ZAFER ÖZCİVAN
Köşe Yazarı
ZAFER ÖZCİVAN
 

TÜKETİCİ GÜVENLİĞİNDE “EŞİK “ETKİSİ

Tüketici davranışlarını belirleyen faktörler genellikle fiyat, kalite, marka algısı ve erişilebilirlik gibi bilinen başlıklar üzerinden tartışılır. Oysa son yıllarda ekonomi politikalarında ve piyasa düzenlemelerinde öne çıkan yeni bir kavram dikkat çekiyor: eşik etkisi. Bu etki, görünürde küçük, çoğu zaman tolere edilen risklerin belirli bir eşiği aştığında tüketici güvenliğini hızla ve radikal biçimde zayıflatması anlamına geliyor. Ekonomik istikrarsızlık, kalite dalgalanmaları, mevzuat karmaşası ve piyasa denetimindeki geniş aralıklar bir araya geldiğinde tüketicilerin algısında “güven sınırı” hızla aşılabiliyor. Bu durum sadece tüketici psikolojisini değil, piyasa dengelerini ve firmaların rekabet stratejilerini de kökten etkiliyor. Küçük riskler birikerek nasıl büyük kırılganlık yaratıyor? Tüketici güvenliği, normal şartlarda rasyonel karar alma dinamikleriyle ilerler. Ancak araştırmalar, tüketicilerin riski doğrusal değil, çoğu zaman eşik davranışı içeren bir zihinsel modelle değerlendirdiğini gösteriyor. Bu modele göre tüketici, belli bir seviyeye kadar riskleri tolere edebiliyor; ürünle ilgili olumsuz yorumlar, kısa süreli fiyat oynaklığı ya da hizmet kalitesindeki geçici düşüşler tek başına güveni sarsmıyor. Ancak bu küçük olumsuzluklar art arda geldiğinde algıda bir sıçrama yaşanıyor ve güven hızla kırılıyor. Fiyat artışlarının önce “makul” kabul edilip, belirli bir noktadan sonra “abartılı” görünmesi, elektronik ürünlerde art arda yaşanan kalite sorunlarının “markaya özgü” olmaktan çıkıp “sistemik sorun” algısına dönüşmesi ya da teslimat hatalarının birkaç deneyim sonrasında tüketicide genel bir güvensizlik yaratması bunun pratik örnekleri. Bir başka ifadeyle, tek başına kritik olmayan riskler, birleştiğinde tüketici algısında bir kırılma eşiği yaratıyor. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde eşik daha hızlı aşılıyor Tüketici güven endekslerinin dalgalandığı, enflasyonun yüksek seyrettiği veya sektörler arası fiyat farklılıklarının keskinleştiği dönemlerde, tüketicilerin risk toleransı doğal olarak azalıyor. Yani aynı olumsuzluk, istikrarlı dönemde güveni zedelemezken, belirsizlik döneminde çok daha hızlı eşik etkisi yaratabiliyor. Örneğin son yıllarda ambalajlı gıdalarda gramaj değişimleri, fiyat etiketlerinde anlık güncellemeler veya teslimat hizmetlerinde görülen aksaklıklar, tüketici algısında yapısal bir güven aşınmasına neden oldu. Birçok tüketici artık riskleri tekil olarak değil, “toplulaşmış ihlaller” şeklinde görüyor ve eşiğin çok daha hızlı aşıldığını düşünüyor. Bu kırılma noktası özellikle gıda, kozmetik, teknoloji ve e-ticaret gibi sektörlerde belirginleşmiş durumda. Regülasyon ve denetimde eşik etkisi: Tepkilerin gecikmesi güveni aşındırıyor Eşik etkisinin yalnızca tüketici psikolojisiyle sınırlı olmadığı, düzenleyici kurumların işleyişinde de kritik bir rol oynadığı görülüyor. Denetimlerin yetersiz olduğu, cezaların caydırıcı olmadığı veya düzenlemelerin piyasa hızına yetişemediği durumlarda, tüketicilerde “korunmadıkları” hissi doğuyor. Örneğin sahte ürün satışları belirli bir seviyenin üzerine çıktığında tüketici güveni yalnız o ürüne değil, kategorinin tamamına yönelik sarsılıyor. Bu nedenle piyasa gözetiminde görülen her gecikme ya da boşluk, eşik etkisini regülasyon tarafında da tetikleyerek hem piyasa mekanizmasını hem de kurumsal güveni zayıflatıyor. Firmalar için yeni bir uyarı: Eşik noktasını yönetemeyen kaybediyor Tüketici güvenliğinde eşik etkisi, firmalar açısından kritik bir stratejik