Serdar Karlıova
Köşe Yazarı
Serdar Karlıova
 

Dostluk Al –Ver Dengesi Değildir

Yeni yılın ilk sabahı… Hava biraz serin, sokaklar henüz uykulu. İnsanlar yeni dilekler sıralıyor: sağlık, para, başarı, huzur… Benim aklımdan geçen ise tek bir cümle: Keşke bu yıl dostluklar paraya ve çıkara tahvil edilmeseydi. Çünkü fark ediyorum ki yıllar geçtikçe daha çok insan tanıyoruz ama daha az dosta sahip oluyoruz. Telefon rehberleri kalabalık, sofralar ise sessiz. Herkes birbirine “nasılsın” diyor ama kimse cevabını gerçekten duymak istemiyor. İlişkiler, fark etmeden bir tür al-ver defterine dönüşmüş durumda. Ve insan, bu hesapların içinde yavaş yavaş yoruluyor. Bir Dostun Yanında İnsan Olmak Eskiden dostluk dediğimiz şey çok basitti. Birlikte susabilmekti. Zor bir günün sonunda kapısını çalabilmekti. Bir şey kazanmayacağını bile bile yanında kalabilmekti. Şimdi ise çoğu ilişki şu soruyla başlıyor gibi geliyor bana:“Bana ne faydası var?” Satranç oyunu gibi: hep bir sonraki hamleye endeksli bir ilişki. Çok kurnazsa seni nasıl mat edip başkasına geçiş yapacağını da çoktan hesap etmiştir bile…Adeta denizin üstünde kayan taş misali;sen bir dalgasın ve onu diğerine taşıyan bir araç…Sonra: Sen çoktan unutuldun bile!.. :“Bana ne faydası var?” sorunun sorulduğu yerde dostluk zaten olmuyor. Süresi çıkarın ömrü, işin, paranın, makamın ömrü kadar. Ben bunu yıllar içinde acı acı öğrendim. Çıkar Dostlukları Neden Yorar? Çıkar üzerine kurulan ilişkiler insana fark ettirmeden bir yük bindirir. Sürekli güçlü görünmek zorunda hissedersin. Hep bir şey sunman gerekir. Düşersen, tökezlersen, elin boş kalırsa… o kalabalık bir anda seyrelir. Bilim de aslında bunu söylüyor ama ben rakamlardan önce hayattan bahsetmek istiyorum. Çıkar dostluklarında:Kendin olamazsın, Zayıflığını gösteremezsin, “Bugün iyi değilim” deme lüksün yoktur…Ve insan, kendisi olamadığı yerde yalnızlaşır. İlginçtir; modern araştırmalar da tam olarak bunu söylüyor. Yüzeysel ilişkiler içinde olan insanlar, kalabalık çevrelere rağmen kendilerini daha yalnız hissediyor. Bu yalnızlık da zamanla strese, uykusuzluğa, bağışıklık düşüşüne ve hatta kalp rahatsızlıklarına kadar uzanıyor. Yani mesele sadece duygusal değil. Beden de bu yükü taşıyor. Gerçek Dostluk Bedenle de Konuşur Samimi bir dostun varlığının tansiyonu düşürdüğünü, stres hormonlarını azalttığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyor muydun? Yani dostluk, mecaz değil; biyolojik bir destek. Birinin sana “buradayım” demesi, ilaç gibi geliyor bazen. Bir omuza yaslanmak, gerçekten nefes aldırıyor. İşte bu yüzden, yalnızlık modern çağın en sinsi hastalıklarından biri. Kalabalıkların ortasında yalnız kalan insanlar, en çok da çıkar ilişkileriyle çevrili olanlar. Bir Bilgeyle Karşılaşmıştım… Yıllar önce, bir yolculuk sırasında hayali mi gerçek mi hâlâ emin olmadığım bir adamla tanıştığımı düşünürüm bazen. Adı Cemal’di. Herkes ona “Cemal Derviş” diyordu. Dağların eteğinde, küçük bir kasabada yaşıyordu. Ne sosyal medyası vardı ne de acele hâli. Oturduk, çay içtik. Konu bir şekilde insan ilişkilerine geldi. Ona sordum: “Bu çağda dostluk neden bu kadar zor?” Gülümsedi. Uzun uzun