Serdar Karlıova
Köşe Yazarı
Serdar Karlıova
 

Belediyelerin Desteklediği Harika Çocuklar

Bazen bir haber düşer önüme; siyaset, ekonomi, kavga gürültü arasında insanın omuzları bir anlığına gevşer. Okurken durur, nefes alırsın. Muğlalı bir çocuğun, Elif Kayra Taşkaya’nın, dünyanın dört bir yanından binlerce eserin katıldığı bir yarışmada “Mayors for Peace Genel Sekreteri Ödülü”nü kazanması benim için tam olarak böyle bir haberdi. Sadece bir başarı hikâyesi değil, geleceğe dair güçlü bir işaret gibiydi. Çünkü bugünlerde barış kelimesi bile ağır geliyor insana. Dünya yanıyor. Haritalar çatışmalarla anılıyor. Çocukların büyümesi gereken yaşlarda sirenler, silah sesleri duyuluyor. Tam da böyle bir zamanda, bir çocuğun kâğıda eğilip “barış” çizmesi… Hem de bunu Japonya’dan Muğla’ya uzanan bir kardeşlik hikâyesiyle anlatması… Bana sorarsanız bu, alınan ödülden çok daha büyük bir anlam taşıyor. Elif Kayra’nın çizdiği şey sadece bir resim değil. Anlattığı şey aslında çok sade ama çok derin. Japonya’nın turuncu balıklarıyla Muğla’nın bacalarını kardeş yapmak… Okyanusla ormanı, balıkla bacayı, uzak coğrafyalarla bu toprağı aynı resimde ve aynı kâğıtta buluşturmak, “biz” olabilmeyi anlatmak… Çocukların dünyaya nasıl baktığını hatırlatıyor bize. Ayrım yapmadan, kimlikler üretmeden, ötekileştirmeden. Biz büyüklerin unuttuğu, kaybettiğimiz ne varsa, onların kaleminde tertemiz bir zihinle hâlâ capcanlı duruyor ve yaşıyor. O yüzden bu haberi sadece “bir çocuk ödül aldı” diye okumak büyük haksızlık olur. Bu hikâye, gençlere ve sanata güvenildiğinde neler olabileceğinin somut bir kanıtı. Aynı zamanda da yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerin bu hikâyenin neresinde durduğunu gösteren güçlü bir örnek. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Mayors for Peace ağına üye olması ilk bakışta teknik bir detay gibi durabilir. Ama aslında bu üyelik, barış, kültür, sanat ve çocuk odaklı uluslararası projelere açılan bir kapı. Elif Kayra’nın bu yarışmaya katılması, resmini dünyanın dört bir yanındaki jüri üyelerine ulaştırabilmesi, işte bu vizyonun bir sonucu. Yani bu başarı yalnızca bireysel bir yeteneğin değil, o yeteneğe alan açan bir anlayışın ürünü. Burada kendimize dürüstçe sormamız gereken bir soru var: Biz gençlere gerçekten güveniyor muyuz? Yoksa “gelecek onlar” deyip bugünü onlardan esirgiyor muyuz? Bir çocuğun resmini ciddiye almak, onun hayal dünyasına saygı duymak, aslında geleceğe yatırım yapmak demek. Bu yatırımın en görünür aktörlerinden biri de belediyeler. Muğla’dan başlayalım: Rakamlar ne söylüyor? Muğla özelinde baktığımızda, belediyelerin kültür ve sanat alanında son yıllarda ciddi bir emek verdiğini görüyoruz. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporlarına ve kamuoyuna yansıyan verilere göre; il genelinde açılan kültür merkezleri, sanat atölyeleri, çocuk kursları ve gençlik projeleriyle her yıl yaklaşık 7 ila 10 bin çocuk ve gence doğrudan temas ediliyor. Resim, müzik, tiyatro, halk dansları, yaratıcı drama… Belki bu çocukların hepsi ödül almayacak. Ama hepsi kendini ifade etmeyi öğrenecek. Ve kendini ifade edebilen bir çocuk, şiddete daha az ihtiyaç duyar. Sanatla büyüyen bir çocuk, dünyayı yakmak yerine güzelleştirmek ister. Ege Bölgesi: Sessiz ama güçlü bir kültür hattı Ege Bölgesi’nde bugün yaklaşık 70 belediye var. Bunların önemli bir kısmı kültür ve sanatı “yan iş” olarak değil, kamusal sorumluluk olarak görüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, tek başına yılda 20 binin üzerinde çocuk ve gence