uyarı niteliği taşıyor. Artık markalar için risk yönetimi yalnızca kriz anlarını değil, mikro düzeydeki memnuniyetsizliklerin birikimini de kapsamak zorunda. Küçük şikâyetlerin “buzdağının görünen kısmı” olarak değerlendirilmesi, Müşteri geri bildirimlerinin anlık ve kategorize edilerek izlenmesi, Fiyat değişikliklerinin davranışsal ekonomi perspektifiyle planlanması, Şikâyet çözüm süreçlerinin hızının ve şeffaflığının artırılması, Firmaların eşik etkisini kontrol etmeleri açısından yeni normlar haline geldi. Eşik noktası aşıldığında firmalar sadece müşteri kaybıyla değil, itibar erozyonu, sosyal medya baskısı ve düzenleyici incelemelerle de karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle tüketici memnuniyetinde “kritik kütle” yaklaşımı öne çıkıyor: Birikmiş negatif deneyimleri sıfırlamadan sürdürülebilir güvenin yeniden inşa edilmesi güçleşiyor. Sonuç: Tüketici güvenliğinde eşik etkisini anlamadan piyasa sağlığı korunamaz Piyasa ekonomisinin sağlıklı işlemesi, yalnızca üretim ve fiyatlama dengesiyle değil, tüketici güvenliğinin sürekliliğiyle mümkündür. Eşik etkisi, bu güvenliğin ani kırılmalarını ve birikimli risklerini anlamamızı sağlayan önemli bir kavramsal çerçeve sunuyor. Bugün tüketici, tekil bir problemi affedebilir; ancak ardışık sorunları, denetim eksikliklerini ve sistematik kalite dalgalanmalarını affetmiyor. Dolayısıyla gerek politika yapıcıların gerekse firmaların görevi, tüketicinin risk eşiğini sürekli izlemek, küçük ama birikimli ihlallerin büyük bir güven krizine dönüşmesini engellemektir. Eşik etkisinin anlaşılması, tüketicinin korunmasında olduğu kadar, ekonominin sürdürülebilirliği açısından da temel bir gereklilik haline gelmiştir.
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

TÜKETİCİ GÜVENLİĞİNDE “EŞİK “ETKİSİ

Tüketici davranışlarını belirleyen faktörler genellikle fiyat, kalite, marka algısı ve erişilebilirlik gibi bilinen başlıklar üzerinden tartışılır. Oysa son yıllarda ekonomi politikalarında ve piyasa düzenlemelerinde öne çıkan yeni bir kavram dikkat çekiyor: eşik etkisi. Bu etki, görünürde küçük, çoğu zaman tolere edilen risklerin belirli bir eşiği aştığında tüketici güvenliğini hızla ve radikal biçimde zayıflatması anlamına geliyor. Ekonomik istikrarsızlık, kalite dalgalanmaları, mevzuat karmaşası ve piyasa denetimindeki geniş aralıklar bir araya geldiğinde tüketicilerin algısında “güven sınırı” hızla aşılabiliyor. Bu durum sadece tüketici psikolojisini değil, piyasa dengelerini ve firmaların rekabet stratejilerini de kökten etkiliyor.
Küçük riskler birikerek nasıl büyük kırılganlık yaratıyor?
Tüketici güvenliği, normal şartlarda rasyonel karar alma dinamikleriyle ilerler. Ancak araştırmalar, tüketicilerin riski doğrusal değil, çoğu zaman eşik davranışı içeren bir zihinsel modelle değerlendirdiğini gösteriyor. Bu modele göre tüketici, belli bir seviyeye kadar riskleri tolere edebiliyor; ürünle ilgili olumsuz yorumlar, kısa süreli fiyat oynaklığı ya da hizmet kalitesindeki geçici düşüşler tek başına güveni sarsmıyor. Ancak bu küçük olumsuzluklar art arda geldiğinde algıda bir sıçrama yaşanıyor ve güven hızla kırılıyor.
Fiyat artışlarının önce “makul” kabul edilip, belirli bir noktadan sonra “abartılı” görünmesi, elektronik ürünlerde art arda yaşanan kalite sorunlarının “markaya özgü” olmaktan çıkıp “sistemik sorun” algısına dönüşmesi ya da teslimat hatalarının birkaç deneyim sonrasında tüketicide genel bir güvensizlik yaratması bunun pratik örnekleri. Bir başka ifadeyle, tek başına kritik olmayan riskler, birleştiğinde tüketici algısında bir kırılma eşiği yaratıyor.