sustu. Sonra dedi ki: “Çünkü insanlar dostluğu yatırım sanıyor evlat. Oysa dostluk kazanç değil, emanettir.” Sonra yere düşmüş bir yaprağı aldı: “Bak, bu yaprak ağaca ‘işime yararsan dur’ demedi. Zamanı gelince düştü.Ama kökler hâlâ orada.” O gün anladım: Gerçek dostluk, işe yaradığı sürece değil, işe yaramadığında da devam edendir. Çıkarsız Dostluk Nedir? Çıkarsız dostluk; Aramadığında trip atmayan, Başardığında kıskanmayan, Düştüğünde “ben demiştim” demeyen, Sana rağmen seni seven bağdır…Böyle dostluklar azdır. Ama az olduğu için kıymetlidir. Araştırmalar, hayatında birkaç tane ( en fazla 5 kişi ) gerçek dostu olan insanların, çok sayıda yüzeysel ilişkisi olanlara göre daha mutlu, daha dirençli ve daha uzun ömürlü olduğunu söylüyor. Yani mesele sayı değil. Derinlik. 2026’dan Dileğim Basit Aslında Bu yıl; Az ama gerçek dostluklarım olsun, Çıkarım olmadığında da yanımda kalan insanlarım olsun, Bir şey sunamadığım günlerde de arayabileceğim dostlarım olsun…Ben de başkalarına bunu yapabileyim. Çünkü dostluk, karşılıklı bir insanlık hâlidir. Ve insan olmanın modası hiç geçmez. Son Söz Yerine Bugün 2026’nın yılın ilk günü… Belki bu yazıyı okurken kahveni içiyorsun, belki yoldasın, belki yalnızsın. Şunu bil isterim: Gerçek dostluk hâlâ mümkün. Sessizdir, gösterişsizdir, ama iyileştirir. Bu yıl dileğim şudur: Dostluklarımız para etmesin, insan etsin. Çıkar getirmesin, huzur getirsin. Ve bizi, biraz daha sağlıklı, biraz daha insan yapsın. Gerçek dostluklarla…Yeni yılın kutlu olsun.
Ekleme Tarihi: 31 Aralık 2025 -Çarşamba

Dostluk Al –Ver Dengesi Değildir

Yeni yılın ilk sabahı…
Hava biraz serin, sokaklar henüz uykulu. İnsanlar yeni dilekler sıralıyor: sağlık, para, başarı, huzur…
Benim aklımdan geçen ise tek bir cümle: Keşke bu yıl dostluklar paraya ve çıkara tahvil edilmeseydi. Çünkü fark ediyorum ki yıllar geçtikçe daha çok insan tanıyoruz ama daha az dosta sahip oluyoruz. Telefon rehberleri kalabalık, sofralar ise sessiz. Herkes birbirine “nasılsın” diyor ama kimse cevabını gerçekten duymak istemiyor. İlişkiler, fark etmeden bir tür al-ver defterine dönüşmüş durumda. Ve insan, bu hesapların içinde yavaş yavaş yoruluyor.
Bir Dostun Yanında İnsan Olmak
Eskiden dostluk dediğimiz şey çok basitti.
Birlikte susabilmekti.
Zor bir günün sonunda kapısını çalabilmekti.
Bir şey kazanmayacağını bile bile yanında kalabilmekti.
Şimdi ise çoğu ilişki şu soruyla başlıyor gibi geliyor bana:“Bana ne faydası var?” Satranç oyunu gibi: hep bir sonraki hamleye endeksli bir ilişki. Çok kurnazsa seni nasıl mat edip başkasına geçiş yapacağını da çoktan hesap etmiştir bile…Adeta denizin üstünde kayan taş misali;sen bir dalgasın ve onu diğerine taşıyan bir araç…Sonra: Sen çoktan unutuldun bile!..
:“Bana ne faydası var?” sorunun sorulduğu yerde dostluk zaten olmuyor. Süresi çıkarın ömrü, işin, paranın, makamın ömrü kadar. Ben bunu yıllar içinde acı acı öğrendim.
Çıkar Dostlukları Neden Yorar?
Çıkar üzerine kurulan ilişkiler insana fark ettirmeden bir yük bindirir. Sürekli güçlü görünmek zorunda hissedersin. Hep bir şey sunman gerekir. Düşersen, tökezlersen, elin boş kalırsa… o kalabalık bir anda seyrelir.