müzik, tiyatro, görsel sanatlar ve sahne sanatları alanında ulaşabiliyor. Gençlik orkestraları, çocuk koroları, uluslararası festivaller bu çalışmaların somut çıktıları. Manisa ve Aydın, halk dansları, geleneksel sanatlar ve gençlik müzik topluluklarıyla öne çıkıyor. Denizli, amatör tiyatro ve çocuk sahne sanatları konusunda güçlü bir yerel ağ kurmuş durumda. Muğla, çevre, barış ve sanat temalı projeleriyle uluslararası ağlara bağlanabilen kentlerden biri hâline geldi. Bu tablo bize şunu söylüyor: Ege’de belediyeler, geleceği sessiz sedasız inşa ediyor. Türkiye genelinde durum: Potansiyel çok büyük Türkiye genelinde belediyeler aracılığıyla her yıl on binlerce çocuk ve genç, ücretsiz ya da düşük maliyetli sanat eğitimlerine erişiyor. TÜİK verileri ve yerel yönetim raporları birlikte okunduğunda, en çok desteklenen alanlar net: Müzik (enstrüman eğitimi, korolar, gençlik orkestraları) Resim ve görsel sanatlar Halk dansları Tiyatro ve yaratıcı drama Son yıllarda özellikle çocuk ve gençlik orkestraları, uluslararası yarışmalara katılım destekleri ve tematik sanat projeleri dikkat çekiyor. Elif Kayra’nın hikâyesi de bu yeni dalganın sembollerinden biri. Avrupa ile karşılaştırınca… Avrupa’ya baktığımızda tablo biraz daha netleşiyor. Belediyelerin sanat ve çocuk politikalarının çok daha sistematik olduğunu görüyoruz. Özellikle İskandinav ülkelerinde ve Almanya, Hollanda, Fransa gibi ülkelerde; Birçok Avrupa ülkesinde yerel yönetimler, toplam bütçelerinin ortalama %5 ila %7’sini kültür ve sanata ayırıyor. Türkiye’de ise bu oran çoğu belediyede %1’in altında.Sonuç: Yerel yönetimlerin kültür bütçeleri, toplam bütçenin önemli bir yüzdesini oluşturuyor. Çocukların sanata erişimi, eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Belediyeler, çocukların uluslararası yarışmalara ve festivallere katılımını aktif olarak teşvik ediyor. Aslında Elif Kayra’nın kazandığı ödül, Türkiye’nin de bu yolda ilerleyebileceğini gösteren çok net bir işaret. Buna rağmen, sınırlı kaynaklarla ortaya çıkan bireysel başarılar şunu gösteriyor: Potansiyelimiz çok yüksek. Doğru destek, doğru zamanda ve sürdürülebilir biçimde verildiğinde, bu ülkeden daha çok Elif Kayra çıkar .Asıl mesele: Sürdürülebilirlik Ama burada en kritik noktaya geliyoruz. Bu tür başarılar alkışlanıp unutulmamalı. Asıl mesele, bu başarıların sürekliliği. Bir çocuk ödül aldı diye seviniyoruz ama arkasından gelen yüzlerce, binlerce çocuğa aynı imkânları sunabiliyor muyuz? Ne yazık ki kriz dönemlerinde ilk kısılan kalemlerden biri kültür ve sanat oluyor. Oysa sanat, tam da kriz zamanlarında toplumu ayakta tutan şeydir. Bir çocuğun eline cep telefonu değil kalem vermek, bir ülkenin geleceğini seçme biçimidir. Bugün Muğla’dan çıkan bir resim Japonya’ya, Avrupa’ya, dünyanın dört bir yanına ulaşabiliyorsa; bu doğru yolda olduğumuzu gösterir. Ama bu yolu genişletmek bizim elimizde. Daha çok atölye, daha çok sergi, daha çok yarışma, daha çok destek demek zorundayız. Ben bu haberi okuduğumda şunu düşündüm: Gelecekten korkmak yerine, ona güvenmeyi denesek ne olur? Gençlerin eline biraz boya, biraz kalem, biraz da güven versek… Belki dünya bir anda değişmez. Ama en azından daha güzel bir yer olma ihtimali artar. Elif Kayra Taşkaya’yı bu yüzden sadece kazandığı ödül için değil, bize yeniden umut verdiği için de kutluyorum. Ve bir yurttaş olarak şunu çok net söylüyorum: Gençlere ve sanata yapılan her yatırım, barışa yapılan yatırımdır. Belediyeler bu hikâyenin tam merkezinde duruyor. Ve orada durmaya devam etmeleri, hepimizin ortak sorumluluğu.
