Bir çocuğun gülüşünden doğan ekranın hikâyesi…
Bir şehrin hafızasında bazı anlar vardır…
Bir çocuğun kahkahasıyla başlar, bir yetişkinin gözyaşıyla tamamlanır…
Sonra bir kanal olur, bir program olur, bir söz olur; büyür, büyütür, çoğalır…
İşte bugün anlatacağım EGE TV’nin hikâyesi tam da böyle.
Bir stüdyoda değil…
Bir plazada değil…
Bir çocuğun küçük ama dünyadan büyük yüreğinin tam içinde.
Size EGE TV’nin neden hep desteklenmesi yaşatılması gerektiğini hatırlatan, kalbimize dokunan bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.Bu yazıyı okurken sadece “ne zaman yayına çıkıyoruz?” sorusunun cevabını değil, EGE TV’nin neden bir ekrandan daha fazlası olduğunu hissedeceksiniz.
Her zaman EGE TV ekranlarına ne zaman çıkacağını merak eden çok kişi var.
Bizim ekranlarımızda herkese yer var. Ancak bazen bir çocuğun gülümsemesi, bir kanalın açılış manifestosu olur…Bazen bir çocuğun kahkahası, tüm şehirlerin gürültüsünden daha yüksek bir anlam taşır.
Tıpkı Rüzgar’ın gülüşü gibi…
Rüzgar’ı hatırlarsınız…
Bir süre önce Ak parti Milletvekilimiz Ceyda Bölünmez Çankırı evine gitmiş, kapısını çalmış, onunla tanışmıştı. Lösemi tedavisi gören ama üstündeki mavi gökyüzünü hiç kaybetmeyen,ışığıyla odayı değil, insanın içini aydınlatan bir çocuk olan Rüzgar’ı çok sevmişti…Çankırı,daha o ilk anda bir şeyi de çok net fark etmişti: Bu küçük çocuk sadece lösemiyle savaşmıyordu…Hayatla da inatlaşıyor, ona dişlerini göstererek gülüyordu.
O gün Ceyda ablası ona bir söz verdi:
“Doğum gününü birlikte kutlayacağız, Rüzgar.” Aslında; Bu söz, sadece bir söz, bir çocuğun küçücük omuzlarına konan bir el değil; koskoca bir İzmir’in vicdanıydı.Bu söz bir siyasetçinin vaadi değil; bir insanın bir insana dokunuşuydu.Milletvekilimizin bir çocuğa “yalnız değilsin” deme biçimiydi.
Buca İlçe Başkanlığında unutulmaz kutlama
Ak Parti Buca İlçe Teşkilatı bir araya geldi; tek amaçları vardı:
Rüzgar’ın “9 yaş doğum günüm kalabalık olsun” hayalini gerçekleştirmek.
Çünkü Rüzgar’ın bir beklentisi vardı:
“Her yıl doğum günüm 4 kişiyle geçiyor. Bir kere de kalabalık olsun.”
Hayat böyle işte…
Kimi zaman bir koltuk, bir makam, bir unvan…
Kimi zaman da bir çocuğun beklentisi kadar yalın.
Ege TV de bu kutlamada Rüzgar’ın sevincini paylaşmak için oradaydı… Bir çocuğun mutluluğu paylaşıldıkça büyür. Görüntüler sadece bir kutlamayı değil, bir çocuğun hayaline tanıklığı kaydediyordu. Ve hayalindeki kalabalık doğum gününü, ekranlara taşıyarak daha da unutulmaz yapmak istiyordu… İşte o gün o hayali gerçek oldu. Ve Rüzgar’ın sevincini yalnızca bir odaya değil, bu yazı ile binlerce kişiye taşındı.
Gözleri kapalı… salona doğru… ve büyük sürpriz
Ceyda ablası Rüzgar’ın gözlerini kapattı, elinden tuttu, yavaşça salona getirdi.
Gözlerini açtığında…
Sürpriz bir Fenerbahçe pastası, alkışlar, yüzlerde insanların sevgisiyle karşılandı.
Mumları birlikte üflediler.
Dilek tuttu.
O an gördüm:
“Bir çocuğun mutluluğu, bir şehrin vicdanıdır.”
Ve o gün…
Rüzgar sadece salondakilere değil,
Haber EGE TV sayesinde bu yazıyla binlerce kişiye ulaştı.
Bir ömür boyu unutamayacağı, hayatının en kalabalık doğum gününü yaşadı.
Ancak daha kapıdan girer girmez…
Rüzgar düzgün düzgün oturmadı; tam tersine hemen makam koltuğuna oturdu, ardından da hafif muzır, hafif afacan gülüşüyle:
“Şimdi kavga çıkacak burada!” dedi.
Çankırı gülümsedi ve hemen cevap verdi:
“Otur koltuğa Rüzgar, bizde koltuk kavgası çıkmaz. Yeter ki hizmet gelsin.”
