ZAFER ÖZCİVAN
Köşe Yazarı
ZAFER ÖZCİVAN
 

LİDER EKONOMİLERDE YAŞLI NÜFUS ORANI

Küresel ekonomide güç dengeleri artık yalnızca üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları ya da sermaye birikimiyle belirlenmiyor. Demografi, özellikle de nüfusun yaşlanması, büyük ekonomilerin büyüme potansiyelini ve kamu maliyesini sessiz ama derin bir biçimde dönüştürüyor. Yaşlanan toplumlar, ekonomik büyümenin “doğal hızını” aşağı çekerken, sosyal devletin yükünü de ağırlaştırıyor. Bu infografik, Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) verileri ışığında, 2025 yılında nominal GSYİH büyüklüğüne göre dünyanın en büyük 30 ekonomisinde 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payını karşılaştırmalı olarak ele alıyor. Ortaya çıkan tablo, küresel ekonominin önümüzdeki on yıllarda neden daha düşük büyüme oranlarıyla karşı karşıya kalabileceğini açık biçimde gösteriyor. Yaşlanma: Refahın Bedeli mi, Yapısal Risk mi? Gelişmiş ekonomilerde yaşlı nüfus oranlarının yüksek olması tesadüf değil. Uzun yaşam süresi, gelişmiş sağlık sistemleri ve düşük doğurganlık oranları, bu ülkelerde nüfus piramidini tersine çevirmiş durumda. Japonya, Almanya, İtalya ve Fransa gibi ekonomilerde her dört ya da beş kişiden biri 65 yaşın üzerinde. Bu durum, bir yandan refah düzeyinin ve yaşam kalitesinin göstergesi olarak okunabilirken, diğer yandan büyüme açısından ciddi bir yapısal risk anlamına geliyor. Çalışma çağındaki nüfusun azalması, işgücü arzını daraltıyor; bu da üretim kapasitesini sınırlıyor. Verimlilik artışı yeterince güçlü değilse, ekonomik büyüme kaçınılmaz olarak yavaşlıyor. Nitekim son yıllarda birçok gelişmiş ekonomide görülen “düşük büyüme–yüksek kamu harcaması” sarmalı, büyük ölçüde bu demografik dönüşümle ilişkili. Kamu Maliyesi Üzerindeki Baskı Derinleşiyor Yaşlı nüfus oranındaki artışın en doğrudan etkisi, kamu maliyesi üzerinde hissediliyor. Emeklilik ödemeleri, sağlık harcamaları ve uzun dönemli bakım giderleri bütçelerde giderek daha büyük bir pay alıyor. Bu durum, kamu harcamalarının yapısını değiştirirken, eğitim, altyapı ve Ar-GE gibi geleceğe dönük alanlara ayrılabilecek kaynakları da daraltıyor. Birçok lider ekonomi bu baskıyı dengelemek için emeklilik yaşını yükseltme, prim gün sayısını artırma ve özel emeklilik sistemlerini teşvik etme yoluna gidiyor. Ancak infografikte de görüldüğü üzere, yaşlanma hızı o kadar yüksek ki, bu önlemler çoğu zaman gecikmeli ve sınırlı etki yaratıyor. ABD ve Çin: Aynı Lig, Farklı Demografi Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin, yaşlanma sürecini farklı patikalarda yaşıyor. ABD’de yaşlı nüfus oranı artış eğiliminde olsa da göç, nispeten daha yüksek doğurganlık ve esnek işgücü piyasası bu süreci yumuşatıyor. Bu nedenle ABD, demografik baskıyı daha yönetilebilir bir çerçevede tutabiliyor. Çin’de ise tablo daha kırılgan. Tek çocuk politikasının uzun vadeli etkileri, hızlı yaşlanma ve daralan çalışma çağındaki nüfusla birleşince, Çin ekonomisinin potansiyel büyüme hızını aşağı çekiyor. İnfografik, Çin’in hâlen birçok gelişmiş ülkenin altında bir yaşlı nüfus oranına sahip olduğunu gösterse de artış hızının çok daha yüksek olması, önümüzdeki yıllar için ciddi bir risk sinyali veriyor. Gelişmekte Olan Ekonomiler: Fırsat Penceresi Daralıyor Türkiye, Hindistan, Endonezya ve Meksika gibi büyük ekonomiler, infografikte görece daha düşük yaşlı nüfus oranlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu durum kalıcı bir avantaj değil. Nüfusun hızla yaşlandığı bu ülkelerde, demografik fırsat penceresi giderek daralıyor. Eğer genç ve çalışma çağındaki nüfus yeterince verimli istihdam edilemezse, yaşlanma gerçekleştiğinde ekonomik yük çok daha ağır hissedilecek. Bu açıdan bakıldığında, genç nüfus tek başına bir avantaj değil; eğitim, beceri ve verimlilikle desteklenmediğinde hızla kaybolan bir potansiyel anlamına geliyor. Sonuç: Demografi, Ekonomik Gücün Sessiz Belirleyicisi Bu infografik, küresel ekonominin geleceğine dair önemli bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor: Ekonomik büyüklük ne kadar yüksek olursa olsun, yaşlanan nüfus büyümenin doğal sınırlarını aşağı çekiyor. Önümüzdeki dönemde lider ekonomiler arasındaki farkı, yaşlanmayı ne kadar erken okuyup; işgücü, sosyal güvenlik ve verimlilik politikalarını ne kadar bütüncül biçimde yeniden tasarlayabildikleri belirleyecek. Kısacası, 21. yüzyılın ekonomik rekabeti yalnızca teknoloji ve sermaye üzerinden değil, demografiyi doğru yönetme kapasitesi üzerinden de şekillenecek.
Ekleme Tarihi: 23 Ocak 2026 -Cuma