Ekleme Tarihi: 24 Aralık 2025 -Çarşamba

Belediyelerin Desteklediği Harika Çocuklar

Bazen bir haber düşer önüme; siyaset, ekonomi, kavga gürültü arasında insanın omuzları bir anlığına gevşer. Okurken durur, nefes alırsın. Muğlalı bir çocuğun, Elif Kayra Taşkaya’nın, dünyanın dört bir yanından binlerce eserin katıldığı bir yarışmada “Mayors for Peace Genel Sekreteri Ödülü”nü kazanması benim için tam olarak böyle bir haberdi. Sadece bir başarı hikâyesi değil, geleceğe dair güçlü bir işaret gibiydi.
Çünkü bugünlerde barış kelimesi bile ağır geliyor insana. Dünya yanıyor. Haritalar çatışmalarla anılıyor. Çocukların büyümesi gereken yaşlarda sirenler, silah sesleri duyuluyor. Tam da böyle bir zamanda, bir çocuğun kâğıda eğilip “barış” çizmesi… Hem de bunu Japonya’dan Muğla’ya uzanan bir kardeşlik hikâyesiyle anlatması… Bana sorarsanız bu, alınan ödülden çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Elif Kayra’nın çizdiği şey sadece bir resim değil. Anlattığı şey aslında çok sade ama çok derin. Japonya’nın turuncu balıklarıyla Muğla’nın bacalarını kardeş yapmak… Okyanusla ormanı, balıkla bacayı, uzak coğrafyalarla bu toprağı aynı resimde ve aynı kâğıtta buluşturmak, “biz” olabilmeyi anlatmak… Çocukların dünyaya nasıl baktığını hatırlatıyor bize. Ayrım yapmadan, kimlikler üretmeden, ötekileştirmeden. Biz büyüklerin unuttuğu, kaybettiğimiz ne varsa, onların kaleminde tertemiz bir zihinle hâlâ capcanlı duruyor ve yaşıyor.
O yüzden bu haberi sadece “bir çocuk ödül aldı” diye okumak büyük haksızlık olur. Bu hikâye, gençlere ve sanata güvenildiğinde neler olabileceğinin somut bir kanıtı. Aynı zamanda da yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerin bu hikâyenin neresinde durduğunu gösteren güçlü bir örnek.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Mayors for Peace ağına üye olması ilk bakışta teknik bir detay gibi durabilir. Ama aslında bu üyelik, barış, kültür, sanat ve çocuk odaklı uluslararası projelere açılan bir kapı. Elif Kayra’nın bu yarışmaya katılması, resmini dünyanın dört bir yanındaki jüri üyelerine ulaştırabilmesi, işte bu vizyonun bir sonucu. Yani bu başarı yalnızca bireysel bir yeteneğin değil, o yeteneğe alan açan bir anlayışın ürünü.
Burada kendimize dürüstçe sormamız gereken bir soru var:
Biz gençlere gerçekten güveniyor muyuz?
Yoksa “gelecek onlar” deyip bugünü onlardan esirgiyor muyuz?
Bir çocuğun resmini ciddiye almak, onun hayal dünyasına saygı duymak, aslında geleceğe yatırım yapmak demek. Bu yatırımın en görünür aktörlerinden biri de belediyeler.
Muğla’dan başlayalım: Rakamlar ne söylüyor?
Muğla özelinde baktığımızda, belediyelerin kültür ve sanat alanında son yıllarda ciddi bir emek verdiğini görüyoruz. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporlarına ve kamuoyuna yansıyan verilere göre; il genelinde açılan kültür merkezleri, sanat atölyeleri, çocuk kursları ve gençlik projeleriyle her yıl yaklaşık 7 ila 10 bin çocuk ve gence doğrudan temas ediliyor.
Resim, müzik, tiyatro, halk dansları, yaratıcı drama… Belki bu çocukların hepsi ödül almayacak. Ama hepsi kendini ifade etmeyi öğrenecek. Ve kendini ifade edebilen bir çocuk, şiddete daha az ihtiyaç duyar. Sanatla büyüyen bir çocuk, dünyayı yakmak yerine güzelleştirmek ister.
Ege Bölgesi: Sessiz ama güçlü bir kültür hattı
Ege Bölgesi’nde bugün yaklaşık 70 belediye var. Bunların önemli bir kısmı kültür ve sanatı “yan iş” olarak değil, kamusal sorumluluk olarak görüyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, tek başına yılda 20 binin üzerinde çocuk ve gence müzik, tiyatro, görsel sanatlar ve sahne sanatları alanında ulaşabiliyor. Gençlik orkestraları, çocuk koroları, uluslararası festivaller bu çalışmaların somut çıktıları.