Bilim de aslında bunu söylüyor ama ben rakamlardan önce hayattan bahsetmek istiyorum.
Çıkar dostluklarında:Kendin olamazsın, Zayıflığını gösteremezsin, “Bugün iyi değilim” deme lüksün yoktur…Ve insan, kendisi olamadığı yerde yalnızlaşır.
İlginçtir; modern araştırmalar da tam olarak bunu söylüyor. Yüzeysel ilişkiler içinde olan insanlar, kalabalık çevrelere rağmen kendilerini daha yalnız hissediyor. Bu yalnızlık da zamanla strese, uykusuzluğa, bağışıklık düşüşüne ve hatta kalp rahatsızlıklarına kadar uzanıyor.
Yani mesele sadece duygusal değil. Beden de bu yükü taşıyor.
Gerçek Dostluk Bedenle de Konuşur
Samimi bir dostun varlığının tansiyonu düşürdüğünü, stres hormonlarını azalttığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyor muydun?
Yani dostluk, mecaz değil; biyolojik bir destek.
Birinin sana “buradayım” demesi, ilaç gibi geliyor bazen.
Bir omuza yaslanmak, gerçekten nefes aldırıyor.
İşte bu yüzden, yalnızlık modern çağın en sinsi hastalıklarından biri. Kalabalıkların ortasında yalnız kalan insanlar, en çok da çıkar ilişkileriyle çevrili olanlar.
Bir Bilgeyle Karşılaşmıştım…
Yıllar önce, bir yolculuk sırasında hayali mi gerçek mi hâlâ emin olmadığım bir adamla tanıştığımı düşünürüm bazen. Adı Cemal’di. Herkes ona “Cemal Derviş” diyordu.
Dağların eteğinde, küçük bir kasabada yaşıyordu. Ne sosyal medyası vardı ne de acele hâli. Oturduk, çay içtik. Konu bir şekilde insan ilişkilerine geldi.
Ona sordum: “Bu çağda dostluk neden bu kadar zor?”
Gülümsedi. Uzun uzun sustu. Sonra dedi ki: “Çünkü insanlar dostluğu yatırım sanıyor evlat.
Oysa dostluk kazanç değil, emanettir.”
Sonra yere düşmüş bir yaprağı aldı: “Bak, bu yaprak ağaca ‘işime yararsan dur’ demedi.
Zamanı gelince düştü.Ama kökler hâlâ orada.”
O gün anladım: Gerçek dostluk, işe yaradığı sürece değil, işe yaramadığında da devam edendir.
Çıkarsız Dostluk Nedir?
Çıkarsız dostluk; Aramadığında trip atmayan, Başardığında kıskanmayan, Düştüğünde “ben demiştim” demeyen, Sana rağmen seni seven bağdır…Böyle dostluklar azdır. Ama az olduğu için kıymetlidir. Araştırmalar, hayatında birkaç tane ( en fazla 5 kişi ) gerçek dostu olan insanların, çok sayıda yüzeysel ilişkisi olanlara göre daha mutlu, daha dirençli ve daha uzun ömürlü olduğunu söylüyor. Yani mesele sayı değil. Derinlik.
2026’dan Dileğim Basit Aslında
Bu yıl; Az ama gerçek dostluklarım olsun, Çıkarım olmadığında da yanımda kalan insanlarım olsun, Bir şey sunamadığım günlerde de arayabileceğim dostlarım olsun…Ben de başkalarına bunu yapabileyim. Çünkü dostluk, karşılıklı bir insanlık hâlidir. Ve insan olmanın modası hiç geçmez.
Son Söz Yerine
Bugün 2026’nın yılın ilk günü…
Belki bu yazıyı okurken kahveni içiyorsun, belki yoldasın, belki yalnızsın.
Şunu bil isterim: Gerçek dostluk hâlâ mümkün. Sessizdir, gösterişsizdir, ama iyileştirir.
Bu yıl dileğim şudur: Dostluklarımız para etmesin, insan etsin.
Çıkar getirmesin, huzur getirsin. Ve bizi, biraz daha sağlıklı, biraz daha insan yapsın.
Gerçek dostluklarla…Yeni yılın kutlu olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.