Ekonomik belirsizlik dönemlerinde eşik daha hızlı aşılıyor
Tüketici güven endekslerinin dalgalandığı, enflasyonun yüksek seyrettiği veya sektörler arası fiyat farklılıklarının keskinleştiği dönemlerde, tüketicilerin risk toleransı doğal olarak azalıyor. Yani aynı olumsuzluk, istikrarlı dönemde güveni zedelemezken, belirsizlik döneminde çok daha hızlı eşik etkisi yaratabiliyor.
Örneğin son yıllarda ambalajlı gıdalarda gramaj değişimleri, fiyat etiketlerinde anlık güncellemeler veya teslimat hizmetlerinde görülen aksaklıklar, tüketici algısında yapısal bir güven aşınmasına neden oldu. Birçok tüketici artık riskleri tekil olarak değil, “toplulaşmış ihlaller” şeklinde görüyor ve eşiğin çok daha hızlı aşıldığını düşünüyor. Bu kırılma noktası özellikle gıda, kozmetik, teknoloji ve e-ticaret gibi sektörlerde belirginleşmiş durumda.
Regülasyon ve denetimde eşik etkisi: Tepkilerin gecikmesi güveni aşındırıyor
Eşik etkisinin yalnızca tüketici psikolojisiyle sınırlı olmadığı, düzenleyici kurumların işleyişinde de kritik bir rol oynadığı görülüyor. Denetimlerin yetersiz olduğu, cezaların caydırıcı olmadığı veya düzenlemelerin piyasa hızına yetişemediği durumlarda, tüketicilerde “korunmadıkları” hissi doğuyor.
Örneğin sahte ürün satışları belirli bir seviyenin üzerine çıktığında tüketici güveni yalnız o ürüne değil, kategorinin tamamına yönelik sarsılıyor. Bu nedenle piyasa gözetiminde görülen her gecikme ya da boşluk, eşik etkisini regülasyon tarafında da tetikleyerek hem piyasa mekanizmasını hem de kurumsal güveni zayıflatıyor.
Firmalar için yeni bir uyarı: Eşik noktasını yönetemeyen kaybediyor
Tüketici güvenliğinde eşik etkisi, firmalar açısından kritik bir stratejik uyarı niteliği taşıyor. Artık markalar için risk yönetimi yalnızca kriz anlarını değil, mikro düzeydeki memnuniyetsizliklerin birikimini de kapsamak zorunda.
Küçük şikâyetlerin “buzdağının görünen kısmı” olarak değerlendirilmesi,
Müşteri geri bildirimlerinin anlık ve kategorize edilerek izlenmesi,
Fiyat değişikliklerinin davranışsal ekonomi perspektifiyle planlanması,
Şikâyet çözüm süreçlerinin hızının ve şeffaflığının artırılması,
Firmaların eşik etkisini kontrol etmeleri açısından yeni normlar haline geldi.
Eşik noktası aşıldığında firmalar sadece müşteri kaybıyla değil, itibar erozyonu, sosyal medya baskısı ve düzenleyici incelemelerle de karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle tüketici memnuniyetinde “kritik kütle” yaklaşımı öne çıkıyor: Birikmiş negatif deneyimleri sıfırlamadan sürdürülebilir güvenin yeniden inşa edilmesi güçleşiyor.
Sonuç: Tüketici güvenliğinde eşik etkisini anlamadan piyasa sağlığı korunamaz
Piyasa ekonomisinin sağlıklı işlemesi, yalnızca üretim ve fiyatlama dengesiyle değil, tüketici güvenliğinin sürekliliğiyle mümkündür. Eşik etkisi, bu güvenliğin ani kırılmalarını ve birikimli risklerini anlamamızı sağlayan önemli bir kavramsal çerçeve sunuyor. Bugün tüketici, tekil bir problemi affedebilir; ancak ardışık sorunları, denetim eksikliklerini ve sistematik kalite dalgalanmalarını affetmiyor.
Dolayısıyla gerek politika yapıcıların gerekse firmaların görevi, tüketicinin risk eşiğini sürekli izlemek, küçük ama birikimli ihlallerin büyük bir güven krizine dönüşmesini engellemektir. Eşik etkisinin anlaşılması, tüketicinin korunmasında olduğu kadar, ekonominin sürdürülebilirliği açısından da temel bir gereklilik haline gelmiştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.