Manisa ve Aydın, halk dansları, geleneksel sanatlar ve gençlik müzik topluluklarıyla öne çıkıyor.
Denizli, amatör tiyatro ve çocuk sahne sanatları konusunda güçlü bir yerel ağ kurmuş durumda.
Muğla, çevre, barış ve sanat temalı projeleriyle uluslararası ağlara bağlanabilen kentlerden biri hâline geldi.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Ege’de belediyeler, geleceği sessiz sedasız inşa ediyor.
Türkiye genelinde durum: Potansiyel çok büyük
Türkiye genelinde belediyeler aracılığıyla her yıl on binlerce çocuk ve genç, ücretsiz ya da düşük maliyetli sanat eğitimlerine erişiyor. TÜİK verileri ve yerel yönetim raporları birlikte okunduğunda, en çok desteklenen alanlar net:
Müzik (enstrüman eğitimi, korolar, gençlik orkestraları)
Resim ve görsel sanatlar
Halk dansları
Tiyatro ve yaratıcı drama

Son yıllarda özellikle çocuk ve gençlik orkestraları, uluslararası yarışmalara katılım destekleri ve tematik sanat projeleri dikkat çekiyor. Elif Kayra’nın hikâyesi de bu yeni dalganın sembollerinden biri.
Avrupa ile karşılaştırınca…
Avrupa’ya baktığımızda tablo biraz daha netleşiyor. Belediyelerin sanat ve çocuk politikalarının çok daha sistematik olduğunu görüyoruz. Özellikle İskandinav ülkelerinde ve Almanya, Hollanda, Fransa gibi ülkelerde; Birçok Avrupa ülkesinde yerel yönetimler, toplam bütçelerinin ortalama %5 ila %7’sini kültür ve sanata ayırıyor. Türkiye’de ise bu oran çoğu belediyede %1’in altında.Sonuç: Yerel yönetimlerin kültür bütçeleri, toplam bütçenin önemli bir yüzdesini oluşturuyor. Çocukların sanata erişimi, eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Belediyeler, çocukların uluslararası yarışmalara ve festivallere katılımını aktif olarak teşvik ediyor.
Aslında Elif Kayra’nın kazandığı ödül, Türkiye’nin de bu yolda ilerleyebileceğini gösteren çok net bir işaret. Buna rağmen, sınırlı kaynaklarla ortaya çıkan bireysel başarılar şunu gösteriyor: Potansiyelimiz çok yüksek. Doğru destek, doğru zamanda ve sürdürülebilir biçimde verildiğinde, bu ülkeden daha çok Elif Kayra çıkar
.Asıl mesele: Sürdürülebilirlik
Ama burada en kritik noktaya geliyoruz. Bu tür başarılar alkışlanıp unutulmamalı. Asıl mesele, bu başarıların sürekliliği. Bir çocuk ödül aldı diye seviniyoruz ama arkasından gelen yüzlerce, binlerce çocuğa aynı imkânları sunabiliyor muyuz?
Ne yazık ki kriz dönemlerinde ilk kısılan kalemlerden biri kültür ve sanat oluyor. Oysa sanat, tam da kriz zamanlarında toplumu ayakta tutan şeydir. Bir çocuğun eline cep telefonu değil kalem vermek, bir ülkenin geleceğini seçme biçimidir.
Bugün Muğla’dan çıkan bir resim Japonya’ya, Avrupa’ya, dünyanın dört bir yanına ulaşabiliyorsa; bu doğru yolda olduğumuzu gösterir. Ama bu yolu genişletmek bizim elimizde. Daha çok atölye, daha çok sergi, daha çok yarışma, daha çok destek demek zorundayız.
Ben bu haberi okuduğumda şunu düşündüm:
Gelecekten korkmak yerine, ona güvenmeyi denesek ne olur?
Gençlerin eline biraz boya, biraz kalem, biraz da güven versek…
Belki dünya bir anda değişmez. Ama en azından daha güzel bir yer olma ihtimali artar.
Elif Kayra Taşkaya’yı bu yüzden sadece kazandığı ödül için değil, bize yeniden umut verdiği için de kutluyorum. Ve bir yurttaş olarak şunu çok net söylüyorum:
Gençlere ve sanata yapılan her yatırım, barışa yapılan yatırımdır.
Belediyeler bu hikâyenin tam merkezinde duruyor.
Ve orada durmaya devam etmeleri, hepimizin ortak sorumluluğu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.