettiği onca şey, bir anda hiçbir şeymiş gibi geldi.
Usta muhabir kalabalığın kenarındaki bankta tek başına oturan yaşlı adama işaret etti.
— Haber, kalabalıkta bağırandan değil… kalabalığın dışında susandan çıkar bazen.
Deniz ilk kez orada anladı: Habercilik sadece görmeyi değil, görünmeyeni fark etmeyi gerektiriyordu.
Yanlarına gittiler. Yaşlı adamın torunu işten çıkarılmıştı. Protestocular da aynı nedenle oradaydı. Hikâye, kalabalığın gürültüsünde değil, adamın avuçlarına sıkılmış o bükük kâğıtta gizliydi.
Rıza göz kırptı:
— Şimdi oldu işte… haber burada.
Deniz ilk defa “haberin nabzı” denen şeyi duydu. Ses değildi, görüntü değildi… Bir insanın iç çekişiydi.
Akşam merkeze dönerken Deniz sordu:
— Abi… Bir gün senin kadar anlayabilecek miyim?
Rıza çantasını omzuna astı, genç muhabirin omzuna dokundu.
— Sen koşmayı bırakma evlat, ben de durmayı… Birlikte yürürüz bu yolu. Haber, gençlerin enerjisiyle, yaşlıların aklıyla yazılır.
O gün, kameranın tozunda iki kuşak birbirine karıştı.
Biri görmeyi, biri anlamayı öğretti.
Ve haber, ilk kez tam oldu.