İşte bazı anlar vardır…
Bir liderin duruşu sadece cümlesiyle değil, çocuğun gözündeki ışığa verdiği değerle de anlaşılır.
Ceyda Bölünmez Çankırı’nın o gün o masum yüreğe gösterdiği hassasiyet, belki de günün en değerli sahnesiydi.
“9 yaşım neler getirecek?”
Kutlama sırasında elinde Haber EGE TV mikrofonu vardı Rüzgar’ın.
O küçük mikrofon ellerinde birden büyüdü, büyüdü, büyüdü…
Rüzgar’ın mikrofonu tutuşu bile başkaydı.
Sanki “Ben buradayım” diyordu.
“Ben de varım.”
“Sesimi duyun.”
Rüzgar mikrofona “9 yaşım neler getirecek?” dedi. Hemen ardından bize döndü ekledi ve Ege TV mikrofonundan:“Ege tv de ne zaman yayında” diyerek seslendi İzmir’e, Ege’ye, Türkiye’ye. İşte mutluluk bu.
O anda durdum. Herkes durdu. İzmir durdu sanki…
Haberci kimliğimle değil, içimdeki çocukla düşündüm kendi kendime:
“Ben 9 yaşımda ne istiyordum? Neyi bekliyordum? Neye güveniyordum?”
Belki bir oyuncak… Belki bir park gezisi… Belki bir doğum günü pastası…
Ama Rüzgar’ın isteği daha büyüktü: “Sesimi duyun!”
Rüzgar, gözlerini kapayıp dileğini tutarken, fark ettim…
Ben, bir haberci olarak, bir siyasetçi olarak, bir yetişkin olarak değil…
İçimdeki “ben” olarak düşündüm:
Ve sonra anladım:
Elindeki Haber EGE TV mikrofonu, Rüzgar’a sadece bir mikrofon değil…
Bir güç, bir söz, bir duyulma hakkı veriyordu. Belki de hayatı boyunca belki ilk kez bu kadar kalabalıktı sesi.
Ve EGE TV tam bunun için var.
Bir çocuğun sesi küçüktür ama doğru mikrofonla bir şehri titretebilir.
İşte yayındasın sevgili Rüzgar?
EGE TV’nin yayın tarihi, sadece bir tarih değil.
Bizim için bir söz, bir duruş, bir manifesto.
EGE TV, tam olarak bunun için kuruldu:
Bu ekran sadece bir televizyon kanalı değil…
Bu ekran bir vicdan…
Bir nefes…
Bir pencere…
Bir dayanışma çağrısı…
EGE TV:
Kimsesizlerin sesi olmak için
Rüzgar gibi çocukların kahkahasını büyütmek için
Ege’nin insanını Türkiye’ye taşımak için
Haber değil, “insanın hikâyesi”ni anlatmak için
Ahmet gibi kahramanları, Ayşe teyze gibi emektarları, Hasan amca gibi sevdalıları görünür kılmak için
Unutulan yüzleri hatırlatmak için
Haber değil, insan anlatmak için
Ekranı bir pencereye, bir nefese dönüştürmek için var
İyi ki doğdun güzel çocuk…
Nice yaşların sağlıkla, oyunla, özgürce olsun.
Ve unutma:
EGE TV ekranı, senin için her zaman açık bir sahne, bir umut ışığı, bir kardeşlik penceresi olacak. Benden de söz ilk yayınımda:
Rüzgar’ın hikâyesi olacak,
Ege insanının vicdanı olacak,
Sözünü tutan insanların hikâyeleri olacak,
İzmir’in sıcaklığı, Buca’nın dayanışması, Ege’nin derinliği olacak.
Ve söz veriyorum Çok yakında; “Serdar Karlıova ile Alo Türkiye” programında
Rüzgar olacak.
“ALO RÜZGAR!” diye sana ve Ceyda ablana bağlanacağım.
Sesini İzmir’den Türkiye’ye, Türkiye’den dünyaya taşıyacağım.
EGE TV’nin Kalbi: İnsan
Biz EGE TV olarak sadece siyaset, ekonomi, spor konuşmayacağız.
Çocuğun kırılan oyuncağını,
Depremzede bir annenin gözyaşını,
Bir gencin hayalini,
Bir yaşlının yalnızlığını,
Bir müzisyenin ekmek mücadelesini anlatacağız.
Çünkü insanı unutan ekran, ekran değildir.
Biz insanı unutmayacağız.
Nice yaşların sağlıkla, oyunla, ışıkla geçsin.
Ve unutma…
EGE TV ekranı, her zaman senin sahnen olacak.
Bir mikrofon değil; bir umut, bir güç, bir özgürlük olacak.
Çünkü herkes bir kez duymalı senin sesini.
Herkes bir kez hissetmeli senin gülüşünü.