LİDER EKONOMİLERDE YAŞLI NÜFUS ORANI

Küresel ekonomide güç dengeleri artık yalnızca üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları ya da sermaye birikimiyle belirlenmiyor. Demografi, özellikle de nüfusun yaşlanması, büyük ekonomilerin büyüme potansiyelini ve kamu maliyesini sessiz ama derin bir biçimde dönüştürüyor. Yaşlanan toplumlar, ekonomik büyümenin “doğal hızını” aşağı çekerken, sosyal devletin yükünü de ağırlaştırıyor.
Bu infografik, Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) verileri ışığında, 2025 yılında nominal GSYİH büyüklüğüne göre dünyanın en büyük 30 ekonomisinde 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payını karşılaştırmalı olarak ele alıyor. Ortaya çıkan tablo, küresel ekonominin önümüzdeki on yıllarda neden daha düşük büyüme oranlarıyla karşı karşıya kalabileceğini açık biçimde gösteriyor.
Yaşlanma: Refahın Bedeli mi, Yapısal Risk mi?
Gelişmiş ekonomilerde yaşlı nüfus oranlarının yüksek olması tesadüf değil. Uzun yaşam süresi, gelişmiş sağlık sistemleri ve düşük doğurganlık oranları, bu ülkelerde nüfus piramidini tersine çevirmiş durumda. Japonya, Almanya, İtalya ve Fransa gibi ekonomilerde her dört ya da beş kişiden biri 65 yaşın üzerinde. Bu durum, bir yandan refah düzeyinin ve yaşam kalitesinin göstergesi olarak okunabilirken, diğer yandan büyüme açısından ciddi bir yapısal risk anlamına geliyor.
Çalışma çağındaki nüfusun azalması, işgücü arzını daraltıyor; bu da üretim kapasitesini sınırlıyor. Verimlilik artışı yeterince güçlü değilse, ekonomik büyüme kaçınılmaz olarak yavaşlıyor. Nitekim son yıllarda birçok gelişmiş ekonomide görülen “düşük büyüme–yüksek kamu harcaması” sarmalı, büyük ölçüde bu demografik dönüşümle ilişkili.
Kamu Maliyesi Üzerindeki Baskı Derinleşiyor
Yaşlı nüfus oranındaki artışın en doğrudan etkisi, kamu maliyesi üzerinde hissediliyor. Emeklilik ödemeleri, sağlık harcamaları ve uzun dönemli bakım giderleri bütçelerde giderek daha büyük bir pay alıyor. Bu durum, kamu harcamalarının yapısını değiştirirken, eğitim, altyapı ve Ar-GE gibi geleceğe dönük alanlara ayrılabilecek kaynakları da daraltıyor.
Birçok lider ekonomi bu baskıyı dengelemek için emeklilik yaşını yükseltme, prim gün sayısını artırma ve özel emeklilik sistemlerini teşvik etme yoluna gidiyor. Ancak infografikte de görüldüğü üzere, yaşlanma hızı o kadar yüksek ki, bu önlemler çoğu zaman gecikmeli ve sınırlı etki yaratıyor.
ABD ve Çin: Aynı Lig, Farklı Demografi
Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin, yaşlanma sürecini farklı patikalarda yaşıyor. ABD’de yaşlı nüfus oranı artış eğiliminde olsa da göç, nispeten daha yüksek doğurganlık ve esnek işgücü piyasası bu süreci yumuşatıyor. Bu nedenle ABD, demografik baskıyı daha yönetilebilir bir çerçevede tutabiliyor.
Çin’de ise tablo daha kırılgan. Tek çocuk politikasının uzun vadeli etkileri, hızlı yaşlanma ve daralan çalışma çağındaki nüfusla birleşince, Çin ekonomisinin potansiyel büyüme hızını aşağı çekiyor. İnfografik, Çin’in hâlen birçok gelişmiş ülkenin altında bir yaşlı nüfus oranına sahip olduğunu gösterse de artış hızının çok daha yüksek olması, önümüzdeki yıllar için ciddi bir risk sinyali veriyor.
Gelişmekte Olan Ekonomiler: Fırsat Penceresi Daralıyor
Türkiye, Hindistan, Endonezya ve Meksika gibi büyük ekonomiler, infografikte görece daha düşük yaşlı nüfus oranlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu durum kalıcı bir avantaj değil. Nüfusun hızla yaşlandığı bu ülkelerde, demografik fırsat penceresi giderek daralıyor. Eğer genç ve çalışma çağındaki nüfus yeterince verimli istihdam edilemezse, yaşlanma gerçekleştiğinde ekonomik yük çok daha ağır hissedilecek.
Bu açıdan bakıldığında, genç nüfus tek başına bir avantaj değil; eğitim, beceri ve verimlilikle desteklenmediğinde hızla kaybolan bir potansiyel anlamına geliyor.
Sonuç: Demografi, Ekonomik Gücün Sessiz Belirleyicisi
Bu infografik, küresel ekonominin geleceğine dair önemli bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor: Ekonomik büyüklük ne kadar yüksek olursa olsun, yaşlanan nüfus büyümenin doğal sınırlarını aşağı çekiyor. Önümüzdeki dönemde lider ekonomiler arasındaki farkı, yaşlanmayı ne kadar erken okuyup; işgücü, sosyal güvenlik ve verimlilik politikalarını ne kadar bütüncül biçimde yeniden tasarlayabildikleri belirleyecek.
Kısacası, 21. yüzyılın ekonomik rekabeti yalnızca teknoloji ve sermaye üzerinden değil, demografiyi doğru yönetme kapasitesi üzerinden de şekillenecek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.